Rantçı kesimin ahlâkı!

Olay spekülasyon, hedef rant olunca 128 milyar dolar ile alâkalı tartışmalar bitmez. Merkez Bankası'ndaki döviz alım satımı şeffaf ve en ayrıntılı şekilde açıklansa da birileri iddialarını ve kamuoyuna yönelik algı operasyonları sürdürecek.

Hani derler ya “Yalandan kim ölmüş!” diye… Hiç unutulmasın ki, “Çamuru at, izi kalır” mantalitesi bugün rantçı kesimlerin ahlâkı olmuş.

Ne kadar algı, ne kadar spekülasyon; o kadar kazanç… Olay bu!

Bunların düşünceleri, hedefleri, emelleri, hal, tavır ve hareketleri madde perestlikle yoğrulmuş. Gerçi onlar kelime anlamı ve mana olarak ahlâkı da bilmezler. Ahlâkı birilerinin cebinden aşırmak, insanların inanç ve duygularını ifsat etmek olarak algılarlar. İşte bunlar, hayatlarını “vur – kaç” üzerine oturtan, kurgulayan zavallılardır.

Vahşi Çin’in video paylaşım uygulaması TikTok bile Ramazan ayında Müslümanların çok fazla değer verdiği türbeleri dahi alay konusu yaparak rant toplamaya çalışıyor. “Dur” denilmesi gereken TikTok’çuların hedefi belli…

***

Hangi milletten olursa olsun günümüzdeki malum rant kafalı kişilerin hulkunu, mizâcını Tevfik Fikret, yıllar öncesinden şöyle açıklıyor:

“Beşerin böyle dalâletleri var… Putunu kendi yapar, kendi tapar.”

Dün de yazdım ve dedim ki:

“Rakamlar ışığında gerçeği söylemek gerekirse; kaybolduğu ileri sürülen TCMB rezervlerine (128 milyar dolara) yönelik ithamlar tamamen spekülatör işi. (Yani spekülasyon… Siyasetçisi, piyasacısı, bilmem necisi algıyla rant peşinde.) Çabuk gaza geldiğimiz için cemi cümlemiz maalesef kısa sürede piyasa cambazlarının elinde oyuncak haline dönüşebiliyoruz. Bunun en büyük sebebi (halk olarak) finansal okur-yazarlık (ve ekonomi bilgisi) konusunda çok gerilerde olmamız, (ön yargılarımız sebebiyle çabuk kanmamız… Ve daha önemlisi böyle alanlarda gerekli yasal düzenlemelerdeki eksikliğimiz, boşluğumuz…)

Türkiye’deki piyasa yaygaraları, spekülasyon ve algılar yurt dışında, batıda, Avrupa’da, ABD’de yapılsa, adamın ocağına incir dikerler.

***

Ekonomist Kerem Alkin de dünkü “Bir tarafta ‘değer, diğer tarafta ‘laf’ üretenler” başlıklı yazısında yapılan algının ekonomiye ne kadar büyük zarar verdiğini kaleme alıyor.

Alkin, dünyanın yoğun bir şekilde kovid-19 ile mücadele ettiği, küresel sermaye çıkışlarının hızlandığı dönemde üretim ve ihracatta rekorlar kıran Türkiye’yi çekemeyip boş spekülasyon üretenlerin ruh halini şu ifadelerle yansıtıyor:

…‘Bir kaşık suda’ fırtına koparmaya çalışan ‘128 milyar dolar rezerv buharlaştı’ zevzekliği içinde debelenen; ömrü sadece ‘laf’ üretmekle geçmiş bir grup ekonomist ve siyasetçiye, Türkiye’nin üreticileri, ihracatçıları, gerçek manada ‘katma değer üreten’ kahramanları dönüp, ibretle bakıyorlar.

Alkin yazısında; 128 milyar dolar ve buna benzer algılarla oluşturulan negatif hava ve ortamlar ile Türkiye’deki ürünün hak ettiği fiyatın altında satılması için çırpınan bu kesimlerin ruh ve ahlâki halini, şahsi ikbal veya şahsi nefreti uğruna katma değeri ‘kemiren’ler olarak vurguluyor.

***

Dolayısıyla Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın ifadesiyle, “Belki döviz satışlarındaki yöntem eleştirilebilir. Ancak yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı yaklaşımları doğru değil. Kimseyi suçlayamazsınız…”

Hazine ile Merkez Bankası (TCMB) arasında 2017 yılında yapılan protokol var ve işlemler tamamen yasal. TCMB’nin para politikası bu tarihe kadar döviz alım – satım ihaleleri ve doğrudan piyasaya müdahale şeklinde yürütülüyordu. Buna ilave olarak artık 2017’den itibaren Hazine hesapları üzerinden Merkez Bankamız işlem gerçekleştirebiliyor.

İşin doğrusu şu:

2020 Kasım öncesi 2 yıl içinde alışılagelmişin dışındaki politikalar sonucu Hazine hesapları üzerinden döviz alım – satım işlemi neticesinde TCMB rezervlerinde erime oldu. İşlemler bir kamu bankası aracılığıyla elektronik işlem platformlarında gerçekleştirildi.

***

Bu platformda piyasa yapıcı yerli ve yabancı bankalar bulunuyor. Malum erime bugün 128 milyar dolar olarak dillendiriliyor. Ancak söz konusu rezerv erimesi Türkiye’deki bankalarla gerçekleştirilen swap işlemleri sebebiyle brüt rezervlere yansımış görünmüyor.

Zâten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli de bahis konusu 128 milyar doların 36 milyar doları ile altın ithal edildiğini ve yatırım aracı olarak halkın elinde olduğunu, 75 milyar doların da Türkiye’deki bankalarda olduğunu ifade etmişti.

“Dilin kemiği yok…” derler. Bu yaygaralar ve rant hırsı bitmez ama Hazine ile TCMB hesaplarına dair ilgili verilerin hem teknik hem anlaşılabilir şeffaf şekilde kamuoyuna açıklanması şart. Bilgi kirliliğine dayanan, piyasa ve ekonominin gidişatına takoz koyan, aynı zamanda siyasi rant haline dönüşüp habis ur haline gelen spekülasyonun âcilen ortadan kaldırılması gerekiyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar