Piyasaların jeopolitik risklerle imtihanı!

 

Piyasaların jeopolitik risklerle imtihanı!

ABD/Çin ticaret müzakerelerinde olumlu gelişmeler yaşanırken dünya 2020'nin başında ABD/İran kaynaklı yeni bir krizle tanıştı. İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'nin ABD'nin düzenlediği hava saldırısında öldürülmesi küresel piyasaları sarstı. Negatif faiz politikalarını terk etmeye hazırlanan küresel merkez bankalarının, ABD'nin İran yönelik saldırısıyla birlikte gelecekte nasıl hareket edeceği ise merak konusu.

Yıllarca süren ABD/Çin ticaret gerginliği ile Brexit sürecindeki belirsizlik dağılmadan 2020 yılında yeni bir krizimiz daha oldu. Her dönemde bunalımların kaynağı olan ABD yine yeni yılda dünyanın başına yeni bir çorap ördü. Ortadoğu’nun anarşide değişmez aktörü ABD, bölgede hakimiyetini artırmak isteyen İran’a bağlı güçlere düzenlediği füzeli saldırıyla sanki bombanın fitilini ateşledi.

 

Yeni yılın ilk haftasında meydana gelen olayda özellikle rejime yakın İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Süleymani’nin ABD güçleri tarafından öldürülmesiyle küresel ekonominin yeniden daralmaya yöneleceği, merkez bankalarının oluşacak krizi çözmede yetersiz kalacağı düşüncesiyle küresel piyasalar dip yaptı. Şimdi faiz indirimlerinin rafa kaldırılacağı ve oluşan konjonktüre göre merkez bankalarının yeni bir politika üreteceği konusunu ağırlık kazanıyor.

 

Dünyanın farklı bir atmosfere girdiği şüphesiz. ABD’nin İranlı komutan Süleymani’yi öldürülmesinin hemen ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in şiddetli bir misillemede bulunacağını açıklamasıyla ABD endeks vadeli kontratlarının düşmesi, Asya ve Avrupa’da borsalarının son dönemde elde ettiği kazançları geri vermesi, petrol ve altın fiyatlarının hızla tırmanmasına neden oldu. Bilhassa küresel piyasalarda artan iyimserlikle birlikte borsaların bir ralliye yönelmesinden sonra böyle bir olayın cereyan etmesi hayal kırıklığı oluşturdu.

 

Paradigma değişiyor

iran-abd2

Yıllardır ABD/Çin ticaret savaşı sebebiyle korumacılık duvarlarını aşamayan küresel ekonominin ABD/İran gerginliğiyle büyüme yolunda yeni bir darbe alması talihsizlik olarak değerlendirildi.

 

ABD’li, Avrupalı ve Asyalı birçok analistin söz konusu ABD saldırısına ve saldırı sonunda küresel piyasaların verdiği tepkiye yönelik genel yorumu şu: 

 

“Paradigma değişiyor. Dünya hem jeopolitik hem de küresel ekonomide yeni bir kapsama alanına girdi. Ortadoğu jeopolitik bir dönüm noktasında. Global piyasalarda ise negatif faizden kurtulmak için merkez bankalarının eline yeni bir fırsat geçti.”

 

Londra merkezli Credit Agricola, ING Group, Saxo Capital, Hong Kong merkezli UOB Kay Hian, Mizuho Bank, Bingapur merkezli Covenant Capital ve İsviçre merkezli Colombo Wealth gibi finans kuruluşları raporlarında paradigma değişmesine karşılık tedbirlerin şart olduğu ve kazanılmış kârların realize edilmesi konusunda beklentilerin yükseldiğini ifade ediyorlar.

 

Ortadoğu’da vekil savaşlarının giderek yerini asıl unsurlara bıraktığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki sıkıntılar sebebiyle petrol fiyatlarının yüksek kalmaya devam edeceğini yorumlayan söz konusu kuruluşlar, petrol ithal eden ülkelerin söz konusu konjonktürde zorlanacağını, risklerin artmasıyla küresel büyümenin tehlikeye girdiğini, merkez bankalarının elinde de müdahale edecek yeterli güç kalmadığından bahsediyorlar.

 

CDS’ler yön gösteriyor

 

Geçen yılın son çeyreğinde iyimser havada seyreden hisse senetleri piyasası yeni yılın ilk haftasında adeta çakıldı. Risk algısının değişmesiyle yeniden temkinli bir seyre giren piyasalarda altın fiyatları 1553 dolar bandına geldi, kıymetli maden fiyatlarında yükseliş hızlandı. Petrol fiyatları sert yükselişle 69 dolar sınırına dayandı. 1,11 seviyesindeki euro/dolar paritesi dolar lehine artarken gerilimden en kazançlı çıkan euro/Japon yeninde 120 ile Japon yeni oldu.

iran-ABD3

Yurt içinde de jeopolitik riskler Libya mutabakatıyla yükselişini sürdürüyor. Son olarak TBMM’den Libya’ya asker gönderme yönünde karar çıkması Doğu Akdeniz’de tansiyonu artırırken 269 seviyesine ulaşan CDS’lerin yukarı yönlü hareketi TL varlıklarında zayıflığı beraberinde getiriyor.

 

Temmuz ayından bu yana yaşanan 12 puanlık faiz indirimleri ve döviz kurlarındaki stabil hareket enflasyonda nispi bir düşüşü sağlamasına rağmen 2020 içinde artacak risklerin makro seviyede nasıl bir etki yapacağı ise bugünden düşünülmeye başlandı. 16 Ocak’ta gerçekleştirilecek Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı, gelişen dünya konjonktürüne göre nasıl bir politika izleneceği konusuna ışık tutacak.

 

Yurt içinde piyasalar da küresel piyasaların satış baskısında kaldı. Gün sonu yüzde 2’ye yakın bir seviyede ekside kapanan Borsa İstanbul BIST 100 endeksi yılın ilk haftasında yüzde 0,99 değer kaybetti ve 120 binleri hedeflerken yeniden 113 binli seviyelere döndü. Dolar 5,98 lirayı aştı. Euro ise doların ağırlığı sebebiyle paritede gerilemesine karşılık yurt içinde 6,68 lirayı geçti.

 

Politika değişimi ne getirir?

 

Yarım dolar ve yarım eurodan oluşan sepet kur yıllar sonra Türkiye’nin enflasyonu ile aynı düzeyde oluştu. Kurdaki yıllık artış yüzde 10,5  enflasyon da yüzde 11 seviyelerinde gerçekleşti. Bu yıl ise kur ile enflasyonun başa baş seyrinin devamı yönünde görüş belirtenler fazla. Ancak petrol fiyatlarındaki artışların enflasyon ve kur dengesini bozabileceğine dair yorum yapanlar da mevcut.

 

En dikkat çekici yorum; değişen konjonktürde euronun daha kârlı çıkacağı yönünde. Söz konusu gelişmenin ihracatını euro ile yapan, ithalatını ve borç ödemelerini dolarla gerçekleştiren Türkiye’ye artı bir avantaj kazandıracağını ileri sürenler de oldukça fazla.

 

Dolayısıyla ABD’nin İranlı komutana yönelik saldırısı ve vekalet savaşların asıl orduların üzerinden yürütüleceğine dair yorumlarla birlikte küresel ekonomideki paradigmanın yeni bir yön belirlediği yolundaki yorumları öne almak zorundayız. Yorumcuların özellikle uzun zamandan beri negatif faizden çıkmak isteyen Avrupa’nın yeni bir atağa geçebileceği, dolayısıyla euronun değerlenebileceği konusu sıkça tartışılıyor. Söz konusu iddiayı savunanlar da negatif faiz uygulamasına son veren İsveç Merkez Bankası Riskbank’ı örnek gösteriyor. Yorumcular, merkez bankalarının uzun zamandan beri izlediği negatif faiz ve parasal genişleme politikalarının istenilen sonucu vermediğini savunuyor.

 

TCMB faiz indirir mi?

 

TCMB’nin son enflasyon raporundaki beklenti doğrultusunda 2019 Aralık ayı enflasyonu yüzde 11,84 şeklinde gerçekleşti. Çekirdek enflasyon yıllıkta yüzde 9,81’e geriledi. En çok merak edilen gıda fiyatları yüzde 10,89 olurken alkollü içecekler ise yüzde 43,12 oranında zamlandı. Enflasyon ile ilgili en çok tepki alkolle içeceklerdeki yüksek fiyat artışlarından geldi. 2019 yılı enflasyonunun belirlenmesiyle birlikte devlet memurlarının maaşları yüzde 5,5, SSK ve Bağ-Kur emeklilerin aylıkları da yüzde 6,5 oranında artış olacağı belirlendi. Bazı televizyon kanallarında memur ve emekli maaşlarının gıda ve içecek fiyatları ölçeğinde belirlenmesine yönelik talepler ise şaşkınlık uyandırdı.

 

16 Ocak’ta TCMB’nin PPK toplantısı var. Önden yüklemeli faiz indirimi yapan Merkez Bankası’nın (TCMB) geçen yılki agresif hamlelerini göremeyeceğiz. Merkez Bankası faize daha çok makyaj yaparak ilerleyecek. Halen yüzde 11 seviyesinde olan piyasa faizlerinin kısa vadede yüzde 9’ların altına düşme şansı pek fazla yok. Ancak TCMB politika faizinin yılın üçüncü çeyreğine doğru yüzde 8,5’lar seviyesine gelme ihtimali ise yüksek. Bu ayki faiz indirim beklentisi ise 75-100 baz puan aralığında. Likidite bolluğu arttığı sürece düşecek piyasa faizleri sebebiyle reel faizde yüzde 1’lik değer korunacak ve tek haneli faiz hadlerine daha çabuk ulaşılacak diye düşünüyorum.

 

Cari dengeye dikkat!

 

Zira faiz indirmede oransal avantajımız giderek azalıyor. Türkiye’nin şu anda maliyet kaynaklı enflasyonun artması ve faizleri yukarı yönlü tetiklemesi en fazla düşünülen konu. Zira jeopolitik risklerin artmasıyla petrol fiyatları ve kurda beklenmedik dalgalanmalar maliyetlerin habercisi. Gıdadaki aylık yüzde 2,93’lük artış, yıllıkta yüzde 10,89 olmasına karşılık yükseliş trendinde olduğunu gösteriyor. Çekirdek enflasyonun Aralık ayındaki yüzde 9,81’lik tek hane olmasına da güvenmemek gerekir. Zira kurun hareketlerine bağlı olarak hareket eden çekirdek enflasyon aynı zamanda manşet enflasyonun ana omurgalarından birini teşkil ediyor. Demek istediğim, gıda fiyatları mutlaka dizginlenmeli ve kuru yukarı çıkaracak başta cari açık, bütçe dengeleri ve siyasi hareketlenmelere dikkat edilmesi gerekiyor. Yurt dışı jeopolitik riskler ise bizim dışımızdaki gelişmeler, müdahale şansımız bulunmuyor.

 

Diğer taraftan Merkez Bankası’nın bankaların elinde döviz tevdiat hesaplarının çözülmesine yönelik aldığı son tedbir dolarizasyona karşı alınmış bir adım. Piyasadaki volatilite yastık altına mesaj verebilir.

 

180,5 milyar dolar olarak gerçekleşen 2019 toplam ihracatının 2020 için 190 milyar dolar olarak hedeflenmesi de turizm gelirlerine ve ithalat giderlerine bağlı olarak cari dengede bıçak sırtı gideceğimizi gösteren diğer bir fotoğraf.

 

Haftaya ABD-İran gerginliğinin yanında yurt içi ve yurt dışında iş gücü istatistikleri, PMI ve enflasyon verileri başta olmak üzere yoğun bir gündem piyasaları bekliyor.

ran-ABD-kasim-suleymani-soPg

Haftanın getiri şampiyonu altın

 

2019 yılının son çeyreğinden artan iyimserlikle birlikte iyimser havaya giren piyasalarda, ABD tarafından İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve yardımcısının öldürülmesi risk iştahını azalttı. İran tarafından mutlaka bir misilleme yapılacağına dair haberler ise risk iştahına dip yaptırdı. 2019 yılının son günü dahi 120.000 hesapları yapan Borsa İstanbul yılsonu 114.424 seviyesinden kapanmasına rağmen yeni yılın ilk haftasını 113.684 puandan tamamladı ve yüzde 0,99’luk bir kayba uğradı.

 

Dünyada olduğu gibi yurt içinde de en fazla getiri sağlayan altın oldu. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 2,69 artışla 297,30 liraya yükseldi. Cumhuriyet altını yüzde 2,7’lik primle 2 bin liradan satıldı. Çeyrek altın ise 490 liradan alıcı buldu. Uluslar arası piyasalarda ons altın 1553 dolara kadar yükseldi. Dolar 5,9750 lira kapanış itibariyle yüzde 0,29, euro 6,66 lira ile yüzde 0,23 kazandırdı. Yatırım fonları yüzde 0,35, bireysel emeklilik fonları yüzde 0,86, hisse senedi fonları yüzde 2,02 oranında değer kazandı.

 

Piyasalardaki gerçekleşmeler sonunda 1000 TL’lik yatırım borsada 990,1 lira, altın 1027 lira, dolar 1002,9 lira, euro 1002,3 lira oldu.

 

Söz konusu gelişmeler sonunda piyasalardaki beklentiler şöyle:

 

BIST 100…

 

Geçen yıl yine kötü başlamış yılı iyi bitirmiştik. Bu yıl da yıla kötü başladık. ABD’nin İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Genel Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’i öldürmesi en fazla piyasaları etkiledi. Özellikle turizm sektöründe ciddi sıkıntılar oluşturabileceği belirtilen olay küresel piyasalarda yüksek kayıplara yol açarken Borsa İstanbul’da da haftanın son günü yüzde 2’e yakın bir düşüş gözlendi. Borsa, arasında yılbaşı tatilinin olduğu kısa haftanın sonunda haftalık bazda yüzde 1’lik bir kayıp yaşadı. Teknik olarak BIST 100 endeksinin gelecek hafta 114.000 direnç ve 112.500 destek seviyelerinde hareket etmesi bekleniyor.

 

DOLAR/TL…

 

ABD/Çin ticaret anlaşmasında birinci faz iyimserliği devam ederken ABD’nin İran’a yönelik saldırısıyla hareketlenen dolar 5,98 seviyelerine kadar yükseldi. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı imalat PMI verisi de kuru olumsuz etkiledi. Kurdaki agresif yükselişi TCMB’nin döviz tevdiat hesaplarına yönelik aldığı tedbir ile 2019 enflasyonuna yönelik açıklamalar engelledi. ABD’deki ekonomik veriler ise doları yukarı yönlü taşıdı. Teknik olarak 5,95 pivot bölge. Yukarı çıkışlarda 5,99 ve 6,05 güçlü dirençler. Aşağı sarkmalarda 5,91 kuvvetli destek görünümünde.

 

 EURO/TL…

 

Euro Bölgesi ve Almanya’da açıklanan Aralık ayına ait imalat PMI’ların 46 seviyesinde gelmesi euroda zayıflık oluşturdu. Euro/dolar paritesi 1,11’lere inerken bundan TL faydalanamadı. ABD’nin İran saldırısı sebebiyle baskılanan euroya karşı değer kaybetti ve kur haftayı 6,66 liradan kapattı. Pivot bölgenin 6,65 olduğu kurda 6,68 ve 6,71 kuvvetli dirençler. Aşağı sarkmalarda 6,60 ise güçlü destek konumunda.

 

ALTIN…

 

ABD’nin İranlı komutanı ve yardımcısını öldürmesiyle artan jeopolitik riskler en fazla altını etkiledi. Ons altın fiyatları uluslar arası piyasalarda yüzde 2 değer kazanarak 1553 dolar seviyelerini geçti. Ons altın İran gelişmesinden önce de Kuzey Kore’nin büyük çaplı füze denemelerine devam edeceğini ve yeni bir stratejik silahı gündeme getireceklerini belirtmesiyle 1532 dolar sınırına dayanmıştı. Jeopolitik gelişmelere göre ons altının teknik olarak 1550-1560 dolar arasında hareket edeceği, buranın kırılması durumunda ilk hedefin 1572 olacağı tahmin ediliyor. Yurt içinde ise 297 liradan satılan külçe gram altının gelişmelere bağlı 295-305 lira arasında işlem göreceği öngörülüyor.

 

PETROL…

 

ABD’nin İran’a saldırısı piyasalarda en çok petrol fiyatlarını etkiledi. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3,5 artışla 68,60 dolara kadar çıktı. ABD tipi WTI petrolünün varil fiyatı da 63 dolar sınırına yaklaştı. Petrol fiyatlarını ikinci derecede etkileyen ise ABD petrol üretimindeki belirsizlik. Macro-Advisory’den Chris Weafer, ABD’nin 2020 yılı petrol üretimini saran “büyük belirsizliğin” petrol fiyatları üzerinde belirleyici bir etkisi olacağını söylemesi de söz konusu gelişmeyi doğruluyor. Brent petrolde direnç noktanın 71 dolar, desteğin 66 dolar, WTI’da direncin 63,5 dolar, desteğin 61,5 dolar olduğu gözleniyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar