Altın ve gümüşte kazançlar tutulmuyor

Altın fiyatlarındaki artışın pandemi sebebiyle oluşan ekonomik risklere dayandırıldığı raporlarda, salgına ve ticarete bağlı ABD/Çin gerginliği, merkez bankaları arasında gerçekleşmesi beklenen swap anlaşmalarının beklentileri karşılamaması, güvenli liman olarak görünen doların uluslararası endekste 97 bandını aşamaması, başta IMF, OECD ve majör merkez bankaların virüs salgınının bir yıldan önce etkisini kaybetmeyeceğine dair açıklamaları altın ve gümüş fiyatlarını rekor seviyede artırıyor.

Küresel ekonomide Haziran ayı itibariyle çarkların dönmesine rağmen pandeminin ne zaman sona ereceğine dair belirsizlik yatırımcıları güvenli limanlara yönlendiriyor. Doların ve euroyu yine tahttan indiren altın ve gümüş yatırımcısı, son bir yılki kazançlarının yanında özellikle dünyayı Mart ayı ortalarından itibaren etkisi altına alan virüs salgınından bu yana yüksek kazançlar elde ediyor. Küresel merkez bankalarının genişleme politikaları çerçevesinde moral bulup önemli getiriler sağlayan pay piyasaları ise altın ile gümüş priminin yarısına bile ulaşamıyor.

ABD yatırım bankası Goldman Sachs, Alman Deutsche Bank başta olmak üzere birçok banka ve yatırım kuruluşu altın fiyatlarının yılsonu 2000 dolara ulaşacağına dair raporlar yazıyor. Altın fiyatlarındaki artışın pandemi sebebiyle oluşan ekonomik risklere dayandırıldığı raporlarda, salgına ve ticarete bağlı ABD/Çin gerginliği, merkez bankaları arasında gerçekleşmesi beklenen swap anlaşmalarının beklentileri karşılamaması, güvenli liman olarak görünen doların uluslararası endekste 97 bandını aşamaması, başta IMF, OECD ve majör merkez bankaların virüs salgınının bir yıldan önce etkisini kaybetmeyeceğine dair açıklamaları altın ve gümüş fiyatlarını zirvelere taşırken yatırımcısına da yüksek kârlar kazandırıyor.

TL bazında yüzde 58 prim

2019 ortalarından bu yana çıkışa geçen altın fiyatları bu hafta 1780 dolara yükseldi. Altın fiyatları dün itibariyle 1760 seviyesinden işlem gördü. 2019 Haziran’ında 1300 dolar civarındaki altının onstaki kazancı son 1 yılda yüzde 35,6 oldu. Altın yurt içinde yüzde 38 değer kazandı. Gümüş ise bu yıl pandeminin başladığı Mart’tan itibaren onsta yüzde 42, Türk Lirası olarak yüzde 58 prim yaptı. Mart ayı ortasında ons olarak 12,5 dolardan satılan gümüş, 26 Haziran itibariyle 17,8 dolara çıktı. Yurt içinde ise 1 gramı 2,5 lira olan gümüş de dün itibariyle 3,95 liradan satıldı.

Yatırım araçlarına yurt içinde Mayıs itibariyle bakıldığında son dönemde hükümetin reel sektöre yönelik aldığı pandemi tedbirleri sebebiyle en yüksek getiriyi Borsa İstanbul sağladı. Borsa Mayıs ayında ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,18, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,36 değer kazandı. ÜFE bazında külçe altın ise aylık yüzde 2,2 prim yaptı.

Mart-Nisan-Mayıs’ı içeren döneme bakıldığında altın ve gümüşteki getirilerin ağırlığı hissedilmeye başlandı. ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 18,7, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 19,8 reel getirisi sağlayan külçe altın yüksek performansına rağmen söz konusu 3 aylık dönemde gümüşteki kazançla başa baş gitti ve yüzde 20 değer kazandı. Gümüşün 1 gramı Mart ayı başında 3,33 liradan satılırken Mayıs sonunda ise 4 liradan işlem gördü. Ancak 2,5 liraya düştükten sonra pandemi sebebiyle 16 Mart’tan itibaren çıkışa geçen gümüş dün 3,95’i görerek yüzde 58 oranında yatırımcısına kazandırdı.

6 aylık ve yıllık kazançlar

Aralık-Mayıs döneminde ise külçe altın ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 32,3, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 34,3 kazançla yatırım araçlarının zirvesinde yer alırken Borsa İstanbul ise yatırımcısına yüzde 9 kaybettirdi.  Aynı dönemde gümüş de yüzde 5 oranında değerlendi. Gümüşün onsu 1 Aralık’ta 14,4 dolardan satılırken Mayıs ayı sonunda 15,1 dolardan satılıyordu.

2019 Haziran - 2020 Mayıs’ı arasındaki bir yıllık dönemde finansal araçlar içerisinde en yüksek getiriyi ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 45,8, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 38,1 ile külçe altın sağladı. Aynı dönemde Borsa İstanbul yüzde 0,33 kazandı. 2019 yılını 114.424’ten kapatan borsa da bu haftayı yine 114 bin seviyesinden tamamladı. Gümüş ve altında olduğu gibi Borsa İstanbul da pandemide en düşük seviyeye indiği 26 Mart’tan bu yana yatırımcısına yüzde 36,3 kazandırdı.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından DİBS yüzde 34,58, mevduat faizi (brüt) yüzde 13,99, dolar yüzde 8,83, BIST 100 endeksi yüzde 8,25 (2019 Haziran – 2020 Mayıs arası) ve euro yüzde 5,95 oranlarında yatırımcısına kazandırdı. TÜFE ile indirgendiğinde DİBS yüzde 27,50, mevduat faizi (brüt) yüzde 7,99, dolar  yüzde 3,11, BIST 100 endeksi yüzde 2,56 ve euro yüzde 0,38 primlendi.

2 bin dolar hedefi korunuyor

ABD Merkez Bankası (FED) negatif faiz prensibini hiç kabul etmediklerini belirtmesine karşılık enflasyonda mevcut yüzde 2’nin altındaki hedefin aşılması durumunda, altında fiyatların yukarı yönlü olacağını ileri sürenler hayli fazla.

 

ABD on yıllık faiz getirilerinin altının yükselişine bir duvar oluşmada zorlandığı belirtilirken ABD yatırım bankası Goldman Sachs analistleri yazdıkları son raporda geleceğin yatırımını altın olarak lanse ediyorlar. Analistler altının yanında gümüş, bakır ve alüminyumda da yüksek kazanç imkanının olabileceğini ileri sürüyor. Raporda “Pandeminin kısa vadede tartışmasız bir şekilde deflasyonist olmasına rağmen, iş gücü piyasasındaki toparlanmanın yukarı yönlü sürpriz yapması durumunda güçlü tüketici dengeleri ve daha fazla mali teşvik yüksek enflasyonu işaret ediyor” denilerek 2020 yılında ons altının 1800 doları geçebileceği ve 2021 yılında ise enflasyonun hedefi aşmasına ilişkin kuyruk riskinin olduğu ve söz konusu fiyatın 2000 dolar seviyesinde olacağı belirtiliyor.

Fiyatlarda geri çekilme olmaz

Raporda altın fiyatlarının yükselişini tetikleyen diğer gelişmelerin; doların son dönemdeki zayıflığı, düşük seviyedeki uzun vadeli reel faizler olduğu kaydediliyor. Raporda pay piyasaları gibi riskli varlık talebindeki artışların altın fiyatlarını geri çekmeyeceği üzerinde görüş belirtiliyor.

Altındaki yükselişi önleyebilecek en önemli gelişmenin ekonomiyle ilgili değil, tamamen sağlıkla alakalı olduğu dile getirilen raporlarda virüs aşısının bulunması ve aşının dünya için genel manada uygulanabilirliği ortaya çıktığı takdirde altın fiyatlarında geri çekilmeler olabileceği ifade ediliyor. Raporlarda FED’in faiz kararı ve dolara yönelik politikalarının altın ve kıymetli madenlerde seyri belirleyebileceğine dair yorumlar yapılıyor.

FED’in hafta ortasında ABD bankalarının stres testi sonuçlarını açıkladığını ve yılın son çeyreğine yönelik temettü ödemelerini sınırlandırmalarını ve hisse geri alımı yapmamalarını istemesini değerlendiren analistler, pandeminin ABD banka sermaye, bilanço ve varlık kalitelerinde ciddi hasarlar verdiğine dair izlenimler verdiğini kaydediyorlar. Söz konusu durumun da güvenli liman altın ve gümüşte fiyatların geriye gelmeyeceğine dair işaretler olduğunu ifade ediyorlar.

Öncü gösterge endişesi

Yine ABD merkezli banka Citi Group da altın fiyatlarının konjonktürel olarak artışını devam ettirdiğini raporluyor. Citi notunda özetle, “Düşük ya da daha uzun bir süre için daha düşük nominal ve reel faizler, ABD-Çin ticaret savaşının da desteği ile artan küresel resesyon riskleri ve derinleşen jeopolitik anlaşmazlıklar bir araya gelerek hep birlikte yukarı yönlü altın ortamını destekliyor. Altın piyasalarının, ABD iş çevriminin seçim belirsizliği ile birlikte daha yavaş büyümeye/resesyona dönmesinin etkisiyle, 2011-2013 nominal fiyat zirvelerini yeniden test edebileceği ve 2021/22 döneminde 1,800-2000 dolara doğru yükselebileceği konusunda artan bir olasılık olduğunu düşünmenin makul olduğunu görüyoruz” değerlendirmeleri yapılıyor.

Citi aynı notta, ABD’nin tüketici ve potansiyel büyüme trendini koruduğunu ancak faizlere yönelik getiri eğrisinin tersine dönmesi gibi piyasa işaretleri ile resesyonu gösteren öncü göstergeler konusunda endişeli olduklarını, bunun da altın fiyatlarının yükselişte önünü açtığı dile getiriliyor.

Altın fiyatlarında 2000 dolar rakamını telaffuz eden diğer banka ise Avrupalı. Alman Deutsche Bank, ons altında yılsonu tahminlerinin 1800 dolar olduğunu, 2021 sonunda ise onsun 2000 doları bulabileceğini tahmin ediyor. Altında boğa piyasasının halen geçerliliğini koruduğu ve en az bir yıl daha devam edeceği konusunu notlarına yansıtan Alman banka, pandemiyle sarsılan ekonomilerin henüz tam anlamıyla iyi işaretler vermediğini, bunun yanında ABD’deki düşük faiz getirilerinin yanında zayıf doların altın fiyatlarının önünü açtığını yazıyor. Deutsche Bank notunda, “Dezenflasyonist bir dünyada güvercin eğilimli hareket eden FED’in 1 - 2 yıllık politika yönünün, toparlanma önlemlerinin içerebileceği sözlü yönlendirme ve uzun vadeli tahvil faizi kontrolünü izin verdiği ölçüde altına yönelik yatırımcı talebini sürdüreceğini öngörüyoruz” ifadeleri dikkat çekiyor.

Güvenli limana arayışı

Küresel piyasalara yön veren diğer merkez bankası ECB de krizde Avrupa’nın dip noktasını gördüğünü ancak gidilmesi gereken oldukça yol bulunduğunu belirtiyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, toplanmanın eskiye dönüş olmayacağını, küresel ticaretin beklenmediği kadar azalacağını, farklı dönüşümsel bir gelişme ile karşı karşıya kalınacağını söylüyor.

Lagarde, pandemi krizinde birçok kişinin işini ve işyerini kaybetmesi dolayısıyla savunmasız kaldığını, 2008 krizinden daha kötü olan bu pandemi sürecinde tasarrufların mutlaka yatırımlara ve harcamalara kullanılmasının gereğine işaret ediyor ve yeni bir teşvik paketinin gündeme gelebileceğinden bahsediyor.

Birçok analiste göre de, özellikle gelişmiş ülkelerde, en iyimser senaryoda bile küresel ekonominin 2021’in ilk yarısına kadar “V” şeklinde bir toparlanma beklenmiyor. Gelecek yıl salgının ortadan kalkması şartıyla 2022 yılının bir toparlanma ve telafi yılı olacağı tahminleri yapılıyor. Analistler söz konusu durumda yatırımcının riskli varlıklardan kaçacağı ve güvenli liman arayışlarını derinleştireceğine dair tavsiyelerde bulunuyorlar.

Talepler gelecek yıla sarkar

Altın ve gümüş pandemideki belirsizlik  ve ABD’de artan salgın vakaları nedeniyle iki haftalık yükseliş rallisini üçüncü haftaya taşıdı. Genişleme politikalarına rağmen pay piyasalarında riskli varlıklardan uzaklaşan yatırımcının risk iştahındaki azalması kıymetli madenlere ilginin arttığını da gösteriyor. Altın özellikle geçen Ocak ayından bu yana bir kez daha hızlı bir yükselişi gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

Avustralya – Yeni Zelanda Bankası’nın pandemi ve piyasa varlıklarıyla ilgili raporunda salgın vakalarındaki artışların yatırımcıyı güvenli limanlarına yönelttiği belirtiliyor. Altın ve gümüşe yönelik taleplerin arttığına işaret edilen raporda, “Ekonomik bunalım, düşük faizler ve bol likiditeden dolayı, yatırımcı talebinin halen gelecek yılın başlarına sarkacağını düşünüyoruz. Altının önümüzdeki haftalarda hisse senetlerinde durulmaya yönelik riskin artmasından faydalanmasını bekliyoruz” bilgileri veriliyor.

Yine Reuters’in haberinde ABD’de vaka sayısındaki artışın geçen Nisan sonrası seviyesine ulaştığı, Florida, Teksas ve Kalifornia’da etki olan vaka sayısının diğer eyaletlere de atladığı belirtiliyor. Vaka sayısının artmasına ve ikinci bir dalga oluşması endişelerine rağmen ekonomik faaliyetlerin ülkede devam edeceği yönündeki açıklamalar pay piyasalarını olumsuz etkilerken bundan en fazla yararlanan güvenli liman olan altın oluyor. Teknik analistler de 1753 dolar destek yapan altın fiyatlarının 1780 ve üzerinde hızlı bir hareket alanı bulabileceğini yorumluyor.

Yurt içinde dolar - altın ilişkisi

Ons altındaki 1780 dolara yönelen hareketlilik hafta içinde külçe altının gramını 392 liraya kadar yükseltti. Dün 390 lira seviyesinde hareket eden külçe altındaki bu yüksek seviyeyi kurun 6,85 lira civarında hareket etmesi engelliyor. Türkiye’de altın fiyatlarındaki gerilemenin dolara bağlı olarak merkez bankalarıyla yapılacak muhtemel swap sözleşmeleriyle sağlanabileceği yorumlanıyor.

Dünyadaki kaotik durum ve FED’in artırdığı dolar likiditesinin altına yarayacağı belirtilen değerlendirmelerde, altın ETF’lerinin uzun pozisyonda olmasına rağmen güvenli liman arayışının kronikleşmesi durumunda altın fiyatlarının çok daha yukarıları göreceği tahminleri yapılıyor.

ABD’nin ilk çeyrekte yüzde 5 küçülmesi, işsizlik başvurularının azalmasına karşılık hala milyonlar üzerinde seyretmesi, ikinci dalgaya yönelik endişeler, ülke ekonomilerindeki toparlanma haberlerine rağmen geri çekilmelere karşılık altın fiyatlarını yüksekte tutuyor.

Analistler, virüste ikinci dalga endişeleri, merkez bankalarının güvercin tutumlarının devam edeceğine ilişkin sinyaller ve global piyasalarda jeopolitik kaygılarla destek bulan gelişmelerin altın fiyatlarının yükselişine destek verdiğini, altında kısa vadede destek fiyatların 1755 ve direnç fiyatların ise 1795 ve 1800 dolar civarında şekilleneceğini belirtiyorlar.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar