Mavera'nın önderliği


 

Ekrem Erdem'in genel başkanı olduğu Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği'nin yayınladığı Dil ve Edebiyat dergisi, Kasım sayısını ?Mavera Dergisi Özel Sayısı? olarak çıkardı.

Genel Yayın Yönetmeni Üzeyir İlbak'ın Rasim Özdenören ve Atasoy Müftüoğlu'yla yaptığı söyleşilerle, Nazif Gürdğan, Mustafa Özçelik, Mustafa Miyasoğlu, Mustafa Yürekli, Mehmet Atilla Maraş, Ömer Lekesiz, Nurettin Durman, Hüseyin Yorulmaz ve Zafer Acar'ın yazılarıyla dikkat çekiyor, bu sayı. Mustafa Yürekli, Dil ve Edebiyat'ın ?Mavera Dergisi Özel Sayısı' sayısına ?Kelimeler Andı Bekler' şiiriyle ve ?Mavera'nın Önderliği ve Cahit Zarifoğlu' yazısıyla katkıda bulundu.

Toplumun sosyal ve siyasal gelişiminin en rahat izlenebildiği tarihi belgeler olan dergiler, yazar kadroları sayesinde, okuyucuyla ve toplumla sürekli etkileşim halindedir; hayata seyirci değil, tam tersine yaşanan hayatın bir parçası olurlar.

Sırat-ı Müstakim, Sebilü'r Reşat, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Yönelişler dergilerinin her biri, hayatın tam içinde, canlı, duyarlı ve etkin bir dergi olarak yayın hayatını sürdürdüler.

Sırat-ı Müstakim ve Sebilü'r Reşat, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e geçişte (1908 -1925), medeniyetimizi beklediler. Büyük Doğu, tek parti diktatörlüğünden çok partili hayata, demokrasiye geçişte (1943 - 1978), Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Yönelişler de darbeler döneminde (1960 - 1990) medeniyetimizi savundular..

Her bir dergi, bir avuç yazar kadrosuyla İslam düşüncesinin ve sanatının savunulduğu direniş kalesi oldu.

Ben, Mavera dergisinin yazı kadrosunda sanat hayatına başladım. İlk temasım, Cahit Zarifoğlu'yla mektuplaşmaydı; Müslümanların Adana'da ve Erzurum'da oluşturdukları kültür, sanat ve edebiyat çevrelerine onun referansıyla girdim.

Okuyarak, yazarak ve yüz yüze görüşerek geliştirdiğim Cahit Zarifoğlu'yla ilişkim, edebiyat uğraşıma ciddiyet, düzey ve verimlilik kazandırdı.

Akif İnan ve Atasoy Müftüoğlu'yla konferans için geldikleri Adana'da, 1970'li yılların sonunda tanıştık; ilgilerini ve desteklerini benden hiçbir zaman esirgemediler.

Erzurum'daki Mavera çevresinden Beşir Atalay ve Mustafa Çelik'in dostlukları, hayatım boyunca sığındığım liman oldu.

Erdem Beyazıt'ın referans mektubuyla 1988'de Bahri Zengin'e gittim; kısa bir süreliğine Akabe Yayınevi'nin ve Mavera dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendim.

Rasim Özdenören'le DPT'de, The Marmara'da ve Kanal 7'de yaptığımız sohbetleri hiç unutamam.

İstanbul'a taşındığım dönemde Ali Haydar Haksal'ın ve Şaban Abak'ın kardeşlikleri sayesinde kendimi hiç yalnız hissetmedim. Burada adını sayamadığım nice yazar ve şair ile Mavera çevresinde tanışıp dost olduk..

60 ve 70 kuşaklarının çıkardığı Mavera dergisi, 80 kuşağı Müslüman şair ve yazarların önderliğini yaptı. Dünya güçleriyle, işbirlikçilerle, yabancılaşmayla edebiyat üzerinden hesaplaşmanın güzel örneklerini verdi. Edebiyatın direnişinde, değerli bir kale oldu Mavera.

(Devam edecek..)

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.