H. Ali Erdoğan
Dinî Düşüncede Yöntem Arayışı ve Geleneksel Söylemin Krizi: Akademik Özgürlük, Makâsıd ve Modernite Karşısında İlâhiyatın Konumu
Dinî Düşüncede Yöntem Arayışı ve Geleneksel Söylemin Krizi: Akademik Özgürlük, Makâsıd ve Modernite Karşısında İlâhiyatın Konumu
(The Quest for Method in Religious Thought and the Crisis of Traditional Discourse: The Position of Theology in the Face of Academic Freedom, Maqāṣid, and Modernity)
H. Ali Erdoğan
Özet
Bu çalışma, Türkiye’deki İlâhiyat Fakültelerine yöneltilen “modernist savrulma” ve “geleneksel değerlerden uzaklaşma” suçlamalarının, aslında geleneksel dinî yapıların kendi iç krizlerini örtbas etme çabasından kaynaklandığını iddia etmektedir. Bilginin demokratikleştiği dijital çağda, genç kuşaklar arasında deizm ve ateizmin yükselişinin temel sorumlusu; akademik özgürlüğü, eleştirel düşünceyi ve tarihselci yöntemi savunan ilâhiyat fakülteleri değil, aklı dışlayan, menkıbe merkezli, hiyerarşik ve sorgulanamaz bir din anlayışını dayatan geleneksel kurumlardır. Makale, nass’ların makâsıd odaklı okunmasının sadece bir tercih değil, İslam’ın evrensellik iddiasını sürdürebilmesi açısından varoluşsal bir zorunluluk olduğunu savunmaktadır. Geleneksel söylemin krizi, bilgi otoritesinin dijital dönüşümle parçalanması, gençlerin dini temsillerdeki tutarsızlıklara duyduğu tepki ve skolastik yöntemin çağdaş sorunlara cevap verememesi üzerinden analiz edilmektedir. Sonuç olarak, ilâhiyat fakültelerinin sansürcü bir muhafazakârlığın “arka bahçesi” değil, özgür tefekkürün ve hakikat arayışının akademik kürsüleri olması gerektiği vurgulanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Makâsıd, skolastik gelenekçilik, deizm, ateizm, bilgi otoritesi, dijitalleşme, ilahiyat, eleştirel yöntem, din eğitimi.
ABSTRACT
This study argues that the accusations of “modernist deviation” and “departure from traditional values” directed at Theology Faculties in Turkey are actually an effort to cover up the internal crises of traditional religious structures. In the digital age where knowledge has become democratized, the main responsible for the rise of deism and atheism among young generations is not the theology faculties that advocate academic freedom, critical thinking, and historical methods, but traditional institutions that impose a hierarchical, unexamined, miracle-centered understanding of religion that excludes reason. The article contends that a maqāṣid-oriented reading of the texts is not merely a choice but an existential necessity for maintaining Islam's claim of universality. The crisis of traditional discourse is analyzed through the fragmentation of knowledge authority by digital transformation, the reaction of young people to inconsistencies in religious representations, and the inability of scholastic methods to address contemporary problems. In conclusion, it is emphasized that theology faculties should be academic platforms for free intellectual inquiry and the pursuit of truth, rather than the “backyard” of a censoring conservatism.
Keywords: Maqāṣid, scholastic traditionalism, deism, atheism, knowledge authority, digitalization, theology, critical method, religious education.
1. Giriş: Dijital Çağda Parçalanan Bilgi Hiyerarşisi Ve Dini Otoritenin Dönüşümü
Geleneksel dinî söylem, bilgiyi “icazet”, “silsile” ve “nakil” gibi kapalı devre hiyerarşik mekanizmalar içinde kontrol ederek, dinî otoriteyi belirli bir sınıfın (ulema, şeyh, mürit hiyerarşisi) tekelinde tutmuştur. Bu yapı, bilginin üretim ve denetimini dinî bir seçkinler grubuna havale ederken, sorgulayıcı akıl yerine itaati merkeze alan bir epistemoloji inşa etmiştir.[1] Ancak, enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki dönüşüm, bu bin yıllık bilgi hiyerarşisini temelden sarsmıştır. Castells’in deyişiyle, ağ toplumunun yükselişi, merkezi otoriteleri by-pass ederek bilginin demokratikleşmesine ve yatay yayılımına olanak tanımıştır.[2] Artık genç bir birey, dinî bir konuda geleneksel otoriteden “nakledilen” bir bilgiyi, kısa bir internet taramasıyla mukayese edebilmekte, akademik tartışmalara, farklı tefsirlere veya eleştirel tarih yazımına anında erişebilmektedir. Bu durum, “hikmet” adı altında sunulan tutarsızlıkların, sahte kutsallık zırhlarının ve dogmatik kabullerin bir tıkla sorgulanabilir hale gelmesi anlamına gelir.
İşte tam da bu bağlamda, İlahiyat Fakültelerine yönelik “oryantalist etki”, “geleneksel değerlerden kopuş” ve “imanı tartışmaya açmak” gibi suçlamalar, daha derin bir korkunun dışavurumu olarak okunmalıdır. Bu suçlamalar, aslında bilginin artık denetlenemez, sorgulanabilir ve çoğulcu bir mahiyet kazanmasından duyulan rahatsızlığın, güvenli bir “günah keçisi” (ilâhiyat) üzerinden dışa vurulmasıdır.[3] Geleneksel söylemin krizi, onun artık dijital çağın özgür ve eleştirel zihinleri nezdinde inandırıcılığını yitirmesidir. Bu çalışma, bu krizi, geleneksel yapıların iç işleyişi, gençlik nezdindeki temsil sorunu ve ilâhiyat fakültelerinin yöntem arayışı bağlamında ele alacak; makâsıd odaklı bir din anlayışının neden bir lüks değil, bir zorunluluk olduğunu ortaya koyacaktır.
2. Geleneksel Yapıların İç Krizi Ve İlâhiyat Fakültelerinin “Günah Keçisi” İlan Edilmesi
İlâhiyat fakültelerini “dini değerleri aşındırmakla” suçlayan bakış açısı, asıl ve daha büyük tehlikenin üzerini örtmektedir. Bu asıl tehlike, dinî alanın, tarikat, cemaat ve geleneksel medrese yapılanmaları içinde nasıl bir sömürü, çıkar ve siyaset aracına dönüşebildiğidir. “Evliya”, “gavs”, “kutup” anlatılarıyla süslenen, keramet ve menkıbelere dayalı bir din anlayışı, Kur’an’ın merkeze aldığı “akletme”, “tefekkür” ve “tahkik” ilkelerini büyük ölçüde gölgede bırakmıştır.[4] Şeyhinin “urganına sarılmayı” kurtuluşun tek yolu olarak sunan bu skolastik zihin, dini, modern insanın rasyonel dünyasında “mitolojik bir kalıntı”, “irrasyonel bir inançlar bütünü” olarak algılanmasına zemin hazırlamaktadır.
Sorun, ilâhiyat fakültelerinde tarihselci, eleştirel veya fenomenolojik yöntemlerin tartışılması değildir. Asıl sorun, geleneksel yapıların (medrese, tekke, bazı tarikat ve vakıfların) modern dünyanın ortaya çıkardığı yeni ahlakî, sosyal, epistemolojik ve varoluşsal sorulara (biyoetik, feminizm, çevre etiği, din-şiddet ilişkisi, bilimsel determinizm vb.) cevap üretmekte yaşadığı derin entelektüel kısırlık ve metodolojik tıkanmadır.[5] Bu yapılar, genellikle geçmişin cevaplarını bugün için tekrar etmekte, bu da genç kuşaklarda ciddi bir inandırıcılık açığı yaratmaktadır. İlâhiyat fakülteleri ise, bu tıkanıklığı aşmak için yöntem arayışına girmekte ve bu da statükocu çevrelerde bir tehdit olarak algılanmaktadır.
3. Deizm Ve Ateizmin Yükselişi: İstatistiksel Veriler Ve Nitel Sebepler
Gençler arasında görülen dinden uzaklaşma eğilimlerinin sorumlusu, ilâhiyat fakültelerindeki akademik yöntem arayışı değil, geleneksel din temsilinin niteliksizliği ve inandırıcılık krizidir. Bu iddia, mevcut sosyolojik verilerle de desteklenmektedir.
İstatistiksel Gerçekler: KONDA, MAK Danışmanlık ve benzeri kurumların raporları, Türkiye’de özellikle genç nüfus içinde “dindar” tanımlamasının göreli gerilediğini, kendini “inançsız”, “ateist” veya “deist” olarak tanımlayanların oranının son on yılda belirgin bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır.[6] Bu artış, en çok üniversite öğrencileri ve eğitimli genç yetişkinler arasında gözlemlenmektedir.
Nitel Sebeplerin Analizi: Nicel verilerin ötesinde, nitel araştırmalar gençlerin dinden uzaklaşma gerekçelerini daha net ortaya koymaktadır. Bu gerekçeler arasında ilâhiyat müfredatı nadiren anılmaktadır. Aksine, vurgu şu noktalardadır:
1. Siyasal Tutarsızlık ve Araçsallaştırma: Dini temsil iddiasındaki kişi ve kurumların siyasî iktidarlarla girift ilişkileri, çifte standartları ve dini siyasî meşruiyet aracı olarak kullanmaları.
2. Ekonomik Sömürü Algısı: Bazı dinî cemaatlerin ve tarikatların ekonomik kaynak devşirme mekanizmaları, ticarî faaliyetleri ve “himmet” adı altındaki finansal talepleri.
3. Toplumsal Konularda Baskıcı Yorumlar: Kadın bedeni, cinsellik, bireysel özgürlükler, sanat ve eğlence hayatı gibi konularda sunulan literal, kısıtlayıcı ve çoğu zaman insanî realitelerle örtüşmeyen yorumlar.[7]
4. Entelektüel Tatminsizlik: “Hoca” figürlerinin bilimsel gelişmeler, felsefî sorular ve etik ikilemler karşısında ezberci, kaçamaklı veya dogmatik cevaplar vermesi; sorgulayan zihni “dinden çıkmakla” tehdit etmesi.
Bu tablo, enformasyon çağının eleştirel ve özgür bireyinin, Diyanet’in veya geleneksel yapıların “ezberci” ve otoriter tutumuyla ikna olmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Deizm ve ateizmin yükselişi, bir “inançsızlaşma” değil, “kurumsal dinden kopuş” olarak okunmalıdır.[8]
4. Makâsıd Odaklı Okuma: Geleneğin Eleştirel Miras Alımı Olarak Bir Varoluşsal Zorunluluk
Nass’ları (Kur’an ve sahih sünnet) tarihsel ve sosyal bağlamından koparıp, lafızcı (literal) ve zahiri bir okumaya hapsetmek, İslam’ın evrensel adalet, merhamet ve hikmet (hikmet) çağrısına indirilmiş en büyük darbedir. İslamî ilimler geleneğinde Gazali, Şatıbî ve İbn Âşur gibi düşünürlerle sistematik bir teoriye kavuşan makâsıdu’ş-şeria (şeriatın maksatları) doktrini, nass’ları anlama ve yorumlamada hayatî bir yöntem sunar.[9] Bu doktrin, şeriat hükümlerinin ardındaki temel ilahî gayeleri (din, can, akıl, nesil, malın korunması ve bunların çağdaş yansımaları) merkeze alarak, hükümlerin donuk birer lafız değil, bu yüksek amaçlara hizmet eden araçlar olduğunu hatırlatır.
Bu bağlamda, Kur’an’ın hüküm ayetlerini modernitenin seküler baskısıyla değil, ilahî muradın aslî gayesini (makâsıd) keşfederek ve bu gayeyi güncel bağlamda nasıl gerçekleştireceğimizi düşünerek okumak bir “ihanet” değil, aksine metne ve onun evrensel mesajına sadakatin bir gereğidir.[10] Bu yöntem, dini, tarihin donmuş bir anına hapsolmaktan kurtararak, onu canlı, anlamlı ve hayata dokunan bir rehber haline getirme imkanı sunar.
Sünnet ve Tarihsel Mirasın Eleştirel Tenkidi: Makâsıd merkezli bir yaklaşım, sünneti dışlamaz; aksine onu uydurma (mevzu) rivayetlerin, mezhebî taassubun ve siyasî amaçlı tarih yazımının kirliliğinden arındırarak daha sağlam bir zemine oturtur. Hadislerin sıhhatini yalnızca sened zincirine bakarak değil, Kur’an’ın temel ilkeleri (arz) ve akıl ile test etmek, İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren var olan bir ilmî gelenektir.[11]
Tarih Eleştirisi ve İdeolojik Dil: Sahabeyi veya sonraki dinî şahsiyetleri hatasız (masum) sayan ideolojik ve hagiografik dil, ilmî değil, mistik bir yaklaşımdır. Tarihte kalmış, belli bir siyasî ve toplumsal bağlamda verilmiş kararları mutlak “dinî hüküm” diye sunanlar, ilahiyat fakültelerinde okutulan objektif İslam tarihi, mezhepler tarihi ve kelam derslerinden doğal olarak rahatsız olmaktadır. Tarihselcilik, geçmişi yargılamak değil, onu anlamak ve ondan bugün için anlamlı sonuçlar çıkarmak için vazgeçilmez bir araçtır.[12]
5. Sonuç: sansür mü, tefekkür mü? İlahiyatın gelecek imkanı
Gelinen noktada, İslamî düşünce ve eğitim önünde iki yol açık durmaktadır:
1. Sansür, Baskı ve Muhafazakâr Kapanma Yolu: Dinî tartışmayı, sorgulamayı ve yeni yorumları “bid’at” veya “ihanet” diyerek sansürlemek. Bu yol, gençleri dışarıda özgürce düşünüp, içeride resmî söylemi tekrarlayan “iki dilli” (nifak yolunda) bir nesle dönüştürecek, inançsızlığı daha da derinleştirecektir.
2. Aklı, Tefekkürü ve Özgür Akademik Tartışmayı Merkeze Alan Yol:
Dinî geleneği eleştirel bir şekilde miras almayı, makâsıdı rehber edinmeyi, çağın sorunlarına cesaretle cevap aramayı ve tüm bunları özgür bir akademik ortamda yapmayı seçmek. Bu yol, hakikati arayan genç dimağlara güvenmek ve onlara İslam’ın entelektüel ve manevî zenginliğini keşfetme imkanı tanımak demektir.
İlahiyat Fakülteleri, geleneğin muhafızlığına soyunmuş yapıların “arka bahçesi” veya devletin resmi dinî söylemini üreten birer büro olmamalıdır. Aksine, her türlü dinî, felsefî ve bilimsel bilginin özgürce, saygılı bir şekilde ve akademik etiğe uygun olarak tartışıldığı “hakikat kürsüleri” olmalıdır. Aklını kullanmayanların üzerine “pislik” yağacağını (Yunus, 10/100) bildiren bir vahyin müntesiplerinin, aklı ve eleştirel yöntemi dışlayan bir din anlayışını savunması en büyük tezattır. Bu tezatın aşılması, dinî düşüncenin geleceği için hayatî önem taşımaktadır.
Dipnotlar
[1]: Bkz. Talal Asad, Genealogies of Religion (Baltimore: Johns Hopkins University Press, 1993), 27-54. Asad, dinin modern çağda bir “özcü” sistem olarak inşasını ve otoritenin bu süreçteki rolünü tartışır.
[2]: Manuel Castells, The Rise of the Network Society, 2. bs. (Oxford: Wiley-Blackwell, 2010), 500-509. Castells, ağ toplumunda bilgi akışının merkezsizleşmesi ve gücün dönüşümü üzerine temel analizler sunar.
[3]: Recep Şentürk, Açık Medenet (İstanbul: Timas Yayınları, 2017), 115-130. Şentürk, İslam dünyasında bilginin kapalı devre sistemlerden (“kapalı medeniyet”) açık iletişim ortamlarına (“açık medeniyet”) geçiş zorunluluğundan bahseder.
[4]: Mustafa Öztürk, Çağdaş Dönemde Kur’an’a ve Tefsire Ne Oldu? (İstanbul: Ankara Okulu Yayınları, 2018), 45-60. Yazar, geleneksel tefsir ve din anlayışındaki akıl karşıtı eğilimleri eleştirel bir üslupla inceler.
[5]: J. L. Esposito ve J. O. Voll, Makers of Contemporary Islam (New York: Oxford University Press, 2001), 3-20. Çağdaş İslami yenilikçi düşünürlerin geleneksel ulemaya yönelttiği metodolojik eleştiriler burada özetlenir.
[6]: KONDA Araştırma ve Danışmanlık, Türkiye’de İnançsızlık ve Deizm Tartışmaları Raporu (İstanbul: KONDA Yayını, 2019), 22-35. Rapor, 18-28 yaş grubunda “dindarım” diyenlerin oranındaki düşüşe ve “deist/ateist” tanımlamasındaki artışa dair veriler sunar.
[7]: Ejder Okumuş, Dijital Çağda Din ve Gençlik (Ankara: Otto Yayınları, 2021), 87-112. Okumuş, nitel görüşmeler aracılığıyla gençlerin kurumsal dinden uzaklaşma nedenlerini detaylandırır.
[8]: Charles Taylor, A Secular Age (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2007), 423-530. Taylor, modernitede “inançsızlık”tan ziyade, inancın bireyselleşmesi ve kurumsal bağlardan kopuş sürecini analiz eder.
[9]: Jasser Auda, İslam Hukukunun Amaçları (Makâsıdu’ş-Şerîa), çev. (İstanbul: Mahya Yayınları, 2014), 65-120. Auda, makâsıd teorisini sistemli bir şekilde ortaya koyar ve onu çağdaç hukuk ve etik sorunlarına uygular.
[10]: Fazlur Rahman, Islam & Modernity (Chicago: University of Chicago Press, 1982), 5-20. Rahman, Kur’an’ı “tarihsel bağlam”dan “güncel bağlam”a taşıyan “ikili hareket” yöntemini önerir, ki bu makâsıd odaklı okumayla yakından ilişkilidir.
[11]: Hayrettin Karaman, İslam Hukukunda İctihad (Ankara: DİB Yayınları, 2015), 180-200. Karaman, hadis tenkidinde metin (mütün/metinler) kritiğinin önemini ve bunun İslam geleneğindeki yerini vurgular.
[12]: Muhammed Âbid el-Cabiri, Arap-İslam Siyasal Akıl, çev. (İstanbul: Kitabiyat, 2000), 30-70. Cabiri, Arap-İslam siyasi aklının oluşumunda tarihsel mirasın nasıl ideolojik bir okumaya tabi tutulduğunu eleştirir.
Kaynakça
Türkçe Kaynaklar:
· Auda, J. (2014). İslam Hukukunun Amaçları (Makâsıdu’ş-Şerîa). İstanbul: Mahya Yayınları.
· Cabiri, M. Â. (2000). Arap-İslam Siyasal Akıl. İstanbul: Kitabiyat.
· Çapak, İ. & Öztürk, M. (2020). Türkiye’de Din, Deizm ve Ateizm: Gençlik Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma. Ankara: Araştırma Yayınları.
· Karaman, H. (2015). İslam Hukukunda İctihad. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
· KONDA Araştırma ve Danışmanlık. (2019). Türkiye’de İnançsızlık ve Deizm Tartışmaları Raporu. İstanbul: KONDA Yayını.
· Okumuş, E. (2021). Dijital Çağda Din ve Gençlik: Değişen İnanç Haritası. Ankara: Otto Yayınları.
· Öztürk, M. (2018). Çağdaş Dönemde Kur’an’a ve Tefsire Ne Oldu? İstanbul: Ankara Okulu Yayınları.
· Şentürk, R. (2017). Açık Medenet: Çok Kültürlü Toplum ve Medeniyete Geçiş. İstanbul: Timas Yayınları.
Yabancı Kaynaklar:
· Asad, T. (1993). Genealogies of Religion: Discipline and Reasons of Power in Christianity and Islam. Baltimore: Johns Hopkins University Press.
· Berger, P. L. (2014). The Many Altars of Modernity: Toward a Paradigm for Religion in a Pluralist Age. Boston: De Gruyter.
· Castells, M. (2010). The Rise of the Network Society (2nd ed.). Oxford: Wiley-Blackwell.
· Esposito, J. L., & Voll, J. O. (2001). Makers of Contemporary Islam. New York: Oxford University Press.
· Habermas, J. (2008). Between Naturalism and Religion: Philosophical Essays. Cambridge: Polity Press.
· Rahman, F. (1982). Islam & Modernity: Transformation of an Intellectual Tradition. Chicago: University of Chicago Press.
· Taylor, C. (2007). A Secular Age. Cambridge, MA: Harvard University Press.

Suriye’de Vekâlet Savaşlarının Sonu ve PKK/SDG’nin Stratejik Mağlubiyeti: Arap Aşiretlerinin Rolü ve Nusaybin Provokasyonu Üzeri
23 Ocak 2026 Cuma 19:09Uygulamadaki "Dindar Nesil” Projesi, Geleneksel Dinî Bilgi Hiyerarşisinde Demokratikleşme ve Dijital Platformların Sosyal Dönüşü
19 Ocak 2026 Pazartesi 21:10Hakimiyet Kavramının İlahî ve Beşerî Boyutu: Maide 44-47. Ayetler Işığında Siyasî Meşruiyetin, Demokrasi ve Cumhuriyet Bağlamınd
11 Ocak 2026 Pazar 20:15Türkiye'de Selefî Yayılmacılığı: Teolojik Kökenler, Bölgesel Dinamikler ve Çözüm Önerileri
31 Aralık 2025 Çarşamba 00:38Dindarlığın ahlak ile sınavı: İslamî Perspektiften Teorik Bir Analiz
23 Aralık 2025 Salı 22:50Kelime-i Şehâdetin Ontolojik Ve Epistemolojik Derinliği
19 Aralık 2025 Cuma 07:24Sosyal Medya Çağinda Di̇nî Bi̇lgi̇ni̇n Dönüşümü: Otorite, Ehliyet Ve Dijital Okuryazarlık Üzerine Bir An
08 Aralık 2025 Pazartesi 15:45Muhafazakâr İş Dünyasında Ahlâkî Buhran
05 Aralık 2025 Cuma 19:09Allah'a Yakınlık Yolunda Esmâ-İ Hüsnâyı Temsil İlkesi: Azamet ve Kibriyâ Sıfatlarının İnhisarı
23 Kasım 2025 Pazar 13:32Kur’an’ın Aslî Fonksiyonu Hatırlatmaktır (Zikr): Modern Dinî Söylemde Bilgi-Amel Dengesi Üzerine Bir İnceleme
08 Kasım 2025 Cumartesi 17:22
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.