Sait Özdemir
Sade Yaşamak Üzerine
Sade Yaşamak Üzerine
Yaşlı bilge, köyün kenarındaki küçük kulübesinde, sadece bir minder, bir toprak çömlek ve duvara asılı eski bir sazla yaşardı. Bir gün, şehrin en zengin ve en hırslı tüccarı onun bilgeliğini duyup kulübesine geldi.
Tüccar, tonlarca ipek kumaşın, altınların ve bitmek bilmeyen işlerin yükü altında ezilmiş, nefes alamaz hale gelmişti.
"Bilge adam," dedi tüccar, etrafına şaşkınlıkla bakarak. "Hayatım çok karmaşık. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyorum ama içimdeki boşluk hiç dolmuyor. Senin sırrın ne? Neden hiçbir şeyin yok ama yüzün bu kadar huzurlu?"
Bilge gülümsedi. Masanın üzerine boş bir fincan koydu ve demlikten sıcak çayı doldurmaya başladı. Fincan ağzına kadar geldi ama bilge durmadı. Çay fincandan taştı, masaya ve oradan tüccarın kıyafetine doğru akmaya başladı.
Tüccar panikle bağırdı: "Dur! Görmüyor musun, fincan zaten dolu, daha fazlasını almıyor!"
Bilge çaydanlığı masaya bıraktı ve sakince tüccarın gözlerine baktı:
"Sen de tıpkı bu fincan gibisin," dedi. "Zihnin, hırsların, eşyaların ve endişelerinle o kadar dolmuş ki, huzurun içeri girmesi için hiç yer kalmamış. Hayatına yeni bir şeyler eklemeyi bırak. Mutluluk, bir şeyleri biriktirerek değil, fazlalıkları eksilterek bulunur."
Tüccar o gün kulübeden ayrılırken, heybesindeki altınları değil, zihnindeki gereksiz yükleri bırakması gerektiğini anlamıştı. Çünkü sadelik, hiçbir şeyin olmaması demek değildi; sadece ihtiyacın olan kadarını taşıma özgürlüğüydü.
Mutlu olmak istiyorsanız, karar yorgunluğunuzu azaltın (ne giyeceğim, ne alacağım)gibi küçük kararlarla beyninizi yormayın.
Tüketim çılgınlığından uzaklaşın, mutluluk insanın "daha fazlasını istemek" yerine "elindekine şükretmesidir.
Kalın sağlıcakla
Sait ÖZDEMİR
Uzman Psikolojik Danışman

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.