Liberalizm hangi sürece evriliyor?

Pandemi; siyasi, sosyal ve iş hayatının önemli bir kısmını değiştirdi… Bundan sonra diğer süreçleri topyekun dönüştürmeye aday… Virüs salgınıyla dünyaya yayılan baskılar, sanki değişim ve dönüşümde daha agresif olmayı zorluyor.

Müspet veya menfi değişim, devletlerin işleyişini nasıl ve ne kadar etkileyecek, sorulması gereken soru bugün bu! Kapitalizmin evrildiği günümüzde yaklaşık bir asırdır ülkelere dayatılan ulus devlet ve refah devleti nasıl şekil alacak, bunlar düşündüren konular…

Sistemin müesseseleri; kapitalizmin ulus devlet ile beraber olmazsa olması refah devletini ekonomiye hantallık verdiği gerekçesiyle sert eleştiren liberallere rağmen tepkilere aldırış etmeden reformlarla sosyal güvenlik harcamalarını yükselttiler fakat refah devleti bugün koronavirüs salgınına karşı büyük zorluklar yaşıyor.

Devletler, öncelikle sağlık sistemiyle vatandaşına karşı ciddi sınav verirken pandemi sebebiyle asayiş konusunda  gözaltı vaziyetinde. Her şeyden önemlisi söz konusu süreçte artan ekonomik daralma ve işsizlik hükümetleri fevkalade rahatsız ediyor.

***

Birçok liberal devletin bahsettiğim hususlarda zorlandığını hatta refah devletini dahi rafa kaldırmanın hesaplarını yaptıklarını öngörenler var. Şayet hükümetler giderek derinleşen ekonomik sıkıntıları, demografik dönüşümü, sosyal değişimi ve çevreyi refahın gerisinde bırakırsa liberalizmin bir bacağı kopacak. Diğer bacak ulus devlet tek başına ne yapabilir, o da ayrı bir mevzu!

Demek istediğim, en temel sağlık ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, hastane ve huzurevlerinde binlerce insanını ölüme terk eden, bırakın sokağı insanları evinde bile hasta yapan zengin ülkelerin bırakın liberalliğini, insanlığı kalmamış…

Refah devleti sorgulanmaya başlandı bile. Devlet artık rejimin selameti açısından refah ile birlikte sosyal devlet olgusunu önceliyor ama gücü yok. Karşı taraf ise refahın dağıtılması için hükümetlerin aile, sivil toplum kuruluşları ve piyasa ile çok sıkı işbirliğine gitmesini ve beraberinde ulusal refah değil küresel refah rejimine angaje olmasını istiyor. Sokakların bugünkü sesi “Adalet olmadan barış olmaz”…

***

Dolayısıyla ulus devletlerin, küresel salgının yol açtığı sorunların altında kalma ihtimali fazla. Nitekim malum ülkeler ‘Harç bitti yapı paydos’ der gibi sanki diktaya doğru özenen bir sistem değişikliğine göz kırpıyor.

Evet liberalizmin refah devleti, pandemi karşısında pes ettiği apaçık belli… Bundan sonra ulusal refah devleti ötesinde küresel refah rejimine ihtiyaç olduğuna dair izlenimler var.

Koronavirüs pandemisi ile gelinen noktada Türkiye diğer ülkelerde zafiyet oluşturan ekonomik ve toplumsal değişimler ve demografik riskler ile karşı karşıya kalabilir. Olumsuzluklara düşmemek; söz konusu rejimlerin yaptıkları hatalardan dersler çıkarıp, doğru uygulamalar geliştirmeye bağlı.

***

Konya Sanayi Odası Mayıs’ta koronavirüs ile ilgili ekonomik ve sosyal durum için bir anket yapmış… Ankette 2020 yılının geçen yıldan daha iyi olacağını söyleyenlerin oranı yüzde 21. Yüzde 27 ise bu yılın 2019 yılı ile aynı ocağını söylemiş. Yüzde 51’i ise “2019 yılından daha kötü bir yıl bekliyorum” cevabını vermiş.

Yine ankette öncelik sorunlar sorulmuş… Yüzde 20 çoğunluk piyasalardaki durgunluğa işaret etmiş… İkinci sırada yüzde 18 ile nakit sıkıntısı, üçüncü sırada yüzde 16 ile girdi maliyetlerindeki artış, aynı oranlarda talep yetersizliği ve devamında dış ticaret pazarında daralma, nitelikli eleman, üretimde yavaşlama şıkları işaretlenmiş.

Ankette pandemi sonrası süreç unutulmamış… Katılanların yüzde 46’sı durgunluk, yüzde 26’sı belirsizlik, yüzde 19’u büyüme, yüzde 10’u ise küçülme öngördüklerini söylemişler.

Söz konusu süreçte gelirler de sorulmuş… Katılımcıların yüzde 60’ı gelirlerinin düştüğünü, yüzde 9’unun gelirde artış beklediklerini, yüzde 31’i ise bir değişme olmayacağını söylemişler.

Katılımcılar endişe duydukları gelişmeyi de; yüzde 27’si ödemeler dengesi, yüzde 20’si sağlık, yüzde 17’si uluslar arası ticaret, yüzde 15’i müşteri kaybı ve aynı oranda tedarik zincirindeki aksamalar ile fon bulamama şeklinde göstermişler.

Katılımcıların yüzde 74’ü ülkenin en önemli sorununun ekonomi olduğunu belirtirken ikinci olarak yüzde 15 ile işsizlik ve yüzde 2 ile siyasi istikrarsızlığı sıralamışlar.

Konya Sanayi Odası’nın yaptığı bu küçücük anket bile pandemiye dair fotoğrafı ortaya koyuyor.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar