3'üncü çeyrek güçlü yükselişin başlangıcı

Küresel ekonominin pandemi etkisiyle 2020 ikinci çeyrekte dip yapmasına paralel Türkiye ekonomisindeki daralmanın 3'üncü çeyrek ile birlikte yerini güçlü bir büyümeye bırakacağı öncü göstergelerden anlaşılıyor. Analistler, öncü göstergeler ve yüksek frekanslı verilerin, son dönemde iktisadi faaliyette gözlenen toparlanmanın işaretleri olduğunu söylüyor.

Mart ayı ortalarında başlayan küresel koronavirüs salgınının verdiği olumsuz etkilere 4,5 ay boyunca yüksek direnç gösteren Türkiye ekonomisinde öncü göstergeler, güçlü toparlanmanın en iyi habercisi. Öncü göstergeler endeksindeki periyot hesaplandığında söz konusu toparlanmanın Temmuz – Ağustos – Eylül aylarını ihtiva eden 3’üncü çeyrek ile başlayacağı tahminleri yapılıyor.

Ekonominin gidişatı göstergeler ile ölçülür. Bunun için eşzamanlı, öncü ve gecikmeli göstergeler ölçümlerde başrol oynar. Ancak en çok başvurulan değer ise öncü göstergeler olarak öne çıkar.

Eş zamanlı göstergeler endeksi iktisadi faaliyet ile eş anlı hareket etmekte ve genel olarak iktisadi faaliyetin mevcut durumuna ilişkin bilgi verir. Öncü göstergeler endeksi iktisadi faaliyet gelişmelerini ileriye yönelik tahminlerde kullanılır. Gecikmeli göstergeler endeksi ise iktisadi faaliyetteki gelişmeleri birkaç ay gecikme ile takip eder. Bu endeks genellikle, eş zamanlı ve öncü göstergeler bileşik endekslerinden elde edilen iktisadi faaliyetin dönüş noktaları tarihlerini doğrular.

Öncü göstergeler, ileriye dönük tahmin yapmada başta Merkez Bankası (TCMB) ve diğer ekonomik kuruluşların en fazla kullandığı endeksler. Faiz oranları, kredi kullanım göstergeleri, reel sektör beklenti anketleri, kredi spread’leri ki bu data alış ve satış arasındaki farkı ortaya koyuyor, tüketici eğilim anketleri, Hazine bonoları, devlet tahvilleri, borsa verileri birer öncü gösterge.

Birbirini etkileyen veriler

Öncü göstergeler biraz daha genişletilirse; merkez bankalarının para arzları, imalat sanayi satın alma müdürleri endeksleri (PMI), sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı verileri ve tüketici güven endeksi verileri gibi datalar ekonominin yönüne ilişkin net sinyaller verir.

Mesela, kapasite kullanım oranlarındaki yükseliş, sanayi üretiminde canlanmaya, artan sanayi üretiminin ise ekonomik aktivitedeki güçlenmeye yönelik sinyaller verdiği değerlendirmesi ile büyümenin artacağı beklentileri, borsalarda alımlara ve tahvil piyasalarında faiz oranlarının düşmesine yönelik pozisyon alınmasına işaret eder.

Öncü göstergeler içinde; tüketici güveni, ekonomik güven endeksi, tüketici ve üretici fiyat endeksleri de önemli yer tutar. Yine tarım dışı istihdam, ortalama saatlik kazanç verileri, PMI, konut başlangıçları ve enflasyon oranları ekonominin gidişatını belirleyen önemli datalar olarak sıralanır.

Normalleşmeye giden yo

2019 yılı son çeyrekten aldığı hızla 2020 yılı ilk çeyreğinde yüzde 4,5 büyüyen Türkiye ekonomisi, koronavirüs sürecinde tüm dünyada olduğu ikinci çeyreği içine alan Nisan-Mayıs-Haziran döneminde iktisadi aktivitesi büyük oranda durdu ve daralma yaşandı. Ağustos ayında açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verileri, Türkiye’nin pandemiden ne kadar etkilendiğini gösterecek. Ancak söz konusu daralmanın gelişmiş veya gelişen ülkeler kadar yüksek olmayacağı kanaatleri hakim.

Türkiye ekonomisi dünyanın fren yaptığı bir dönemde aldığı tedbirle hem istihdamı hem üretimi hem de azalmasına karşılık dış ticaretini durdurmadı. Mayıs ayı ile itibariyle işçi kaybını önleyen tedbirler ve düşen üretim maliyetlerine karşılık artan üretimle enflasyonda kontrol sağlandı. Buna paralel son 2 aydır faizlerde değişiklik yapmayan Merkez Bankası (TCMB) de genişleme politikalarıyla ekonomiye ciddi destek sağladı.

Nisan ayında İSO PMI 33,4’e inmesine karşılık Mayıs’ta 40,9 ve Haziran’da eşit değer 50’yi geçerek 53,9’a yükseldi. Yine Nisan’da yüzde 30,4’e düşen sanayi üretimi, Mayıs’ta düşüş yüzde 19,9’a çıktı. Ancak sanayi üretiminin bir önceki aya göre yüzde 17,4 oranında artış göstermesi Haziran ayı için oldukça ümit verdi. Söz konusu rakam dipten dönüşün işareti sayıldı. Zira, Türk imalat sektöründeki toparlanma İSO PMI verilerine göre Haziran’da ivme kazandı ve anketteki birçok alt endeks büyüme bölgesine geçti. Üretimin Haziran’da pozitife geçmesi bekleniyor.

Dış ticaret verilerinde de atağa geçen Türkiye ekonomisi Nisan ayında ihracat yüzde 41,4 azalarak 8,9 milyar dolar, ithalat yüzde 25 düşerek 13,5 milyar dolar, Mayıs ayında yüzde 40,88 azalarak 9,9 milyar dolar, ithalat yüzde 27,69 azalarak 13,4 milyar dolar gerçekleşmesine karşılık Haziran ihracatını yüzde 15,7 artırarak 13,4 milyar dolar seviyesine taşıdı. İthalat da yüzde 8,3 arttı ve 16,3 milyar dolar oldu.

Yine ileriye dönük tahmin yapmada önemli göstergeler arasında bulunan ciro endeksi de Nisan’da yüzde 25,4 düşmesine karşılık Mayıs’ta yüzde 12,5 oranında yükseldi.

Enflasyon ışık olacak

Bu hafta 4 Ağustos Salı günü açıklanacak Temmuz ayı enflasyon rakamları ekonominin gidişatı konusunda önemli bir düzenleyici olacak. Ekonomistler Temmuz’da Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yüzde 0,82 artmasını bekliyor. Ankete katılan 15 ekonomistin aylık enflasyon tahmini yüzde 0,30-1,00 arasında değişiyor. Haziran’da aylık TÜFE yüzde 1,13 oranında artmıştı. Haziran ayında yüzde 12,62 gelen yıllık enflasyonun ise Temmuz beklentisi yüzde 12,03. Ekonomistlerin dikkatle takip edilen yılsonu enflasyon tahminleri de yüzde 8 – 10,3 aralığında oluştu. Yılsonu enflasyon tahminin ortalaması ise yüzde 9,54 seviyesinde olacağı tahmin edildi.

Enflasyona bağlı TCMB’nin faiz konusundaki hareketini değerlendiren yabancı ekonomistler de enflasyonda gidişatın belli olana kadar sabitliğin süreceği görüşünü paylaşıyor. Risklerin pandemi de dahil her alanda yukarı yönlü olduğunu hatırlatan Rabobank ekonomisti Piotr Matys’e destek veren Capital Economics ekonomisti Jason Tuvey, tüm dünyada olduğu gibi genişlemeci politikaların enflasyona dair kaygı sebebi olduğunu ifade ediyor.

 Temmuz da ile başladı

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal bu hafta açıkladığı 2020 üçüncü enflasyon raporunda “Temmuz ayına ait öncü göstergeler, fiyat artışlarının yavaşladığına dair işaret veriyor. Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağını öngörüyoruz. Bu doğrultuda, yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale gelmesini bekliyoruz. Öncü göstergeler ve yüksek frekanslı veriler, alınan tedbirlerin ve son dönemde iktisadi faaliyette gözlenen toparlanmanın olumlu etkisine karşın işgücü piyasasındaki zayıf seyrin sürdüğünü gösteriyor” diyerek güçlü toparlanmanın başladığına yönelik ifadeler kullanıyor.

Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin de Ekonomik Güven Endeksi’nin geçen Nisan ayında 51,3 puana kadar gerilese de aynı endeksin Temmuz ayında yüzde 11,8 oranında artarak 82,2 puana yükselmesi, yine imalat sanayine ait Reel Kesim Güven Endeksi’nin 100 seviyesine dayanması ve imalat sanayii genelinde kapasite kullanım oranının (KKO), Temmuz’da bir önceki aya göre 4,7 puan artarak yüzde 70,7 seviyesine çıkmasını bir öncü gösterge paralelinde yorumlayarak toparlanmanın hızlandığını ve 3’üncü çeyrek ile birlikte eski yüksek oranlara yeniden dönüleceğini söylüyor. Prof. Dr. Alkin, söz konusu öncü göstergelerindeki olumluluğun reel sektöre iyi bir ciro ve kârlılık getireceğini, bu durumun da istihdam artışlarına yansıyacağını ifade ediyor.

Temmuz ayında Hizmet Sektörü Güven Endeksi yüzde 20,2 artarak 66,7’ye, Perakende Ticaret Sektörü Güven endeksi yüzde 9,6 yükselerek 94,6’ya ve İnşaat Sektörü Güven Endeksi de yüzde 11,6 artarak 87 değerine ulaşmıştı.

Fiyat değil üretim arttı

Dünyadaki ekonomist yorumları Türkiye’nin tersine yüksek karamsarlık taşıyor. Küresel ekonomide tam faaliyete geçme tarihi 2021’in ikinci veya üçüncü çeyreği olarak gösteriliyor. Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin bu yılın ikinci çeyreğinde ortalama yüzde 15 küçüldüğü, pandeminin ABD ekonomisinin yüzde 10’unu yuttuğu, Çin’in dışında gelişmekte olan birçok ülkenin salgın sebebiyle yüksek dereceli daralmalara yöneldiği bir ortamda aşı çalışmalarında istenilen seviyelere gelinmesine rağmen iyileşmelerin gecikmeli geleceği yolunda görüşler yapılıyor. Görüşlerde pandemi olaylarının dünyada  yeniden artması ekonomilerin en büyük tehdit unsuru olarak gösteriliyor.

Türkiye’nin ise hem sağlık hem de ekonomi alanında aldığı tedbirleri sıkı bir şekilde devam ettirdiği ve dünyadaki gibi bir manzaranın ortaya çıkmadığı ifade edilirken ekonomist Yusuf Yüksel, “Türkiye’de paranın maliyeti pek görülmedik seviyede düşürülmüş, miktarı ciddi şekilde artırılmış. Buna karşılık enflasyonun yüksek seviyede artmaması talepsizlik. Önceki aylarda kapasite kullanım oranlarında ciddi düşüşler gördük ama üretici ürününe zam yapmaktan kaçındı, üretimi artırdı. Maliyet enflasyonu TL’deki değer kaybına karşılık güçlü bir baskıya dönüşmedi. Bunun en önemli sebebi petrol fiyatlarındaki tarihi çöküş. Enerji fiyatlarındaki gerileme iyileşmeyi de beraberinde getiriyor. Böylece ucuz maliyetle üretilmiş ürün stoku enflasyonu olumlu destekliyor” diyor.

Altın riskler desteğinde yeni rekorların peşinde

Küresel pandemindeki belirsizlik endişelerin son dönemde artması ve ABD/Çin gerginliğinin farklı safhalarda sertleşmesi güvenli limanda altını birinci sırada tutuyor. Gümüş ve diğer madenler de altınla birlikte yatırımcının en önemli yatırım araçları arasında.

Temmuz ayının son günü 2005,40 dolar ile tüm zamanların rekorunu kıran ons altın fiyatları dünyadaki her krizi değerlendirerek kendini bir üst katmana atıyor. Daha önceki 1922 dolarlık tarihi zirveyi kırıp 1956 dolardan sonra 2000 dolar sınırına dayanan altın fiyatlarında gelecek hafta da açıklanacak ekonomik veriler, pandemiye yönelik gelişmeler ve jeopolitik riskler paralelinde hareketini yukarı yönlü sürdürmesi bekleniyor. Altın dün itibariyle 1975 dolar civarında işlem görüyordu. Gümüş fiyatları da altınla yarışıyor. 1979 yılından bu yana en büyük aylık yükselişe sahne olan gümüşte 24,2 dolarlık seviyenin yeni rallilerin habercisi olacağı yorumları yapılıyor.

Altın, gümüş ve kıymetli madenlerdeki artışın merkez bankalarının uyguladığı gevşek para politikalarından kaynaklandığı yolunda yorum yapan analistler, özellikle altına yönelik yukarı yönlü desteğin fazla olduğunu belirtiyorlar. Goldman Sachs altının para biriminde son merci olması hasebiyle fiyatların 2300 doları aşabileceğini, Bank of America 3000 dolara kadar çıkabileceğini notlarına aldılar.

JP Morgan Chase ise rallinin gelecek aylarda hız kesebileceğine dair not düştü. Analistler gelecek hafta bir tek gün için 3,3 milyon ons altın teslimatı yapma konusunda kontrat bulunduğunu, bunun 1994 yılından bu yana en büyük günlük altın hareketi olacağını dile getiriyorlar. Gümüş konusunda analiz yapan bazı analistler de 2000 dolar seviyesindeki altının gümüşü 30 dolara taşıyacağını anlatıyorlar.

3-7 Ağustos haftasında piyasalar, yurt içinde Temmuz ayı enflasyonu, imalat PMI, yurt dışında ABD’de PMI, Dış Ticaret Dengesi, İşsizlik Oranı, Avrupa’da PMI, ÜFE, Perakende Satışlar, Japonya’da  GSYH, Çin’de PMI, Tokyo TÜFE, Çin Dış Ticaret Dengesi’ni takip edecek.

Bu hafta yatırım araçlarından altın ve döviz kazandırdı, borsa kaybettirdi. Yurt içinde 1000 TL’lik yatırım borsada 994,5 lira, dolarda 1019,3 lira, euroda 1030 lira ve altında 1048,2 lira oldu.

BIST 100…

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 5,46 azalışla 1.126,90 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 1.120,96 puanı, en yüksek ise 1.203,42 puanı gördü. Kısa haftada dünyada yaygınlık gösteren pandemi sebebiyle düşüş kaydeden küresel borsalar eşliğinde BIST 100 endeksi de değer kaybetti. Satışlarda kâr satışları da etkili oldu. Borsanın gelecek hafta 1128 – 1155 aralığında hareket etmesi bekleniyor.

DOLAR/TL…

Dolar yüzde 1,93 değer kazanarak 6,9810 lira ile haftayı kapattı. Dolar endeksindeki zayıflığa rağmen TCMB’nin yılsonu enflasyon tahminini yüzde 8,9’a yükseltmesi ile BDDK’nın hamlesi sınırlı da olsa doları yükseltti. 6,96 seviyesini pivot yapan dolar/TL kurunun 6,95-7,00 lira arasında seyri öngörülüyor.

EURO/TL…

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 750 milyar euroluk pandemiye karşı ekonomi paketinden ve dolardaki zayıflıktan destek bulan euro, TL’ye karşı da haftalık bazda yüzde 3,09 oranında prim yaptı. Euro haftayı 8,2030 liradan kapattı.  8,19 lirayı pivot yapan euro/TL paritesinin 8,15-8,25 aralığında hareket edeceği tahminleri yapılıyor.

ALTIN…

Uluslar arası piyasalarda rekorlar kırıp onsta 2000 doların üzerine çıkan altında küresel risklere bağlı yükseliş yukarı yönlü. Kâr satışlarının görülmesine karşılık 1970 doları pivot yapan ons altının gelişmelere göre yeniden zirveler yapma ihtimali bulunuyor. Ons altında haftalık seyir beklentisi 1970 – 2010 dolar. Ons gümüşte 24 dolar direnci kırıldığında 25-27 dolar arası bir hareket bekleniyor. Yurt içinde ise FED’in faizleri sabit bırakması ve doların TL’ye karşı değer kazanmasıyla birlikte 444,5 liraya çıkan gram altında ise dolardaki harekete bağlı yeni yükseliş beklentisi bulunuyor. 440 lirayı pivot yapan gram altının 435 – 450 lira arasında seyredeceği öngörülüyor. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 4,82 artışla 439,20 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,82 yükselişle 2 bin 915 liraya çıktı.

PETROL…

Pandemi dolayısıyla yaşanan arz endişeleri ve FED’in faizleri sabit bırakmasının yanında artan stoklar ve ABD’nin sondaj kuyularındaki düşüklük brent petrol fiyatlarında mevcut durumu korumasına sebep oluyor. Piyasada halen 43 dolar seviyesinde hareket eden brent petrolün 41 dolar ile 45 dolar arasında bir seyir takip etmesi bekleniyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.