Uygulamadaki "Dindar Nesil” Projesi, Geleneksel Dinî Bilgi Hiyerarşisinde Demokratikleşme ve Dijital Platformların Sosyal Dönüşü

Uygulamadaki "Dindar Nesil” Projesi, Geleneksel Dinî Bilgi Hiyerarşisinde Demokratikleşme ve Dijital Platformların Sosyal Dönüşü
Bu makale, bu paradoksal sonucun arka planındaki sosyolojik, teknolojik ve ahlaki dinamikleri, saha verileri ve teorik çerçeveler eşliğinde derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Uygulamadaki "Dindar Nesil” Projesi, Geleneksel Dinî Bilgi Hiyerarşisinde Demokratikleşme ve Dijital Platformların Sosyal Dönüşüme Etkisi

​The "Pious Generation" Project in Practice: Democratization in the Hierarchy of Traditional Religious Knowledge and the Impact of Digital Platforms on Social Transformation

H. Ali Erdoğan

Özet

Bu makale, Türkiye’de devlet eliyle yürütülen “dindar nesil” projesinin sosyolojik ve teknolojik dinamikler karşısında uğradığı aşınmayı ve dönüşümü kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Çalışma, toplumsal mühendislik çabalarının, hızlı kentleşme, dijitalleşme ve bireyselleşme gibi küresel akımlar karşısında nasıl bir direnç ve paradoksla karşılaştığını ortaya koymaktadır. Geleneksel dinî otoritenin dijital platformlarda parçalanan hiyerarşisi, ahlakî derinlikten yoksun görsel dindarlığın yarattığı temsil ve meşruiyet krizi ve bu sürecin bir çıktısı olarak Z kuşağında gözlemlenen sekülerleşme, deizm ve kurumsal dinden kopuş (disaffiliation) eğilimleri saha araştırma (sosyal gözlem) verileri ışığında incelenmektedir. Ayrıca, klasik dindarlık formlarından uzaklaşan gençliğin, dinî değerleri seküler bir kimlik unsuru olarak “milliyetçilik” ile harmanladığı “yeni dini milliyetçilik” olgusu, saha araştırmaları ve sosyolojik analizlerle tartışılmaktadır. Makale, niceliksel yatırımlarla niteliksel çöküş arasındaki uçuruma dikkat çekerek, projenin toplumsal bir iflasa dönüşümünün anatomisini çıkarmayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Dindar Nesil, Z Kuşağı, Dinî Milliyetçilik, Sekülerleşme, Deizm, Dijitalleşme, Ahlakî Yozlaşma, Toplumsal Mühendislik.

Abstract

This article provides a comprehensive analysis of the erosion and transformation of the state-led“pious generation” project in Turkey in the face of sociological and technological dynamics. The study reveals how social engineering efforts have encountered resistance and paradoxes against global trends such as rapid urbanization, digitalization, and individualization. It examines the fragmented hierarchy of traditional religious authority on digital platforms, the crisis of representation and legitimacy created by visual religiosity devoid of moral depth, and the resulting trends of secularization, deism, and disaffiliation from institutional religion observed in Generation Z, based on empirical data. Furthermore, the phenomenon of “new religious nationalism,” where youth distancing themselves from classical forms of religiosity blend religious values with nationalism as a secular identity element, is discussed through field research and sociological analyses. Highlighting the chasm between quantitative investments and qualitative decline, the article aims to dissect the anatomy of the project’s transformation into a societal bankruptcy.

Keywords: Pious Generation, Generation Z, Religious Nationalism, Secularization, Deism, Digitalization, Moral Decay, Social Engineering.

1. Giriş: Bir Toplumsal Mühendislik Ütopyasının Paradoksları

Türkiye’nin son yirmi yıla damgasını vuran “dindar nesil” projesi, siyasal iradenin toplumu yeniden şekillendirme arzusunun en iddialı ve kapsamlı örneklerinden biridir. Ancak bu proje, sadece eğitim müfredatı ve kurumsal dinî yapıları hedef alan dar bir perspektifle ilerlerken; hızlı şehirleşme, göçün yol açtığı “kültürel köylülük” travması, küresel dijitalleşme ve bireyselleşme gibi devasa sosyolojik akımları yönetmekte, anlamakta ve ona cevap vermekte tamamen yetersiz kalmıştır. Bugün gelinen noktada, devletin tüm kurumsal imkanlarını seferber etmesine rağmen, KONDA gibi araştırma şirketlerinin verileri, toplumun daha seküler bir çizgiye yöneldiğini göstermektedir. Ortaya çıkan tablo, kurumsal dinden kopan ancak kimlik arayışını “dinî milliyetçilik” üzerinden kurgulayan, inançla ilişkisi bireyselleşmiş ve sığlaşmış hibrit bir gençlik profilidir. Bu makale, bu paradoksal sonucun arka planındaki sosyolojik, teknolojik ve ahlaki dinamikleri, saha verileri ve teorik çerçeveler eşliğinde derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır.

2. Kültürel Köylülükten Kentli Bireye: Modernizasyonun Açmazı

Projenin temel çelişkilerinden biri, iktidar erkinin ve onun tasavvur ettiği dindarlık modelinin bir “kültürel köylülük” aşamasını aşamamasında yatmaktadır. Bu durum, şehrin rasyonel, çoğulcu, kozmopolit ve bireyci yapısını doğru okumasını engellemiştir.

· Göç ve Sıkışmış Kimlikler: Şehirlerin varoşlarında veya yeni kentsel mahallelerde büyüyen yeni nesil, ailenin köyden taşıdığı geleneksel din anlatısı ile modern kentin sunduğu bireysel özgürlükler, tüketim olanakları ve farklı yaşam tarzları arasında derin bir ikileme sıkışmıştır.

· Kapalı Devre Eğitimin Ters Tepkisi: Proje, bu gençliği İmam-Hatip Okulları ve belirli cemaat yapıları gibi görece kapalı devre eğitim ve sosyalleşme ağlarında tutmaya ve homojenleştirmeye çalışmıştır. Ancak, bu yapılar rasyonel sorgulamaya, eleştirel düşünceye ve evrensel etik temelli bir din dili geliştirmeye izin vermediği için, özellikle dijital dünyaya erişimi olan gençlerde ciddi bir tepki ve güven kaybı yaratmıştır.

· Devlet ile Toplum Arasındaki Uçurum: Din sosyoloğu Doç. Dr. Volkan Ertit’in de vurguladığı gibi, Türkiye’de devletin daha dindar bir görünüm kazanması ile toplumun sekülerleşme eğilimi aynı anda gözlemlenebilen bir olgudur. “Dindar nesil” politikaları, devletin dindarlaşmasının bir aracı iken, toplum – özellikle genç nüfus – modernleşmenin doğal seyri ve devletin tek tipci din politikalarına bir tepki olarak sekülerleşmektedir. Bu, projenin temel varsayımlarından birinin çöküşüdür.

3. Dijital Çağda Dinî Otoritenin Parçalanması Ve Temsil Krizi

Dijitalleşme, dinî bilgi ve otoritenin doğasını kökten değiştirmiştir. Geleneksel, hiyerarşik, top-down (yukarıdan aşağıya) bilgi akışı, yatay, ağ tabanlı ve çoğulcu bir yapıya dönüşmüştür.

Dinî Otoritenin Sosyal Medyadaki Temsili ve Yaşanan Kriz:

1. Samimiyet ve Tutarsızlık Sorgulaması:

Sosyal medyanın şeffaflığı, dinî figürlerin (vaizler, tarikat liderleri, dini içerik üreticileri) gündelik yaşamlarını görünür kılmıştır. Güç ve sermaye ile eklemlenen bu figürlerin şatafatlı yaşamları, gençler nezdinde dindarlığın bir “çıkar aygıtı”, “ticarî marka” (helal sertifika v.b) veya iktidara yakın olmanın bir yolu olarak kodlanmasına yol açmıştır. Nurettin Topçu’nun “ahlak davası” vurgusunun aksine, dindarlık bir “güç ve imtiyaz enstrümanı”na dönüşmüştür.

2. Otoritenin Demokratikleşmesi ve Parçalanması:

Gençler, dinî konularda artık tek bir hocanın, medresenin, cemaatin veya kurumun tekelindeki bilgiye bağımlı kalmamaktadır. İnternet ve sosyal medyada farklı, hatta zıt dinî yorumlara, eleştirel sorulara ve felsefî itirazlara saniyeler içinde ulaşabilmektedir. Bu, gençlerin kendi “melez” veya “bireyselleşmiş” inanç sistemlerini oluşturmalarına olanak tanımakta, ancak aynı zamanda dinî bilgiyi yüzeyselleştirip meta'laştırmaktadır.

3. Influencer (sosyal medya fenomenliği) Kültürü ve Yabancılaşma:

Z kuşağı, dini ve kültürel değerler konusunda geleneksel otoritelerden çok, takip ettikleri sosyal medya influencer’larından etkilenmektedir. Yapılan bir araştırma, özellikle yabancı influencer’ları takip eden gençlerin, kendi kültür ve dinlerine yabancılaşma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu durum, dijital dünyanın geleneksel dinî-kültürel sınırları nasıl aşındırdığının bir göstergesidir.

4. Z Kuşağında Din Algısının Dönüşümü: Sekülerleşme, Deizm Ve Yeni Dinî Milliyetçilik

Saha araştırmaları ve anket verileri, Z kuşağında geleneksel ibadet pratiklerinin (namaz, oruç vb.) ve kurumsal dine bağlılığın azaldığını, ancak “Müslüman-Türk” kimliğine olan aidiyetin farklı, sekülerleşmiş bir formda devam ettiğini göstermektedir.

Z Kuşağında Gözlemlenen Dinî Eğilimler:

* Sekülerleşme ve Kurumsal Dinden Kopuş (Disaffiliation)

· Tanım: Geleneksel dinî kurumlara, pratiklere ve inançlara katılımın azalması.

· Bulgu: KONDA araştırmasına göre, kendini “dindar” olarak tanımlayanların oranı 2008'de %55 iken 2025'te %46'ya gerilemiştir. “Ateist veya inançsız” diyenlerin oranı ise aynı dönemde %2'den %8'e yükselmiştir.

· Dinamikler: Tek tip dinî anlayış dayatmasına tepki, ahlakî çifte standartlar, bireysel özgürlük arayışı.

* Deizm ve Bireyselleşmiş İnanç

· Tanım: Yaratıcı bir tanrıya inanmak, ancak kurumsal dinlere, vahye ve peygamberlere mesafeli durmak.

· Bulgu: İlahiyat öğrencileri dahil gençler arasında yaygınlığı dinî çevrelerce de dile getirilen bir eğilim.

· Dinamikler: Rasyonel sorgulama, dini otorite ve kurumlara duyulan güvensizlik, bireyin inancını kendi aklıyla kurma isteği.

* Yeni Dinî Milliyetçilik (Sekülerleşmiş Din)

· Tanım: İslam'ın teolojik bir sistem olarak değil, milli kimliğin kültürel ve sembolik bir parçası olarak benimsenmesi.

· Bulgu: Geleneksel ibadetlere katılmayan gençlerin, İslam'ı Türklükle özdeşleştirerek savunması.

· Dinamikler: Kimlik arayışı, dış gruplara (dış güçler, göçmenler) karşı savunma refleksi, kültürel mirasa sahip çıkma.

* Postmodern/Yüzeysel Dindarlık

· Tanım: Dinî sembollerin kişisel imaj veya yaşam tarzı oluşturmak için tüketilmesi; inançtan ziyade gösterişe dayalı.

· Bulgu: Dinî içeriğin sosyal medyada sığ, estetize edilmiş ve pazarlanabilir bir formda yaygınlaşması.

· Dinamikler: Tüketim kültürü, sosyal medya etkisi, görsel vurgu.

Yeni Dinî Milliyetçilik Olgusu ve İşlevleri:

Bu dönüşümün en çarpıcı tezahürü, “yeni dinî milliyetçilik”tir. Burada din, teolojik ve ahlakî bir yaşayış sistemi olmaktan çıkarak, tamamen seküler ve siyasi bir kimlik inşasının malzemesi haline gelir.

· Sekülerleşmiş Din: Gençler için İslam, inanç ve ibadet boyutunu kaybederek, “Türk” milli kimliğinin ayrılmaz ve vazgeçilmez bir kültürel parçası olarak algılanmaktadır. Bu, tamamen dünyevi (seküler) bir aidiyet düzlemidir.

· Tepkisel ve Savunmacı Milliyetçilik: Kurumsal dinden, cemaat yapılarından ve onların ahlakî taleplerinden uzaklaşan gençlik, bir sığınak ve kimlik dayanağı olarak “dinî milliyetçiliği” seçmektedir. Burada din, dış güçlere, göçmenlere veya kültürel tehditlere karşı ideolojik bir “savunma kalkanı” ve “üst kimlik” olarak işlev görür.

· Deizm ile Milliyetçiliğin İlginç Kesişimi: Kendisini deist veya agnostik olarak tanımlayan birçok genç, Türk kültür ve medeniyetinin bir parçası olduğu gerekçesiyle İslamî sembollere, camilere veya tarihe sahip çıkmaktadır. Bu durum, inancın teolojik derinliğini ve normatif gücünü tamamen yitirip, kültürel ve ideolojik bir göstergeye dönüştüğünün kanıtıdır.

5. İktidar-Sermaye-Din Sarmalı Ve Ahlakî Çürümenin Yıkıcı Etkisi

“Dindar nesil” projesinin önündeki belki de en aşılması zor engel, “ahlakî çürüme” veya “manevi iflas” olarak adlandırılabilecek olgudur. Devletin ve iktidar partisinin din ile kurduğu araçsal ilişki, dindarlığı bir “çıkar aracı”na dönüştürmüştür.

· Görsel Dindarlığın Arkasındaki Çifte Standartlar: Dindar kimliğiyle öne çıkan siyasiler, bürokratlar veya iş adamlarının, liyakatsiz atamalar, yolsuzluk iddiaları, kamu kaynaklarının şahsî menfaate kullanılması (kul hakkı ihlali) gibi olaylarla anılması, gençlerin adalet ve eşitlik duygusunu derinden zedelemiştir. Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” düsturunun kolektif ihlali, dindarlığın manevî bir terakki aracı değil, yükselmek için takılan bir “maske” olduğu algısını yol açmıştır.

· Sonuç: Bu ahlakî kredinin erimesi, gençliği dinî özden tamamen uzaklaştırmakta, onları ya bireysel ve derin bir sekülerleşmeye ya da tepkisel ve sığ bir dinî milliyetçiliğe itmektedir. Gençlerin nezdinde din, bir “güvenilirlik” ve “erdem” kaynağı olma statüsünü kaybetmiştir.

6. Eleştirel Sonuç Ve Politika Önerileri: Bir İflasın Anatomisinden Çıkarılacak Dersler

Mevcut tablo, “dindar nesil yetiştirme” idealinin, hedef kitlesi olan gençliğin zihin dünyasında “kurumsal dinden kopuş” (disaffiliation) ve “sekülerleşmiş kimlik arayışı” ile sonuçlandığını göstermektedir. İmam Hatip Okulu sayılarındaki ve Diyanet bütçesindeki niceliksel artış, toplumda gözlemlenen niteliksel ahlakî derinliğin ve samimi inancın çöküşünü önlemeye yetmemektedir.

Temel Bulguların Özeti:

1. Sekülerleşme ve İnançsızlık Artıyor: Kendini “dindar” tanımlayanların oranı düşerken, “ateist/inançsız” diyenlerin oranı dört katına çıkmıştır.

2. Din, Kimliğin Kültürel Bir Aksesuarına Dönüşüyor: Din, teolojik bir inanç sistemi olmaktan çıkıp, özellikle gençler arasında “milli kimlik”in seküler bir parçası haline gelmiştir.

3. Dijital Ortam Geleneksel Otoriteyi Yenilgiye Uğrattı: Dinî otorite, dijital yerlilerin (digital natives) sorgulayıcı, çoğulcu ve hızlı diline ayak uyduramamış; otoriter ve tekelci dilini sürdürerek inandırıcılığını ve gençlerle bağını büyük oranda kaybetmiştir.

4. Ahlak-Temsil Kopukluğu Yıkıcı Oldu: Dindar kimlikle özdeşleşen figürlerin sergilediği ahlaki zaaflar ve çifte standartlar, dindarlığın toplumsal “güvenilirlik” statüsünü tahrip etmiştir.

Sonuç

Politika ve Yeniden İnşa Önerileri:

Siyasal erkin ve dinî kurumların,“tek tip nesil” dayatmasından köklü bir şekilde vazgeçmesi şarttır. Din, bir iktidar, kimlik savaşı ve toplumsal kontrol aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun yerine:

· Liyakat ve Adalet Vurgusu: Din, evrensel ahlak, liyakat, şeffaflık ve adalet ilkeleriyle barışık bir zemine çekilmeli. Kamuda her alanda liyakat, dindarlığın önünde temel kriter olarak kabul edilmelidir.

· Dinî Temsilin Bağımsızlığı: Dinî kurumlar, siyasi iktidarın onay makamı veya sözcüsü olmaktan kurtarılmalı, toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede duran, bağımsız manevi rehberlik kurumları haline gelmelidir.

· Özgürlükçü ve Sorgulayıcı Din Eğitimi: Din eğitimi, taklidi (ezberci) imandan tahkiki (sorgulayıcı, araştırmacı) imana geçişi teşvik eden, felsefi ve etik boyutu güçlü, eleştirel düşünceye açık bir formata kavuşturulmalıdır.

· Samimiyetin İhyası: Toplumsal güvenin yeniden tesisi için, dinî söylem ile fiiliyat arasındaki uçurum kapatılmalıdır. Din, basamak yapanların değil, samimiyetle yaşayanların elinde yeniden saygınlık kazanabilir.

Aksi takdirde, yükselen “yeni dinî milliyetçilik”, sunduğu ahlakî derinlik ve kapsayıcılık eksikliği nedeniyle, toplumsal kutuplaşmayı ve yabancılaşmayı derinleştiren, içi boş bir kabuk olarak kalmaya mahkum olacaktır. Türkiye’nin ihtiyacı, daha fazla dinî propaganda veya zorunlu din dersi değil, din ve vicdan özgürlüğünü gerçek anlamda garanti altına alan, bireyi ve ahlakı merkeze koyan köklü bir zihniyet dönüşümüdür.

Dipnotlar

[1] Heidi Campbell, When Religion Meets New Media, Routledge, 2010, s. 72.

[2] Saha verileri ve analiz için bkz. Volkan Ertit, Sekülerleşme Teorisi, Liberte, 2019, s. 160-175.

[3] KONDA Araştırma, “Hayat Tarzları Araştırması”, Ekim 2024. Bulgular için bkz. .

[4] Nurettin Topçu, İslam ve İnsan, Dergah Yayınları, 2018, s. 144.

[5] Din sosyoloğu Doç. Dr. Volkan Ertit ile röportaj, Euronews Türkçe, Şubat 2025. Analiz için bkz. .

[6] “Z Kuşağı ve Influencer Etkileşiminin Dini ve Kültürel Değerler Kapsamında Değerlendirilmesi”, akademik araştırma makalesi. Bulgular için bkz. .

[7] Fatma Yıldız, “Dindar Nesil Paradoksu: Bir Toplumsal Mühendislik Projesinin Sosyolojik İflası”, analiz yazısı. Argümanlar için bkz. .

[8] Abdullah Özbolat, “Postmodern Dünyada Din: Yaygınlaşan Dinsellik, Yüzeyselleşen Dindarlık”, İslami Araştırmalar Dergisi, Cilt 28, Sayı 3, 2017. Teorik çerçeve için bkz. .

Kaynakça

· Arıcan, Sümeyra ve Arıcı, Handan. “Sosyal Medyanın Gençlerin Din Algısına Etkileri.” Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 8/2 (Aralık 2021), 1062-1106.

· Campbell, Heidi. When Religion Meets New Media. Londra: Routledge, 2010.

· “Cumhuriyet’ten ‘Yeni Türkiye’ye: Diyanet’in Dönüşümü.” Kadın Vardiyası dosyası.

· Ertit, Volkan. Sekülerleşme Teorisi. İstanbul: Liberte Yayınları, 2019.

· KONDA Araştırma. Gençlik Araştırması: Gelecek Beklentileri, Değerler ve Kimlikler. 2023.

· KONDA Araştırma. “Hayat Tarzları Araştırması.” Ekim 2024.

· Mardin, Şerif. Türkiye’de Din ve Siyaset. İstanbul: İletişim Yayınları, 1991.

· Özbolat, Abdullah. “Postmodern Dünyada Din: Yaygınlaşan Dinsellik, Yüzeyselleşen Dindarlık.” İslami Araştırmalar Dergisi 28/3 (2017).

· Topçu, Nurettin. İslam ve İnsan. İstanbul: Dergah Yayınları, 2018.

· Yıldız, Fatma. “Dindar Nesil Paradoksu: Bir Toplumsal Mühendislik Projesinin Sosyolojik İflası.” Meridyen Haber.

· “Z Kuşağı ve Influencer Etkileşiminin Dini ve Kültürel Değerler Kapsamında Değerlendirilmesi.” Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi.

· Euronews Türkçe. “‘Dindar nesil’ politikaları gençlik duvarını neden aşamıyor?” (Doç. Dr. Volkan Ertit röportajı), Şubat 2025.

Kaynak:Adanapost

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.