Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

'Vazife' serbest gazetecilik..


Türkiye devletler oyununda etkili oldukça, dünya gündeminde de ilk sıralara doğru ilerliyor. İstanbul, dünya iletişim ağının önemli bir üssü, çok önemli bir kaynak haline geliyor.

Ana akım uluslararası medyanın Türkiye'deki varlığı artarken, dünyanın dört bir yanından serbest gazeteciler ve gazeteci olmak isteyen boş gençler de Türkiye'ye akın ediyor. Dolayısıyla ülkedeki yabancı  (freelance, serbest) gazeteciler de her geçen gün artıyor; serbest gazetecilerin Türkiye'ye ilişkin yazıları ve tezviratı da artıyor.

Kuşkusuz evrensel etik kuralları çerçevesinde yapılan serbest gazeteciliğin doldurduğu önemli bir boşluk var; ?bırakınız yazsınlar, bırakınız geçsinler? denilmesinin nedeni de bu.. Ne var ki saçmalama hakkı vermez, serbest gazeteci olmak.. Kişisel nefret, siyasi pozisyon ve cahil ukalalığı, Türkiye'ye ilişkin yayınlanan yazılara o kadar siniyor ki bu yazıların arka planını irdelemek gerekiyor.

Burada yabancı serbest gazetecilere de, kadrolu gazetecilere de matuf birkaç sorunun altını çizmemiz lazım: Dünya iletişim sistemi, her zaman Türkiye'ye ilişkin tezvirata ihtiyaç duymaktadır. Üretilecek tezvirata talip bir yabancı medya kuruluşu, her gün mutlaka bulunur. Talep var, yazıların alıcısı hazır: Ortadoğu'nun statükocu mecralarında da, Batı'dakilerinde de, T.C. hükümetine karşıt herhangi bir yazı müthiş prim yapar. Gözde yazının özelliği şudur: AK Parti-İslamcılık ilişkisi kurulacak öncelikli olarak.. İkinci olarak gidip bir Gezici'yle konuşulacak. Bu iki özelliği taşıyan yazı, hayal edilemeyecek kadar önemli bir mecrada yayınlanabileceği gibi, yazarına da ciddi kazanç sağlayacaktır.. Dolayısıyla serbest gazeteciler, bazı medya kuruluşlarının kendi editoryal pozisyonlarını ?sahadan? başkalarının kalemiyle güçlendirmek için kullandığı ucuz bir yöntemdir ki sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede de aktif bir şekilde kullanılır.

Bir serbest gazetecinin İstanbul'da yaşıyor olmasına gereğinden fazla önem atfediliyor. Oysa ülkemizdeki serbest gazetecilerin çoğu, Cihangir-Tarlabaşı-Etiler ekseninde küçük bir dünyada yaşıyor. Özellikle Gezi olaylarıyla birlikte Taksim'e sıkışmış bir gazetecilik var ki bu sıkışmışlık yazılardaki tarafgirliği ve güçlü siyasi pozisyonu açıklıyor: Serbest gazetecilerin sosyalleştikleri çevre büyük ölçüde Türkiye'de sadece bir cenahtan insanlardan oluşuyor. İktidar karşıtı sol yada liberal kitle, yabancı gazeteciler üzerinden mesajlarını dünyaya duyurma ve Gezi olaylarındaki garabet gibi sıklıkla da Türkiye'yi şikâyet etme peşinde. Yabancı gazetecilerle sosyalleşmeye can atmalarını kısmen buna bağlayabiliriz. Batılı gazeteciler için önemli olan ?gece sosyalleşmesi? (içki arkadaşlığı- drinking buddy) Yabancı gazetecilerin, gece hayatına düşkün oldukları için muhafazakâr cenah yerine muhalif cenahla yakınlaşmasına yol açıyor.. Türkiye'yi bir cenah üzerinden anlamaya çalışmaları da doğal olarak yazılarındaki ?ana muhalefet?,  bazen de ?radikal sol? çizgisine güçlü bir şekilde yansıyor. Bütün bunlara, Türk siyaseti, tarihi ve kültürü konusundaki cehalet, bazen de art niyet ekleniyor, Bu nedenlerledir ki karşımıza, gazetecilik ve aktivizm arasında sıkışmış siyasi bildiriler çıkıyor.

İşini hakkıyla yapmaya çalışanlar yok değil..  Ben bu yazıda ?asıl vazifesini? serbest gazetecilik kisvesi altında yürütenleri anlatmaya çalıştım biraz da...

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.