Katar üzerinden sıcak Körfez mesajları!

Bugünlerde ekonomi – dış politika yazılarına ağırlık verdim. Gündem de zâten bizi o yöne doğru sürüklüyor.

Birleşik Krallık ile imzaladığımız serbest ticaret anlaşmasından (STA) sonra Avrupa Birliği’nin (AB) agresif ve hırçın tavırlarına aldırmadan Türkiye’nin izlediği temkininin yanında itidalli dış politika gerek batı ve gerekse doğuda taşların yeniden yerine oturmasını sağlıyor.

Joe Biden’in ABD Başkanlığı’nın onaylanmasını müteakiben dış politika koridorları sanki daha hassas döşeniyor ve AB’nin Türkiye’yi anlamak istemeyen davranışlarına karşılık dünya konjonktüründe müspet trend sürekli lehimize gelişiyor. Meltem rüzgârları her yönden Türkiye’ye esiyor.

Maden tetkik ve araştırma gemilerimiz denizleri karış karış tararken Doğu Akdeniz’de çıt çıkmaması, Libya’da darbeci Hafter’in inine çekilmesi ve S-400’lerle ilgili ABD’nin sert tavrını yumuşatacağına dair beklentiler Türkiye hanesine artılar şeklinde yazılıyor.

Açıkçası Türkiye’de yeni ekonomi yönetimi göreve başladığı Kasım’dan bu yana jeopolitik ve ekonomik riskler giderek azalıyor. Hâlâ yüksek olmasına rağmen Türkiye CDS’lerinin dün 307’ye kadar düşmesi boşuna değil anlaşılan.

***

Aynı doğrultuda son dönemde ilişkilerimizin bozulduğu Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve diğer avânelerinin Türkiye’ye Ortadoğu’daki tek dostumuz Katar üzerinden sıcak ve barış mesajları göndermesini de görmezden gelemeyiz.

2017 yılında “Teröre destek veriyor” diye Katar ile ilişkilerini kesen Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır, Arap birliğini sağlamada yeni politikalar oluşturmaya çalışırken asıl maksatlarının Türkiye ile yeniden köprüleri atmak niyetinde olduğu gözleniyor.

İran’ın siyasi baskısının yanında daralan ekonomileri sebebiyle Katar üzerinden Türkiye ile yeniden soğuyan ilişkileri ısıtmak isteyen Körfez ülkeleri, bölgede düşmanca kapattıkları ticari kapılarını dahi açma kararı verdiler.

Suudi Arabistan ve diğer ortak ülkeler geçen Salı günkü Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi toplantısında Katar’a yönelik ambargoyu sonlandıracaklarını açıklamışlardı. Nitekim BAE ilk adımı attı ve Katar ile kara, hava ve deniz sınır geçiş noktalarını bugünden itibaren açıyor.

Bunun anlamı Ortadoğu’da yeni bir politik ticari hareket… Bakalım hareket nereye evrilecek?

***

Başta Libya meselesi olmak üzere Akdeniz’de birçok konuda Türkiye’yi direkt hedef alan Fransa’nın da süngüsünün düştüğü görülüyor. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Fransız meslektaşı Jean-Yves Le Drian ile yapıcı telefon görüşmeleri ve hatta ilişkilerin normalleştirilmesi için yeni bir yol haritası üzerinde karar kıldıklarını açıklaması Türkiye dış politikasının doğruluğuna işaret ediyor.

Bu doğrultuda Çavuşoğlu’nun “Türkiye, kategorik olarak Fransa’ya karşı değil ancak Fransa kategorik olarak Türkiye’ye karşı” sözlerini iyi çözümlemek gerekiyor.

Görünen o ki, Gümrük Birliği’ne dair katılığın yumuşadığı ve elle tutulur hâle geldiği anlaşılıyor. Çavuşoğlu, Gümrük Birliği’ne yönelik gerçekleştirilecek modernizasyonla ilgili AB’den somut adımların atılmasını beklediklerini söylüyor ve bu durumun Türkiye’den daha fazla Avrupa Birliği’nin menfaatine olduğu gerçeğini “Türkiye’den çok Avrupa kazanır” diye ifade ediyor.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini her zaman destekleyen Portekiz’in dönem başkanlığında bölge için fırsat pencerelerinin açılabileceğinden de bahsediyor.

***

Tabii bölgede lehine esen rüzgârları değerlendirmede Türkiye boş durmuyor. Hükümet ve iş dünyası söz konusu olumlu gelişmeleri kıymete çevirme hamleleri yapıyor. Bunlardan biri de ABD’de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından dün hizmete açılan ilk yurt dışı ticaret merkezi…

Adı Turkish Trade Center Chicago (TTC Chicago)… Tam 10 bin metrekarelik bir merkez… Türkçe adı Türkiye Ticaret Merkezi (TTM)… TOBB, Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle bu müthiş merkezi hizmete açtı. Hem de ekonomide stratejik bir bölge olan Şikago’da… O’hare Havalimanı’nın yanında…

TTM, Türk işadamlarına, belki de Türkiye ile işbirliği yapmak isteyen ABD’li veya diğer devletlere ait iş dünyasına destek olurken ABD’de her alanda, her aşamada “tek durak ofis” prensibiyle çalışacak ve Türkiye’nin ihracatını artırmada önemli rol oynayacak.

Ticaret merkezi, markalaşma, katma değer, yerli üretim, tasarım, inovasyon ve küresel değer zincirleri ile yurt içi – yurt dışı entegrasyonu geliştirecek…

Ofis depo gibi fiziki imkânlarıyla birlikte ticari her hizmeti verebilecek kapasitede olan TTM’nin vizyonu kadar misyonu da büyük. Zirâ Türkiye ile ABD arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin olduğunu unutmayalım!..

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar