İrfan Küçükköy

İrfan Küçükköy

Şiir Üzerine - 3 -

Şiir, bir iç sorgulamadır. Kimileri çözümsüz çatışma halinde kalmış, kimileri de çözüme ulaştırmıştır.

Mutlak sevgiyi, İlâhî aşka, yanlışı, günahı tövbeye, üzüntüyü, hüznü sabıra, sevinci neşeyi şükre, varlığı yokluğu kadere, istekleri,, arzuları duaya, varlığa bakışı, İlahî kudrete ulaştırmışlardır. Her darlığa, sakıntıya sığınacak bir liman bulmuşlardır. Sevinçlerini, neşelerini, kederlerini üzüntülerini paylaşacak bir liman bulmuşlardır. Sevinçler paylaşarak büyür, kederler, üzüntüler paylaşarak küçülürler, erirler, yok olurlar. Şiir bunları yaşata bilmelidir.

Şair kâşiftir. Keşfini kendi ruh dünyasında yapar. Her an ruhunda yeni duygular keşfeder. Kelimelerle bunu dış dünyaya sunar. Şair eskiden esinlense de yeni şeyler söyler.

Şiir hem silahtır, hem de kalkan. Peygamber efendimiz’ in şairleri, Ka’b bin Züheyr, Hassan bin Sabit, on kadar şair, şiir okları ile atılan okları tesirsiz hale getirmişlerdir. Düşman saflarında gedikler açmışlardır. Bazen birkaç mısralık bir şiir gönlümüzün yıkıklarını tamir edivermektedir.

Yunus Emre, Mevlana Celaleddin-i Rumî, Hacı Bektaş Veli, Eşref-i Rumî, gibi şahsiyetlerin şair kimlikleri gölgelenmekte, menkîbe kimlikleri öne çıkarılmaktadır. Mesela. Rabia Adeviye’nin hiçbir şiiri hatırlanmıyor, menkîbe kimliğine romanlar yazılıyor, efsaneler düzülüyor. Hacı Bekta-ı Veli'nin ne şiirlerine, ne fıkıh bilgilerine değer veriliyor. Yazdığı kitaplar ele alınmıyor. Efsane kimliği yaşatılmak isteniyor. Yakın çağın insanı olarak ifade edeyim, Ladikli Ahmet Ağanın şiirleri hiç hatırlanmıyor. Efsane kimliği gündemde. Torunu Ahmet Elma, onun şiirlerini kitap olarak düzenlemiş, neşretti. Bir vesile ile ziyarete gittiğimde torunu bana vermişti. Baştan sona şiirlerini incelemiştim. Küçük teknik yanlışlar düzenlense, güzel bir eser meydana çıkar, diye düşündüm. Hatta böyle bir çalışmayı tamamlamıştım da.

Bir başka hatalı yaklaşım da Sol Cephe’de görülmektedir. Onlar, toplumun unsurlarının birbirleri ile çarpıştığını, ferdin toplumlarına savaş açtığını, devletine savaş açtığını kabul ederek şiiri cephede silah, terör unsuru haline getiriyorlar. Şiiri iç savaş aleti olarak kullanmaktadırlar. Şiiri kavga düzeneği haline getirmek ilkelliktir.

Şiir kitapları şairlerin türlü hallerine şahitlik ederler. Şair oltasını duygu denizine atar, deniz dibinden ne çıkacağı belli olmaz. Usta bir balıkçı ise, oltası boş kalmaz. Belki de oltasına takılan nisan yağmurları ile beslenmiş, bir inci balığıdır.

Şairin his tenceresi daima ateşin üstündedir. Tenceresinde dert de kaynar, deva da kaynar. Ne var ki taşmaması için ateşin harını kontrol eder, parmağını kimse sıcak suyun içine sokmaz. Ilık su parmakla ölçülür.

Pınar ne kadar gür kaynarsa kaynasın sen, testin kadar su alırsın, gerisi tabiata akar, belki de gölcük oluşturur. Pınarı sana bağışlasalar ne yazar. Sen testini büyütmeye bak. Şairin gönlü ummandır. Göz ummana, okyanusa sınır çizemez.

******

Bundan sonraki konum, şiir eğitimi olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.