Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Anadolu Şehircilik Anlayışı

Anadolu Şehircilik Anlayışı

İslam medeniyetindeki şehircilik geleneğinde Anadolu şehircilik anlayışı, Anadolu Selçukluları dönemine kadar dayanan temellere sahiptir. Bir başka ifadeyle Anadolu şehircilik geleneği İslam medeniyetinin şehircilik ekolleri arasında en gelişmiş olanlarındandır.


İslam medeniyetindeki şehircilik geleneğinde Anadolu şehircilik anlayışı, Anadolu Selçukluları dönemine kadar dayanan temellere sahiptir. Bir başka ifadeyle Anadolu şehircilik geleneği İslam medeniyetinin şehircilik ekolleri arasında en gelişmiş olanlarındandır.

1071 Malazgirt Savaşı‘yla Anadolu’nun kapıları İslam medeniyetinin Buhara koluna açıldı. Anadolu’nun fethine başlayan Selçuklular bir yandan da doğudan gelen göçebe Türkmen gruplarını Anadolu’nun değişik yerlerine yerleştirmişlerdir.

Fetihlerden sonra Anadolu şehirlerinde en merkezi yere önce camiler yapılmıştır. Cami çevresinde hükümet konağı, medrese, çarşı ve sosyal tesisler bulunur, böylece bilgi gücü, ekonomik güç ve siyasi güç hakikate sadakatte bütünleşirler.

Sosyal tesislerin en önemlilerinden biri kapalı çarşılardır. Sosyal hayat kapalı çarşılarda yoğunlaşırdı. Ticaret, han, kervansaray, cami, mescit, hamam ve imarethane gibi yapılar kapalı çarşıların etrafında örgütlenirdi. Bu örgütlenme, İslamın yüce hedefleri doğrultusunda, ilkeli bir şekilde gerçekleşirdi. Cami, medrese, tekke ve zaviyeler, imarethaneler, kısaca her mekan İslam ruhunu uyandırır, böylece İslam şehrin ruhu haline gelirdi.

Dolayısıyla halk günlük her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri İslami bir ortam ve büyük bir imkana sahip olurdu. Yapılan faaliyetler bayındırlık hizmeti olarak geçmektedir. Bayındırlık hizmetlerinin geliştiği yerde ise İslami yaşam tarzı gelişmiş ve İslam nüfusu hızlı artış göstermiştir. Bu durum Anadolu’nun İslamlaşmasını ve Darülislam’ın bir parçası haline gelmesini hızlandırmıştır.

Türkiye Selçukluları döneminde başkent Konya olmak üzere Kayseri, Sivas ve Erzurum gelişmiş en önemli şehirlerdir. Bu şehirlerden günümüze birçok cami, hükümet konağı, han, kervansaray, medrese, eğitim kurumları ulaşmıştır. Bu durum günümüze kadar gelen mimari eserlerde estetik, dayanıklılık ve kullanışlılığın ne kadar ön planda olduğunu göstermektedir.

Osmanlılar döneminde ise Bursa, İznik, Edirne ve İstanbul İslam kültürünün yansıtıldığı önemli şehirlerdir. Osmanlılar da, Selçuklular gibi şehirleşmeye ve bayındırlık faaliyetlerine önem vermişlerdir. Özellikle Balkanlarda yüzlerce cami, kervansaray, yol, köprü, su kemeri ve medrese gibi mimari eserler yapmışlardır. Bu eserlerle İslamın ideallerinden olan halkın sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına, hayatın kolaylaştırılmasına büyük önem verilmiştir. İslam şehirlerinde şehir vakıf ve hayrat dolu olmuş, yaşamakta aslolan ibadet olduğundan sosyal hayat kendiliğinden kardeşlik, sevgi ve dayanışmaya dönüşmüştür.

Osmanlılar İznik şehrini Bizans İmparatorluğu’ndan tekrar geri alınca ilk önce bir külliye ve medrese yaptırmışlardır. Fethedilen şehirlerdeki eski medeniyetlere ait eserlere dokunulmamış; bunun yanında İslam kültürünü yansıtan birçok mimari eser yapmışlardır. Osmanlı mimarisini oluşturan sanat tarihinin parlak eserleri hala ayaktadır.

Sosyal hayatta köylü ve göçebelerin yanı sıra şehirliler dediğimiz topluluk da mevcuttu. Şehirde oturanlar geçimlerini ticaret ve el sanatları olarak tanımlanan zanaat dalları ile sağlamışlardır. Bazı şehirlerimiz uğraşları ve geleneksel el sanatlarıyla ön plana çıkmıştır. Örneğin Sivas’ta çorapçılık, Bursa ve Denizli’de dokumacılık, Tokat’ta bakırcılık gelişmiştir. Günümüzde de bu şehirlerin ekonomisinde de bu meslekler önemini korumaktadır. İslamın ekonomi politiğinde önemli bir yer tutan meslekler, özellikle zanaatlar İslam medeniyetinin dinamikleri olmuştur.

Günümüze kadar gelen ve her şehirde yaygın olan meslek dalları mevcuttur. Bunlar bıçakçılık, çorapçılık, demircilik, bakırcılık, dokumacılık gibi zanaat dallarıdır ve bu zanaatlar hala sözkonusu İslam şehirlerinin en önemli bilinen özellikleridir. Birçoğu günümüzde hala varlığını devam ettirmektedir. Bu durum, Darülislamın ve İslam medeniyetinin değerli köşelerinden biri olan Anadolu’nun şehir kültüründe süreklilik olduğuna kanıt olarak da gösterilebilir.

ulukanal.com / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.