TÜSİAD'ın raporu üzerine…

İş dünyasının önemli kurumu TÜSİAD, geleceğin yeniden yapılandırılması için bir rapor yayımladı. Uzun zamandır suskun kalan derneğin böyle devasa güzel bir konuyu gündeme getirmesi ülkemiz açısından hakikaten memnuniyet verici.

Toplumda tüm paydaşların el ele verdiği, ellerini taşın altına koyduğu, dünyadaki gelişmelere açık, küreselciliği değil, ulusçuluğu ön plana alan “vatan – millet – bayrak” merkezli bir yaklaşımın toplumda her daim önemseneceği ve mâkes bulacağı aşikâr.

TÜSİAD’ın “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa: İnsan, Bilim, Kurumlar” başlıklı raporunun özetinde; “Gelişmiş, saygın, adil ve çevreci bir Türkiye’yi yeni bir anlayışla ‘insani gelişme ve yetkinleşme’, ‘bilim, teknoloji ve inovasyon’, ‘kurum ve kurallar’ unsurlarında atacağımız eş zamanlı adımlarla inşa edebiliriz” denilerek özellikle eğitim kapsamlı bir yol haritasına işaret edilmesi günümüzün ihtiyaçlarıyla mümkün mertebe örtüştüğü gözleniyor.

***

Zirâ ayrıştırılmış bir toplumun işlevsiz, güçsüz ve sonuca ulaşamayan bir kalabalıktan öteye gidemeyeceği, ülkeyi yönetenler ve yönetmeye aday olanların ‘Birlikten kuvvet doğar’ Türk atasözü doğrultusunda yaklaşımlar sergilemediği sürece istikrarını koruyamayacağını söylemek yanlış olmasa gerek. Mamafih dünyanın nereye gittiği belli olmayan bu zaman diliminde ve gelecekte Türkiye olarak birlik beraberlik içinde olmaya mecbur olduğumuz bir gerçekle karşı karşıyayız.

Dolayısıyla TÜSİAD raporu, ‘Günümüzde refahın en önemli belirleyicisi maddi olmayan kaynaklardır’ vurgusuyla geleceğin inşaasında önemli bir kapı aralamıştır, buna kesinlikle katılıyoruz. Ancak ‘maddi olmayan kaynaklar’ın sadece ‘insani gelişme ve yetkinleşme - bilim, teknoloji ve inovasyon – siyasal, ekonomik, toplumsal kurumlar ve kurallar’ olmadığını hatırlatmakta da fayda görüyoruz.

Yeniden bir gelecek oluşturulacaksa, TÜSİAD’ın ortaya koyduğu raporun, öncelikle ‘Türkiye’nin dünyaya bakışı’ değil de, ‘dünyanın Türkiye’ye bakışı’ çerçevesinde ele alınmasının elzemliğine vurgu yapılarak birbirini tamamlayan şümullü, alanı geniş yeni raporların ihdasıyla istikbale bakılması gerektiğini belirtmek istiyoruz.

***

Maziden âtiye giden tarihî yolculuğumuzda bir yandan istikbalimizi göklerde ararken diğer yandan yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi, manevi değerlerimizi, örf adet ve göreneklerimizi daha doğrusu bizi biz yapan erdemlerimizi ‘insan – bilim – teknoloji – hukuk – ekonomi – siyaset – ictimai’ alanlarda ileriye taşıma zorunluluğu ve görevimiz vardır.

Bizleri geleceğe götürecek kurumlarımızı yenilerken milli bir yaklaşımla hak ve hakkaniyetin ülkenin muhkem kalelerinden en önemlisi yapılarak ‘Adalet mülkün temelidir’ prensibinin sertaç edilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarını aşan yeni yerli ve milli kurumların tesisi elzemdir. Çünkü batı medeniyetinin bu mevzuda bize verebilecek bir şeyi yoktur.

Türkiye’nin geleceğini inşa ederken; medeniyetler kurmuş 10 bin yıllık kadim Türk tarihini, dünyaya damgasını vurmuş Türk insani, hukuk ve yargısal değerlerini kutup yıldızı yapan yeniden yapılanmayı, dünya gerçekleriyle buluşturarak şeffaf, hesap verebilir, ötekileştirmeyen bir güç dengesini toplumun en küçük birimlerine kadar yayabilmek esas olmalıdır.

***

Ekonomik istikrara, öngörülebilir yatırım ortamına, düşük enflasyona ve güçlü makro ekonomik dengelere sahip, istihdam oluşturan, sürdürülebilir büyümeyle kişi başı geliri yüksek, gelişmiş bir Türkiye… Uluslararası alanda diplomasi ve işbirliğiyle rol model olan çok daha saygın bir Türkiye…

Gelir adaletini tesis etmiş, bölgesel farklılıkları gidermiş, erkek – kadın toplumsal birlikteliğin oluşturulduğu, dil, din, mezhep, ırk, köken ayrımı olmadan herkesin mutlu olduğu, âdil bir Türkiye…

Dünyadaki birçok ülkeden daha fazla yeşil ekonomiye önem vermiş, çevreci bir Türkiye…

Bu hedefler zaten ortaya kondu ve söz konusu gayeler için ekonomi, hukuk, siyaset, çevre ve diğer alanlarda yapılanmalar devam ediyor.

TÜSİAD’ın raporu, malum çalışmaları elbette daha da hızlandıracak.

***

Ancak gelecekteki sistemler, insan merkezli olmadığı sürece çalışmalar yine atıl ve atık olacak. Gelecek; ekonomi üzerine kurgulanıyorsa, ‘insani finans’, gelecek; hak üzerine kurgulanıyorsa ‘insani hukuk’, gelecek; sosyal yapı üzerine kurgulanıyorsa yine ‘insani model’, hatta bunların tamamı insan odaklı olmak zorunda.

Batı medeniyetinin insanı dışlayan, hakimiyeti haklı – haksız güce ve sermayeye dayandıran modeli bize uygun olmadığı gibi bütün insanlığı tehdit eder bir noktada olduğu geçmişte ve bugün yaşanan olaylar bunu ispat ediyor.

Sadece hegemonik sistemlerin devamını isteyen liberalizm ve küreselcilikte insanın dışlandığını bugün tüm dünya biliyor.

Dolayısıyla batının yöntemleriyle değil, evrensel realite çerçevesinde milli değerlerimizi öncelemekten başka çaremiz olmadığı ortaya çıkıyor.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.