Hem piyasa hem de üretim dostu yaklaşım

Dövize arka arkaya darbeler iniyor. Normalleşmeyi sevmeyen kur düşkünleri ise 8,57 liradan aldıkları doları ellerinden çıkaramamanın şaşkınlığı ve psikozu içinde. Kolay değil, 2-3 hafta içinde yüzde 11 değer kaybeden dolar yatırımcısı, farklı enstrümanlara meyletse de dolarizasyon bağımlılığına tutulmuş bir kere...

Dolarizasyon uykucuları, son müdahalelerle “Dolar ve euronun içinde olduğu ‘kur sepeti’ 8 liranın altına daha yakın” olduğunu gözlemledikleri halde hâlâ kâbus gördüklerini zannediyorlar.

Ama hamleler kâbus değil, gerçek. 19 Kasım’daki sert faiz artırımından sonra piyasaya çeşitli cephelerden operasyonlar yapılacağı zâten belliydi.

***

Bugün kur sepeti 8,55’lerde. Buna göre dolarizasyonun çözülme noktası 7,5’ler. Malûm nokta aşağı kırılırsa, dövizdeki düşüşü durdurmak zorlaşır. Hesaplar da gösteriyor ki, ekonominin yeniden hayata dönüşünde püf nokta da burası.

Şöyle ki: Doların değer kaybetmesi girdi ve ithalat maliyetlerini düşürürken gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyüyor. Kişi başı milli gelir artıyor… Borçlar azalıyor. Euroda da durum aynı.

Demek ki büyümek sadece üretip satmakla, harcamakla değil “kur” ile de olabiliyor. Kur ne kadar sağlam tutulur ve ekonomiye faydalı hale getirilirse ekonomi de o nispette reel büyüyebiliyor. Anlayacağınız ekonomi; “üretme kabiliyeti” ve “sermaye edinme” üzerine kurulu iki bacaklı bir sistem.

***

Dolayısıyla Lütfi Elvan ve Naci Ağbal ile devam eden “piyasa dostu dönüşüm”e aslında söz konusu hamleler sebebiyle  “üretim dostu dönüşüm” de diyebiliriz. Enflasyonda düşüş ve fiyat istikrarı sağlandıktan sonra faiz ve döviz eğrisinin hızlı bir şekilde düşüş eğilimine girmesi üzerine kurgulanan bu sistemde hedef; girdi ve ithalat maliyetlerini azaltmak, normalleşmeyi sürdürülebilir kılmak ve reel büyümeyi gerçekleştirebilmek.

Malûm hamleyi Merkez Bankası (TCMB) eski başkanı Murat Uysal Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 200 baz puan faiz artırarak başlatmıştı. Ardından müdahaleler 19 Kasım PPK toplantısına kadar geldi. Kasım ayı başı itibariyle Maliye Bakanlığı ile TCMB’ye yapılan atamalar ve 19 Kasım’daki 475 baz puanlık faiz artışıyla süren düzenlemeler aralıksız yürürlüğe konuyor.

Dünkü yazımda da “Dolar/TL ve euro/TL’de düşüşler sürüyor. Türk Lirası değer kazanıyor… Bu durum atılan adımların doğruluğunu gösteriyor. Normalleşme ve fiyat istikrarının sürdürülebilirliği için yeni bir hamle de zorunlu karşılıklarda (ZK) olacak herhalde…” demiştim.

***

Nitekim swaptan sonra sırada “zorunlu karşılıklar” vardı. Sıra ona da geldi... Hamle sonucu dolar/TL kurunun günlük bazda yüzde 1 değer kaybetmesi, ZK’ların normalleşmeye önemli katkısı olacağını gösteriyor.

Evet TCMB, Türk Lirası ve yabancı para cinsinden banka ZK oranlarını yükseltirken ZK’da kredi büyümesi şartını kaldırdı. Buna göre, banka Türk Lirası zorunlu karşılıklar vadesiz, 1 aya kadar ve 3 aya kadar vadeli mevduat/katılım fonları için yüzde 4’ten yüzde 6’ya yükseltti. Yabancı para ZK oranı vadesiz, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda 2 puan artışla yüzde 17’den yüzde 19’a çıkarıldı.

Bankalar için farklı faiz ödemesinin yapılmayacağı düzenlemede, belki de en çarpıcı nokta ZK oranlarında reel kredi büyümesi şartının ortadan kaldırılması. Zirâ kredi büyümesi şartını sağlayan bankalar daha az oranda ZK tutarak daha fazla faiz ödemesi alabiliyor, bu da sektörde adaleti sağlamada kusurlu bir yaklaşım olarak görülüyordu. Yani sadeleşme ZK’lara da gelmiş oldu.

***

ZK’lardaki hamlenin anlamı şu:

Öncelikle kredi vermeye zorlayan düzenlemenin kalkmasıyla finans sektörünün eli rahatladı. Bankalar bundan böyle piyasaya kredi sağlamada özgür olabilecekleri gibi TCMB hesaplarında daha fazla TL ve döviz tutabilecekler. Bu da TCMB’nin döviz varlıklarını destekleyecek.

Tabii finansal istikrarda uygulamalar bitmez. Çünkü piyasada enstrüman çok. Bunlardan biri de yurt dışı türev işlemleri… Daha doğrusu önceden herhangi bir vade ve fiyat aralığında belirlenmiş olan sözleşmelerinin alım satım işlemlerinin yapıldığı yurt dışı piyasalar. Burada BDDK tarafından 11 Kasım’da belirlenmiş limitler tamamen kaldırılır mı, hep birlikte göreceğiz!

Türev piyasalardaki limitler;  vadesine 7 gün kalan işlemler için yüzde 2’den yüzde 5’e, vadesine 30 gün kalan işlemler için yüzde 5’ten yüzde 10’a, vadesine 1 yıl kalan işlemler için yüzde 20’den yüzde 30’a yükseltilmiş, oranların günlük solo ve konsolide bazda hesaplanacağı bildirilmişti.

Piyasa ve üretim dostu düzenlemeleri bekliyoruz…

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar