Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Kitapla yoğrulmak...


Mustafa Yürekli, anılarından yola çıkarak okumanın ve yazmanın amacının kitapla yoğrulmak olduğunu vurguluyor. Milletinin özünün devletin de özü olana, kendi medeniyetimizi kurana dek kitapla yoğrulmak..

Eylül ayıyla birlikte kültür dünyası, yayınevleri ve edebiyat çevreleri de hareketlenmeye başlar; eylül sanki kültür, sanat ve edebiyat dünyasının ilkbaharıdır.

Yaz sonu, üniversiteler, okullar açılır; yeni bir eğitim öğretim dönemine girilir. Eğitimdeki bu yeni döneme, sanki yeni bir kültür, sanat ve edebiyat hayatı da eşlik eder..Kültür dünyasında her yeni dönemde görülen canlanmanın bıraktığı bir izlenim olsa gerek, bu bendeki Eylül'ün kültür baharı olduğu kanaati.

12 Eylül askeri müdahalesi bile eylülün bende bıraktığı bu ?diriliş ayı' izlenimini yıkamadı.

MİLLETİMİZİN BAŞINA GELEN

Haziran sonunda yaylalara çıkardık. Belli bir plana göre üç ay içinde okuyacağım kitapları masa üstünde toplar, bir koli kitap götürürdüm, Toros dağının doruklarına, yaylalara. Yaz boyu, kitap okuyarak değerlendirirdim yalnızlığı.

Yeni bilgileri, düşünceleri ve duyguları arkadaşlarla paylaşamamak ne kadar kötüydü öyle, patlayacak gibi olurdum.

Yayladan dönüş, benim için bir başka güzeldi. Her ay düzenli bir şekilde gelen dergi ve kitap paketleri, yazın, çalışma odamdaki masa üzerinde yığılırdı. Evet, özlediğim de buydu: Yaş gününde hediye paketlerini açarken duyulan merak, sevinç ve coşkuyu daha şiddetli yaşamaktı bu. Paketlerinden çıkarıp dergi ve kitapları eline almak, kapaklarına merakla bakmak ve koşar adım sayfaları karıştırmak öyle hoştur ki. Bu, aynı zamanda, yeni eğitim öğretim dönemine, yeni kültür sanat dönemine sıkı başlamak anlamına gelirdi.

Türkiyeli gençler olarak, boğulduğumuz karanlıktan kurtulabilmek için kitaplara saldırıyorduk. Fikirler, adanmaya, uğruna ölmeye değerdi.

Evlatları olarak, milletimizin başına gelenin ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Tabi ki kurtuluş yolunu..

İNCELENMİŞ BİR HAYAT

20. yüzyılın son çeyreğine girerken, Türkiye'nin açmazı, insanın, milletin, devletin ve medeniyetin gerçek anlamda, varolamamasıydı. Milli Mücadele biteli yarım asır olmuştu ama bozgunu sona erdirmemişti.

Bir avuç Müslüman genç, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil'in kitaplarını okuyarak, insanın, milletin, devletin ve medeniyetin gerçek anlamda nasıl varolduğunu öğreniyorduk. Müslümanlık, dünyada ve ahirette bizi mutlu edecek, yaşanmaya değer bir hayat demekti.

İmam hatip liselerinde, ilahiyatlarda okuyan jönlerdik; hazırlandığımız hayatta, yani çekilecek yeni filimde, önemli rollerde oynayacak genç oyuncular olarak hissederdik kendimizi.

Bir jön, nasıl oyunculuk sözleşmesini imzalamadan önce, senaryoyu okur ve rolü beğendikten sonra oynama kararı verirse,, Bizler de incelenmiş bir hayatı yaşamayı, önemli roller üstlenmeyi, hem de baş rollere hazırlanmayı isterdik..

Okumak, hayatı, geçmiş, bugün ve gelecek boyutlarıyla, bir bütün olarak incelemek demekti bizim için..

KİTAPLA YOĞRULMAK

Biat I'i birkaç yıl elimden hiç düşürmedim; lisede de, üniversitede de başvuru kitabımdı, yazarlık kılavuzumdu. En az üç yaz, yaylalarda okudum, cümlelerinin altını kırmızı kalemle çizdiğim denemeleri. Nuri Pakdil, Biat I'de, Kur'an-ı Kerim'in, her şeyin temeli olduğunu açıkça belirtiyordu: ?Bir ulusun[1], bir devletin varoluşu, mutlaka bir temel kitaba, bu temel kitapla şartlanmış düşünceye, eyleme bağlıdır. Tıpkı kişi için olduğu gibi. Yani kişinin de varoluşu bir temel kitaba bağlı, seçip seçememesine bağlı'[2]dır. Bilinçle ve özgürce Kur'an-ı Kerim'i seçip bağlanmıştım, kişiliğimin de, yazarlığımın da temelinde o vardı artık.

Bizim devletimizin ve medeniyetimizin özü; "tek bir kitapla yoğurulmuştu. Uygarlığımızı, Batı uygarlığı önünde özgün kılan güç de temel kitaptan geliyordu. Bu temel kitap Kuran'dı." İnsanı, inancı, ulusu, kültürü ve devleti var kılan, diri tutan da buydu. Çünkü; zamanı tanıklığa çağırmaktaydı ve "Kuran'la.. niçin varolduğumuz sürekli açıklanır, anlatılır insana seçimin gereği, insanın kendi kendini kurduğu." Kur'an-ı Kerim, varoluş kitabıydı; kişiliğimizi ve kimliğimizi inşa ederken de, devlet ya da medeniyet kurarken de mutlak hakikat olan Kur'an-ı Kerim'e bağlı kalacaktık..

Varolmak, mutlak hakikate bağlanmaktı; kültür, Kur'an-ı Kerim'le hayat arasında bağlar kurmaktı. Dolayısıyla, hakikatten bağların kopması kültürsüzleşmekti. Nasıl bilinçli ve özgür bir şekilde Kur'an-ı Kerim'e bağlanarak Müslüman oluyorsak, aynı şekilde Kur'an-ı Kerim toplumun ortak paydasıydı ve ?halkı ulus durumuna getiren de, halkı büyük ulus yapan da, halkın inançlarıdır, halkın gönlündeki yüce değerlerdir.' (Bağımlılık Çemberini Kırmak) Bir halk vahiy kültürü olmadan ne millet olabilirdi, ne de devlet kurabilirdi. Medeniyet olmayınca devlet de olmazdı..

İşte, bütün bir tarihimiz boyunca, ?bu temel kitabın özümlenmesiyle oluşan düşünceye yerli düşünce, diyoruz. Ulusumuzun yerli düşünceyle canlı bir alış veriş içinde olduğu dönemler, tarihimizin en parlak dönemleridir.'

Kültür, sanat ve edebiyat, Kur'an-ı Kerim'i daha iyi anlamak ve hayatımızı onunla yoğurmak içindi.. , Toplumu Kitapla yoğurmaktı işi, kalem erbabının. Yerli düşünceyi canlandırmanın, kendi medeniyetimizi yeniden kurmanın ve milletin özünü devletin de özü kılmanın tek yoluydu, kitapla yoğrulmak.

Hakikate hizmet etmek ve özgürlüğü desteklemek için yazar olacaktık.. Kitapla yoğrulmak için okuyup yazıyorduk.. Yazacağımız kitaplarla, toplumu yoğuracaktık.

Kültür, sanat ve edebiyat uğraşısı, medeniyetin ve devletin temellerini atmaktı. İnsanı, hayatı, toplumu ve devleti kitapla yoğurmaktı, medeniyet kurmak. Böylece Kur'an-ı Kerim'i yeniden toplumun ve devletin temeli haline getirecektik.

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 


[1] Nuri Pakdil, ?ulus' kelimesini, millet, ümmet anlamında kullanır..

[2] Biat. Nuri Pakdil, Edebiyat Dergisi Yayınları: 5, Deneme Dizisi: 2, 112 sayfa, Ankara, Haziran l973.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.