Piyasaya usta işi ekonomi dersi

Merkez Bankası'nın "piyasalara usta işi ekonomi dersi" niteliğindeki hamleleri sürüyor. Politika faizini yüzde 8,25'te sabit tutup banka zorunlu karşılıklarını artıran, uzun vadeli geleneksel yöntemli repo ihaleleriyle piyasayı soğutan Merkez Bankası (TCMB) sıkılaştırma adımlarını döviz karşılığı TL swap piyasasına taşıdı.

Murat Uysal başkanlığındaki Merkez Bankası (TCMB) makro ihtiyati politikaları piyasanın alışkın olmadığı metotlarla uygulayarak makro finansal istikrara sürdürülebilirlik kazandırıyor. Oynaklık karşısında nasıl bir hamle geleceğini kestiremeyen piyasalar TCMB’nin politikalarına boyun eğmek zorunda kalıyor. Salgına bağlı enflasyonist ve çekirdek verilerdeki yüksekliğe karşı maliye politikaları desteğinde modeller geliştireceği de tahmin edilen TCMB’nin yılın ikinci yarısının tamamında dezenflasyonist bir ortam oluşturmada etkin rol oynayacağı gözleniyor.

Söz konusu kapsamda Merkez Bankası’nın “piyasalara usta işi ekonomi dersi” niteliğindeki hamleleri sürüyor. Ağustos Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 8,25’te sabit tutup banka zorunlu karşılıklarını artıran, uzun vadeli geleneksel yöntemli repo ihaleleriyle piyasayı soğutan Merkez Bankası (TCMB) sıkılaştırma adımlarını döviz karşılığı TL swap piyasasına taşıdı.

Yeni nesil uygulamalar

Makro ihtiyati politika araçları olan “tanımlama ve izleme ve operasyonel araçlar”la piyasaları iyi analiz edip yerinde müdahalelerle istikrarı sağlamada aktif politikalar üreten TCMB,  sistemik riskin finansal sistem ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlıyor. Finans sisteminde birbirine bağımlılıktan ortaya çıkabilecek kırılganlıkları kontrol edip iflas etmesine izin verilemeyecek kilit kuruluşları tespit eden banka, kredi ve varlık fiyatları arasındaki çevrimsel döngüyü azaltarak yoğun kaldıraç kullanımına müsaade etmiyor ve sürdürülebilir olmayan kaynaklardan fonlamayı kısma yoluyla zaman içinde oluşabilecek kırılganlıkları engelliyor. Söz konusu hamlelerin piyasa şartları dahilinde ancak geleneksel yöntemlerin “yenil nesil uygulamalar” şeklinde hayata geçtiği gözleniyor.

Politika sahasında piyasa araçlarını en faal şekilde kullanmaktan çekinmeyen TCMB için birinci görevi olan fiyat istikrarı yani enflasyon konusunda farklı metotlar geliştirileceği öngörüleri yapılıyor. Merkez Bankası, 20 Ağustos’ta gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında salgına bağlı birim maliyet artışlarına ilave olarak döviz kuru ve kredilerde yaşanan büyümelerle talep yönlü dezenflasyonist etkilerin sınırlandığına ve çekirdek enflasyon göstergelerindeki yükselişe karşı uygun politika araçlarının sahaya sürüleceğine işaret ediyor.

Politika faizi değişmez

TCMB, arz yönlü olumsuz etkileyen unsurların kademeli olarak normalleşmesiyle yürütülen mevcut politikanın daha da güçleneceğini ve makro finansal istikrarı destekleyeceğini bildiriyor ve yüzde 8,25’lik politika faizinden taviz verilmeyeceğine vurgu yapıyor.

Söz konusu durum, birçok ekonomist ve analist tarafından geleneksel müdahale araçlarının alışılagelmiş yöntemlerin dışında farklı modellerle uygulanmasını ve agresif dalgalanan piyasaların sakinleştirilmesini çözemediklerini itiraf etmekten kendilerini alamıyor. Ekonomide belli prensiplerin dışına çıkmakta zorlanan Keynes, Kartezyen ve Neoliberal gibi ekonomik akımların cenderesinden kurtulamayan ve milli bir ekonomi modeline soğuk duran analistler, uygulanan para politikasına “adı konulmamış sıkılaştırma” demekten başka ifade kullanamıyor.

Söz konusu TCMB politikalarına muhalefet eden bir kesim ise piyasada gerçekleşen “çok taraflı sıkılaştırmalar”ın vergi, SGK ve stopaj ödemelerinde sıkıntı oluşturacağını, devletin buradan bir vergi kaybına uğrayabileceğine dair yorumlar getiriyor.

TL swap ile dövize baskı

Merkez Bankası piyasaya müdahalesine dün de devam etti. Uzun vadeli geleneksel yöntemli repo ihaleleriyle piyasaları fonlayan, banka zorunlu karşılıklarını yükselterek likiditeye düzen veren TCMB, bu defa sıkılaştırma adımlarını döviz karşılığı Türk Lirası swap piyasasına taşıdı. Piyasadaki yüzde 8,25’lik faizi yüzde 9,75’e çıkaran Merkez Bankası’nın, olayı tüm fonlama kanalları geneline yayması, faiz oranları arasındaki dengeyi sağlayarak fonlama maliyetlerine nefes aldırması ve özellikle swap olayını PPK sonrası gerçekleştirmesinin etkin bir müdahale olduğu belirtildi.

Türk Lirası varlıklarına saldırının henüz başlamadığı 16 Temmuz’da yüzde 7,34 olan fonlama maliyeti yüzde 9,44’e yükseltilmişti. TCMB o tarihten bu yana 200 baz puanlık bir piyasa sıkılaştırması yaptığı görülüyor.

TCMB, Para Politikası Kurulu (PPK) sonrası reel kredi büyümesi şartlarını oluşturan bankalar için TL ve yabancı para zorunlu karşılık oranlarını artırdı. Bu kararla piyasadan yaklaşık 17 milyar TL ve 8,5 milyar dolar karşılığı döviz ve altın cinsinden likidite çekilecek.

Faiz ve döviz direniyor

Sıkılaştırma ortamında dahi piyasayı fonlamaktan kaçmayan TCMB, 22 Eylül vadeli geleneksel yöntemli repo ihalesiyle ortalama yüzde 11,16 faizden piyasayı 10 milyar TL fonladı. Geleneksel yöntemli repo ihalesinde en yüksek faiz bu hafta içinde yüzde 11,30 şeklinde olmuştu.

Tahvil piyasasında ise gösterge faiz oranı bir önceki gün gibi yüzde 13,33’ten işlem gördü. 5 yıllık tahvil faizi yüzde 14,06’dan yüzde 13,88’e, on yıllık tahvil faizi ise yüzde 14,29’dan yüzde 13,74’e geriledi.

Merkez Bankası’nın sıkıştırma politikalarıyla birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Karadeniz’de bulunan doğalgaz ile ilgili “müjde haberi”ni piyasa “TL varlıklarında sat” şeklinde değerlendirdi.

Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi gün için en yüksek 1141 puanı gördükten sonra yüzde 1’in üzerinde kayıpla günü 1111 seviyesinden kapattı. Seans içinde 7,20 lirayı gören dolar ise öğle saatlerinden itibaren toparlanarak yüzde 0,6’lık bir primle 7,34 liradan, euro da en düşük 8,49 liraya inmesinin arkasından yüzde 0,1’lik kayıpla 8,65 liradan işlemlerini tamamladı.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar