İmalattaki zayıflık girdi enflasyonu kaynaklı

İmalat sektörüyle enflasyon arasında ayrılmaz bir bağ var. Son yazılarımda bahsettiğim kur geçişgenliği bunlardan en önemlisi. Kur, imalatı pahalı hale getiriyorsa, yurt içinde enflasyonu yükseltmesinin yanında yurt içi talebi ve ihracatı da yavaşlatabiliyor. Neticede arzdaki sıkıntılar direkt talebe olumsuzluk şeklinde yansıyor.

2020 Aralık yüzde 25,15’lik üretici enflasyonu (ÜFE) ve arzdaki enflasyonun etkisiyle yüzde 14,60’a çıkan manşet enflasyon, dünkü yazımızdaki ifadeyle Mayıs’a kadar yükselişini sürdüreceğe benziyor.

Maliyet enflasyonu ile tüketici enflasyonu arasındaki yaklaşık 11 puanlık makasın geçişgenlikle kapanmadan Mayıs’a kadar etkili olacak. Kurdaki yüksek dalgalanma sebebiyle aslında üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki fark 2019 Nisan’dan bu yana gerçekleşen zirve.

***

Ana sanayi gruplarını analiz ettiğimizde aylık bazda yüzde 2,91’lik ara malı enflasyonu ve yüzde 2,86’lık enerji enflasyonu; imalatta ay bazında yüzde 2,67 fiyat artışı, 23 alt sektörde 20 sektörün enflasyonist baskıya uğradığının habercisi.

Bir bakıma tüketici enflasyonu trendini dik tutan; imalat sektörü… Ana metaller, kok, rafine petrol ürünleri ve gıda ürünleri maliyetleri artıran önde gelen baskın değerler. Aynı grup, yıllık çekirdek verilerini 100 baz puanlık artışla yüzde 14,31’e ulaştırmışsa, seyrin yılın ikinci yarısına kadar enflasyon ateşinin devam edeceğini fotoğraflıyor.

Anti parantez; son 15 yılda açık enflasyon hedeflemesine geçilmesinden bu yana TCMB, hedef enflasyonu 2020 itibariyle on ikinci defa tutturamadı. Tabii bu durum mektup sürecini ortaya çıkarıyor. Yani gerçekleşen enflasyon hedef tahmini dışında kalması dolayısıyla Merkez Bankası (TCMB) hükümete açık mektup yazacak.

***

Enflasyondaki yüksekliğin etkisi imalat PMI üzerinde rahatlıkla görülebiliyor. Kasım’da 51,4 olan İSO Türkiye İmalat PMI Aralık’ta 50,8’e geriledi. Son veri imalatta iyimserliğin devamını raporluyor ancak gerek ekonomideki sıkılaştırma ve gerekse enflasyondaki yükseliş faaliyetleri kısıtlıyor.

Virüste ikinci dalga ve mutasyon elbette imalat aktivitesini zayıflattı. Bu da siparişleri azaltıyor. Dolayısıyla söz konusu süreç imalat PMI verilerini aşağı çekiyor. İmalat sektöründe aktivite zayıflasa da üretimi desteklemek gayesiyle istihdam artışı ve satın alma faaliyetlerini artırması bizleri sevindiren iki müspet gelişme.

Söylediğim gibi bir tarafta TL’nin zayıflığı, talebe bağlı arz yetersizliği ve üretim maliyetlerindeki artış, enflasyonu Eylül 2018’den bu yana yüksek seviyeye çıkardı. Hatırlanacağı üzere 2018 Eylül’ünde aylık yüzde 6,30 ve yıllıkta yüzde 24,52’ye gelen enflasyon iş dünyası tarafından endişe ile karşılanmıştı.

***

Geniş çerçeveli analizimizde imalat sektörü ile enflasyonun birbirinden ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteren diğer argüman tedarik zinciri… Pandemi nedeniyle arz ve talebin önemli ayağı olan tedarik zincirindeki tıkanmalar, kur geçişgenliği kadar enflasyonist baskıyı da kuvvetlendiriyor.

Olayı biraz daha açarsak; gıda, tekstil, metal, giyim ve deri gibi on sektörün 8’inde girdi maliyetleri Kasım ayına göre artmışsa elbette üretimde, imalatta sıkıntılar oluşacak.

Nitekim tekstil ve metalde siparişlerle güçlü büyüme olmasına karşılık üretimde ivme kaybı yaşayan gıda, giyim ve deri sektörü sert bir yavaşlama trendine girdi.

Sadece ivme kaybıyla karşı karşıya gelen gıda, giyim ve deri sektörü değil. Elektrikli ve elektronik sektörü de 2 aydır daralma bölgesinde. Salgından en az olumsuz etkilenen sektör kimyasal, plastik ve kauçukta yavaşlama hızlandı.

***

Özetle; 2020 ikinci çeyrekte sert daralma, üçüncü çeyrekte “V” tipi toparlanmanın gözlendiği imalat ve hizmet sektörü öncü göstergeleri, 4. çeyrekte yavaşlama sinyalleri veriyor.

Her şeye rağmen reel sektör güven endeksi (RKGE) Aralık’ta 2,9 puan artarak 106,8’e çıktı ve bu 2018’den bu yana görülen en yüksek seviye. Malûmunuz ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik durumun iyimserliğine, 100’den küçük olması ise kötümserliğini gösteriyor.

İş dünyasının bu süreçte hakkını teslim etmek lâzım…

Birçok sektör çok az kârla ürün fiyatlarını yükseltmemek için stok dahil ellerindeki tüm imkânları seferber ettiler ve ekonomik etik adına iyi bir gelişme olarak gördüğümüz olayı piyasanın hizmetine sundular.

Demek istediğim şu ki, iş dünyası kur artışını tam anlamıyla ürün fiyatlarına yansıtmadı. Bu durum da yüksek görünmesine karşılık enflasyonda hız düşürdü.

Enflasyonun düşürülmesi ve üretimin artırılması sanki biraz da karşılıklı fedakârlıklara bağlı.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar