Gevşeme ile faiz arasında ince çizgi

Küresel enflasyonda yükseliş devam eder mi, eder… Arz kısıtları sebebiyle gıda, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışlar mevcut fotoğrafı veriyor…

Türkiye’de farklı bir manzara beklemek doğru mu, elbette ki hayır. Çünkü kazan içinde pişen yemek aynı ısıyı hisseder; ister altta, ister üstte, ister yanda olsun.

En yakından başlayalım… Bizde geçen ayın enflasyonu aylık yüzde 1,12, yılbaşına göre yüzde 11,65, on iki aylık ortalamaya göre yüzde 15,78 ve manşet enflasyon yüzde 19,25.

Üretici fiyatları manşetten farksız hatta katlamalı gidiyor. Yİ-ÜFE dediğimiz üretici fiyatları Aralık 2020’de yüzde 28,51 iken bu yılın Ağustos ayında yüzde 45,52’ye fırlamış.

Malumunuz Eylül ayından itibaren Merkez Bankası’nın (TCMB) göstergesi olarak alınan çekirdek enflasyon yüzde 16,8 idi. Politika artık yüzde 19,25’lik manşet enflasyon üzerinden değil, yüzde 16,8’lik çekirdekten işlem görüyor.

Doğru mu, nispeten doğru… Zirâ geçici fiyat artışlarıyla gerçekçi yol haritası oluşturulamaz…

***

Millet diline dolamış; ‘Yok efendim TCMB faiz indirdi de ondan döviz fırladı, enflasyon daha yükselecek…’

Yahu kardeşim, peki Avrupa’da niye enflasyon son 3 yılın zirvesinde?

ABD yüzde 5,3’ü aşan tüketici enflasyonunu niçin tutamıyor?

Avrupa Merkez Bankası’nda (ECB) faiz düşürme eğilimi mi var? Veya ABD Merkez Bankası (FED) faiz mi indirdi? Tabii ki hayır!

TCMB’den bir gün önce 22 Eylül’de faiz kararı toplantısı yapan FED, politika faizini 0 – 0,25 aralığında sabit tuttu ve faiz indirmeye benzer ‘Ekonomide normalleşme devam ederse varlık alımlarını azaltılabilirim’ mesajını verdi, o kadar…

Karar üzerine uluslararası dolar endeksi düşmedi, hâlâ 93,42 seviyesinde yüksek seyirde. Düz mantıkla; dolar değerleniyor, diğer ülke paraları değer kaybediyor.

Günümüzde enflasyondaki sebepler belli; arz kısıtları… Yani arz, talebe yetişemiyor… Talebe göre yokluk var… Ya arzı yükselteceksiniz, ya talebi kısacaksınız!

Daha yeni haber… İngiltere’de akaryakıt darlığı artışta. BP başta büyük akaryakıt dağıtıcılarının depolarında dahi yüzde 90’lara varan daralmalar var. İmkânı olduğu halde petrolde üretim artırılmazsa enerji fiyatları uçup gidecek.

***

Söz konusu fikir yürütmelerimden sonra karşı cevap şu olacak diye düşünüyorum…

“O zaman Merkez Bankası, ECB ve FED gibi politika faiziyle oynayacağına ‘varlık alımları’ ile ilgili söylemler geliştirsin…”

Karşı cevaba hak verebiliriz, ancak TCMB varlık alımlarıyla ilgili son toplantısından çıkan karar metninde konuya zaten temas etmiş…

Varlık alımlarına yönelik yakın dönemde FED ve ECB’den gelen sıkılaştırma açıklamalarına karşılık TCMB, son Para Piyasaları Kurulu (PPK) toplantısında gelişmiş ülke merkez bankalarının pandemi sürecinde ekonomiyi destekleyici duruşlarını sürdürdüğünü ve varlık programlarına devam ettiğini vurguluyor.

Varlık alımının manası; parasal genişleme veya parasal gevşeme… Ülke ekonomilerini hareketlendirmenin tek yolu… Varlık alımı; tüketicileri ve şirketleri daha fazla harcamaya itmek için piyasaya para enjekte edilmesi demek…

Genel manada uygulama şöyle:

Merkez bankaları, hükümetten ya da ticari bankalardan tahvil alıyor, her alışverişte olduğu gibi karşılığında da para veriyor… Böylece piyasaya ilave para giriyor. Emisyon hacminin artması enflasyon artışını körüklüyor.

Meselâ FED, Temmuz 2021’den bu yana 80 milyar doları Hazine, 40 milyar doları ipotek tahvili olmak üzere her ay toplam 120 milyar dolarlık varlık alımı gerçekleştiriyor.

***

Bizde yaygın bir şekilde varlık alımı olmadığından uygulama piyasa enstrümanları, politika faizi üzerinden yürüyor. Hatta TCMB, son PPK toplantısı kararındaki, “Parasal duruşun sıkılığı ticari kredilerde öngörülenin ötesinde daraltıcı etki yapmaya başlamıştır. Bunun yanında, bireysel kredilerin ılımlı seyre dönmesi için makro ihtiyati politika çerçevesi güçlendirilmiştir” ifadesi dikkatlerden kaçmamalı diyorum.

“TCMB sıkı duruşu koruyoruz” dese de artan bireysel, ticari veya diğer türlü kredi genişlemesinde henüz ılımlı bir seyir yakalanmış değil. Pandemide ekonomiyi ayakta tutmak için kredi kanallarının kontrollü açık tutulmaya çalışıldığını unutmayalım.

Nitekim faiz indirimi, TCMB’nin enflasyonda yakın dönemli artışın geçici faktörlerden kaynaklandığını düşünmesiyle gelişen bir karar. Bir taraftan faiz indirimiyle “Piyasayı düşük faiz oranlarıyla fonlayın” baskısı uygulanırken diğer taraftan kredi arz ve talebinde bir denge oluşturulmaya çalışılıyor.

Netice piyasa tarafından negatif algılansa da üç aşağı beş yukarı enflasyonun küresel şartlar dahilinde dengeye oturacağını sanıyorum.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.