Ramazanın siyasi boyutu


İslam dünyası, 2013 yılının ramazan ayında madden ve manen ızdırap içinde.. Bu ızdırabın nedeni ümmetin dağınık ve düzensiz kalmaları, şiddete yuvarlanmalarıdır.

İslam milleti, Allah'la misakını yenileyip atılım yaparak temiz bir hayata başlayamamaktadır..

İslam dünyasının çektiği ızdırap, milletimizi tepeden tırnağa herkesi üzmektedir. Nitekim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ?kardeşlerinizin kanı akıtılırken siz ne zaman fark edeceksiniz? Suriye'de de fark etmediniz. Mısır'da akan masum sivillerin kanı, sessiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır. Sessiz kalan bu vahşetin ortağıdır.?[1] dedi..

20. yüzyıl, İslam milleti için, tarihin en karanlık dönemidir.  Batının gücüne boyun eğdiler.  Firavun, "Ben sizin rabbinizim!" dedirten, etrafındaki o günkü dilsiz şeytanlardı. Bu Batı'ya boyun eğişte, imanlarını kaybedenler oldu, dinden çıkanlar.

Batının zulmü karşısında, bir kısım Müslümanlar güç buldukça, savaştılar. Birinci Dünya Savaşı ardında kurtuluş savaşları sürdü.. Günümüzde meşru olmayan yönetimlerden kurtulmak, birliği sağlamak için mücadele ediliyor.. Çünkü  Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v.), ?cihadın en faziletlisi, zalim sultanın karşısında hakkı ve adâleti söylemektir.? buyurur.[2]

Allahu Teala, insanlığı ve Hz.Muhammed (s.a.v.) ümmetini, 2013 yılının ramazan ayında zulüm karşısında imtihan ediyor. İslam'ın iradesi, nerede belirse, orası emperyalizm tarafından eziliyor. İslam coğrafyası, Suriye ve Mısır'daki  katliamlarla imtihan oluyor.

Ramazanı idrak etmek, oruç tutmak, ümmet-i Muhammed'e, peygamber efendimiz Hz.Muhammed'in (s.a.v.)  Mekke'den Medine'ye hicretinden onsekiz ay sonra, Şa'bân ayının onuncu günü, Bedir gazâsından bir ay önce farz oldu. Ramazan ayının, siyasi boyutu çok önemlidir. Bedir zaferi, Ramazan ayının misak yenilemesiyle, eğitimiyle, ruh iklimiyle ve bereketiyle kazanılmıştır.

Ramazan, cennetin kapısını açar; sabır ayıdır, vahdet ayıdır ve yardımlaşma ayıdır.. Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v.), Şa'bân ayının son günü bir hutbesinde şöyle buyurdu: ?Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece ki bu Kadir gecesidir, bin aydan daha faydalıdır. Allahü Teâlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvîh namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda mü'minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftâr verirse, günâhları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir. ? Resûlullahın bu hutbesini dinleyen Eshâb-ı kirâm, dediler ki: ?Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftâr edecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Bu büyük sevaptan mahrum mu kalacağız?? Resûlullah aleyhisselâm Eshabına şöyle cevap verdi:  ?Bir hurma ile iftâr verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikrâm edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır.?

Ramazanda, misak yapılır, ilahi iradeye gönüllü ve kararlı bir şekilde bağlanılır. Müslümanlar, Allah'ın iradesine imamlarıyla bağlanırlar. Ramazan, insanları, kişisel çıkarları çiğnetir, diğergam yapar, nefis zindanından kurtarır. Bunun göstergesi de, Müslümanların ramazan ayıyla birlikte cemaat hayatına başlamalarıdır. Bedenleriyle ve mallarıyla Allah yolunda cihat ederler: İftar verirler, sadaka ve zekat verirler, teravih namazı kılarlar, ilmi sohbetlere devam ederler. İlk ramazanda Müslümanlar Hz:Peygamber'in çevresinde öyle birbirlerine kenetlendiler ki Bedir zaferi nasip oldu.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: ?Ramazanda ibadetle iyi iş yapabilenlere, bütün sene boyunca bu işleri yapmak nasip olur. Yani bir insan Ramazan-ı şerifte hangi hayırlı işlere başlarsa, Cenâb-ı Hak, yıl boyunca, onu yapmak vaktini ve imkânını nasip eder. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin, bütün senesi günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir.? Ramazanda yapılan küçük işler, yani başlangıçlar, yıl boyunca geliştirilir ve sonuçları bir sonraki ramazanda alınır.

Ramazan, tarihin motorudur. Ramazanlar, misaklarla imamları güçlendirir, toplumun kalbini temizler ve sağlığına kavuşturur.. Ramazanlarla bilinçler berraklaşır, iradeler çelikleşir ve sıçramalar yapılır.. Ramazanlar, İslam milletinin atılım yaptığı dönemlerdir.

Şerefli her Müslüman, başladığı cemaat hayatıyla, bağlandığı imam sayesinde, her zaman hakikatin yanında ve zalimin karşısındadır.  Zalim Haccâc karşısında Hasan-ı Basrî, susmadı. İmam-ı Azam, zindanda kırbaçlanma pahasına Halîfe Câfer Mansur'un haksız icraatlarına âlet olmadı, haksızlığa boyun eğmedi. İslam, Müslümanların cemaatler halinde yürüdükleri doğru yoldur.

Dünyevî menfaatler için zulme yaltaklanmak, ebedî bir zillet ve hüsran sebebidir. Nefislerine uyarak adâletten ayrılanların asıl zulmü, kendilerinedir. Aldatıcı ve geçici menfaatler, zarar, pişmanlık ve hüsran getirir. Zulüm, adâletle önlenir. Her zaman, her yerde ve herkese karşı âdil olan bir İslam toplumu haline gelmek, Müslümanların tek kurtuluşudur. Allah'ın cemaat halinde ?İşittik ve itaat ettik.?[3] diyen, misaklarını yenileyen asil kulları, iki cihanda da azîz ve bahtiyardırlar.

Hakkı söylemek, kamil müminlerin şiârıdır. Hakkı söyleyen ve hakka hizmet edenler bulundukça, haksızlığın önünü er geç kesecektir. Asıl isyan, hakkı tanımamaktır. Zalimler, er ya da geç ilâhî kudretin çetin azabı ile karşılaşacaklardır. Ayet-i Celile'de, ?Zaten Biz ancak halkı zâlim olan memleketleri helâk etmişizdir.?[4] buyrulmaktadır. Yeter ki biz, nefsine zulmedenlerden olmayalım, bir İslam aliminin, bir Allah dostunun çevresinde ilkeli yaşamayı becerelim. Allah'ın emir ve yasaklarını cemaatine bildiren Müslüman önderler, hakka sadık kalmalarını sağlarken, zalim güç karşısında da dik durmayı, ezilmemeyi öğretirler. Batılın zulmü geçicidir. Zulmün sonu, zevaldir.

Rabbimiz, kalplerimize sağlık bahşetsin ve fânî menfaatler uğruna zalim karşısında eğilmekten muhafaza etsin. Bizi, bir salih kul çevresinde, cemaat halinde hak ve adâlet üzere yaşayıp vicdan huzuruyla ilâhî dîvâna varabilen mesud ve bahtiyar kullarından eylesin!


[1] Gazeteler, 27.07.2013.

[2] Ebû Dâvûd, Melâhim, 17; Tirmizî, Fiten, 13.

[3] Bakara Sûresi, Ayet: 286.

[4] el-Kasas Suresi, Ayet: 59.

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.