Yeni maden yasası sorunları çözebilecek mi?

 

Yeni maden yasası sorunları çözebilecek mi?

Gelişmiş ülke olmanın göstergelerinden biri madencilik. Toprağınızdaki maden zenginliğini gerekli şekilde işleyebiliyorsanız yahut yurt dışından ithal ettiğiniz madeni işleyecek teknolojiniz, metalürji gücünüz varsa siz madende dolayısıyla gelişmişlikte ileri seviyedesiniz demektir.

Ancak topraklarınız maden kaynıyor, fakat bu madenleri işleyecek kapasiteniz yoksa maalesef maden fakiri olarak listelere geçiyorsunuz. Kalkınmada ve zenginleşmede istenilen atılımları yapamıyorsunuz. Neticede toprağınızdaki madenleri diş kirası karşılığı yabancılar işletiyor.

Çin 1,5 milyar, Hindistan 800 milyon nüfusuyla birer KOBİ ülkesi görüntüsü verseler de madencilikte gayrisafi milli hasıladaki (GSMH) paylarını yüzde 13 ve yüzde 15’lerde tutmaları söz konusu ülkelerin yer altı zenginliklerine verdiği önemi ve gelişmişlik seviyelerini gösteriyor.

Sadece Çin ve Hindistan değil Rusya yüzde 14, Avustralya yüzde 9, Kanada yüzde 8’lik madencilik paylarıyla güçlü duruşlarını devam ettiriyor. Yine madenciliğin GSMH’deki payı ABD’de yüzde 4,5, Almanya’da yüzde 4 olduğu gözleniyor.

Sanayi ve ihracatla kalkınmayı, büyümeyi ve zenginleşmeyi hedefleyen, yerli arabasını, tankını, uçağını, zırhlı araçlarını üretmek için yeni bir dönüşüme adım atan Türkiye’miz maalesef henüz madencilik konusunda bahsi geçen ülkelerdeki politikayı oluşturamamış.

Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77’sini elinde bulunduran, 60 civarında farklı maden ve mineral üretimi yapan ve bu kadar maden rezervine sahip olmasına rağmen Türkiye’de madenciliğin GSMH’deki payı sadece yüzde 1.

 

***

 

İçeriden ve dışarıdan birçok darbe yemiş ülkemizin yakaladığı yüzde 1’lik oran dâhi aslında büyük başarı… Yıllardır çivi çaktırmayan zihniyetlerin başrol oynadığı ülkemizde bu gelişmişliği nasıl elde ederiz, o da başka bir konu!

En azından dünya metal maden rezervlerinin yüzde 0,4’ünün, endüstriyel hammadde rezervlerinin yüzde 2,5’unun, kömür rezervlerinin yüzde 1’inin ve dünya jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8’inin elimizde olduğunu biliyoruz.

Yine Türkiye dünya toplam doğaltaş rezervinin yüzde 40’ına sahip. 4 milyar metreküp işletilebilir mermer, 2,8 milyar metreküp işletilebilir traverten, 1 milyar metreküp granit rezervimiz yani 150 çeşit doğaltaşımız ve 650 çeşit mermerimiz işletilmeyi bekliyor.

Ülkemizin yıllık maden ithalatı 25 milyar dolar. İthal ettiğimiz madenlerin birçoğu topraklarımız altında yatıyor. Madende 25 milyar dolar ithalat ve karşılığında 4,3 milyar dolarlık ihracat (1,8 milyar doları doğaltaş) Türkiye gibi kalkınmayı, değişim ve dönüşümü bayraklaştırmış maden zengini ülkeye kesinlikle yakışmıyor. Mevcut madencilik anlayışının acilen değişmesi ve yeni bir dinamizme kavuşması gerekiyor.

 

***

 

Boru, petrolü, gazı, kromu, demiri, çinkoyu ve bilumum maden potansiyelimizi zenginliğe çevirmek için önümüzde hiçbir engel yok. Şu andaki tek engel kanun ve mevzuat. Hâlen üzerinde çalışılan yeni maden kanun tasarısının bir an önce yasalaşması şart!

2020’nin ilk çeyreği itibariyle yürürlüğe girmesi beklenen yeni kanuna yönelik sektörün beklentileri var elbette. Zaten sektör temsilcileri isteklerini söylemekten çekinmiyor... Sektör yeni maden kanununun; cezayı uyarıya dönüştüren, ruhsat iptallerini zorlaştıran ve izin süreçlerini kolaylaştıran bir yapıda olmasını öncelikle talep ediyor.

Yeni kanun sektörün istediği şekilde çıkarsa madencilik kurtulacak mı? Türkiye madenleriyle zenginleşen bir ülke haline gelecek mi?

Soruları maden sektörü temsilcilerinin ortak görüşüyle cevaplandıralım…

“Bugün yarım kapasitede çalışan tesisler tam kapasiteye ulaşır… Bir dokunuşla ihracat birden 10 milyar doları yakalar… Sektörün katma değeri 100 milyar dolar seviyesine çıkar…”

Evet… Ceza, ruhsat ve izin sorunlarının yanında artan üretim maliyetleri, yüksek orman izin ve devlet hakkı bedelleri, yurt içi ve dışında daralan piyasalar madenciyi özellikle milli hedefleri yakalamada bunaltıyor.  

35 yıl içinde 4’ü köklü olmak üzere 23 kez değişikliğe uğrayan maden kanununun, yeni şekliyle bürokrasiden arındırılmış bir yapıya kavuştuğunu görmek sektörün öncelikli isteği. İkinci talep ise kanun günün şartlarına, uluslar arası normlara, maden grubunun ihtiyaçlarına, sektörün kümelenmesine ve bilhassa metalurji kapasitesinin ayağa kaldırılmasına cevap verebilmeli.

Dolayısıyla milli ve yerli hedeflerin yakalanabilmesi yeni maden kanununa bağlı.

İşin özeti bu!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar