Reel büyüme enflasyon yapmaz!

Türkiye 2020 ikinci çeyrekte yüzde 9,9 ile dünyadaki birçok ülkeden daha az küçülerek pandemide ekonomisini canlı tutan birkaç ülke arasında yer aldı.

Mesela Çin yüzde 3,2 pozitif büyüdü… Güney Kore yüzde 2,9 küçüldü. Endonezya yüzde 5,32, Rusya yüzde 8,5, Hollanda ile İsviçre yüzde 9,3’er ve Japonya yüzde 10 daraldı.

Fakat çok daha fazla küçülenler var… Merkez bankalarının bu kadar parasal genişlemelerine ve hükümetlerin kurtarıcı veya koruyucu ekonomik paketler açmalarına rağmen küresel salgın sebebiyle ABD ekonomisi yüzde 31,7, Avrupa Birliği (AB) yüzde 14,1, İngiltere yüzde 22,8, Fransa yüzde 19,2, İspanya yüzde 22,1, İtalya yüzde 17,3 ve Belçika’nın yüzde 14,5 ile GSYH’si negatife düştü.

Parasal genişlemeler ve ekonomik paketler enflasyon yapar mı? Bugün gelişmişler ile gelişenlerin büyümelerini kıyas ederek bu konuya yoğunlaşalım diyorum…

Gelişmiş ülkeler ile gelişen ülkeler arasında ikinci çeyrek büyüme konusunda birbirine yakın rakamlar çıkmasına karşılık enflasyonlarda bariz farklar görünüyor. Gelişmiş ülkelerde enflasyon yok gibi. Adamlar enflasyon oluşturabilmek için özel politikalar geliştiriyor… Gelişenler ise enflasyonu durdurabilmek için adeta savaş veriyor.

***

Sebebi açık… Gelişmişler iyi bir planlama ile üretim-tüketim dengesini sıkı esaslara bağlamış. Gelişenlerde ise üretim-tüketim işlevi kontrol açısından oldukça zayıf. Mesela gelişenlerde kayıt dışılık çok yüksek… Tasarruflar fevkalade az. Verimlilik ise gelişmişler de daha fazla.

Maamafih gelişmişler ne kadar küçülse de enflasyon yükselmiyor... Gelişenler ne kadar büyüse de enflasyon düşmüyor. Açıkça “toplam faktör verimliliği” (total factor productivity – TFP) mekanizmasını iyi kullananlar ekonomide her zaman reel bir yürüyüş sergiliyor. Bu işi de en iyi gelişmiş ülkeler yapıyor.

Malûmunuz, gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) en önemli aktörü üretim ve tüketim. Üretim tarafından başlarsak, girdi-çıktı faaliyetinin “verimlilik” açısından yüksek testlere tâbi tutulması gerekiyor.

Ülkemize bir bakalım… Türkiye’de enflasyonun ana sebeplerinden biri, belki de en önemlisi girdi maliyetleri. Genellikle ithalata dayalı çıktı, döviz hareketlerine göre maliyetlenmekte. Bu da maliyet enflasyonuyla birlikte tüketici enflasyonunu etkilemekte.

***

O zaman girdi ne, çıktı ne?..

Hammadde, yarı mamul mallar, enerji, makineleşme, Ar-Ge, istihdam gücü, emek, kalifiye çalışan, girişimci, finans, sermaye, faizler gibi unsurlar üretimde birer girdi.  

Peki çıktı ne oluyor?.. Gayri safi milli gelir anlamında piyasaya sunulmak üzere üretilen, her türlü mal ve hizmete çıktı deniyor.

Fakat burada aslolanın “toplam faktör verimliliği” olduğunu bilmek lâzım.

Girdilerin çıktılara ne kadar etkin dönüştürüldüğünün ölçüsü verimlilik. Bir bakıma verimlilik çıktı işlevinde kaynakların ne kadar iyi kullanıldığının bir göstergesi. İşgücü ve materyal olarak bilinen girdinin en etkin şekilde kullanılarak çıktı yani mal ve hizmete dönüştürülmesi verimliliğin en açık parametresi.

Hammadde iyi, ancak emek konusunda zafiyet varsa gerekli verim elde edilmemiş oluyor. Hammadde zayıf, fakat emek kalifiye de olsa istenen verimlilik sağlanamıyor. Girdi-çıktı mekanizmasında üretimin tüm gereklerini yerine getirmek gerekiyor. Çıktı denilen iyi mal ve hizmet için; sermaye, emek, makineleşme, teknoloji, Ar-Ge, ulaştırma, pazarlama gibi girdilerin en uygun maliyetle kaliteli hale getirilmesi ve bu işlevin iyi bir planlaması gerekli.

İşte, gayrisafi milli hasılanın manivelası olan “toplam faktör verimliliği”ni sağlıklı uygulayan ve yapısal sorunlarını çözmüş ülkelerde ekonomi ne kadar büyürse büyüsün enflasyon olmuyor.

***

Başka bir pencereden yaklaşırsak; verimlilik, elde bulunan kaynaklardan optimum çıktının sağlanması... Tamam ama verimlilik tek başına değil. Bir de verimlilikte “etkililik” ve “etkinlik” var… “Etkililik” kaynakları en iyi şekilde değerlendirerek mümkün olan en iyi sonucun alınması. “Etkililik” ile üretimde daha çok planlara ve yeni icatlara ulaşılması. “Etkinlik” ise üretimin en doğru ve zamanında gerçekleştirilip ihtiyaçların karşılanması.

Girdi-çıktı mekanizmasında verimliliği etkili ve etkin hale getirdiğinizde ve üretimde emek ve sermaye artışıyla açıklanmayan kısım olan “toplam faktör verimliliği” planlı şekilde aktif uyguladığınızda yüksek reel büyümeler ortaya çıkıyor. Bu şekilde gerçekleşen büyümeler “verimlilik” sebebiyle enflasyon yapmıyor.

En basitinden toplam faktör verimliliğindeki gelişme ekonominin birçok faktörünü müspet etkiliyor ve yatırımların artmasından işsizliğin önlenmesine kadar büyük bir faksiyon arz ediyor.

“Toplam faktör verimliliği” uzun dönemli ekonomik büyüme sürecinin temel taşlarından biri. Fakat söz konusu verimliliği güçlendirmenin yolu ise ülke risklerini ortadan kaldıracak kurumsal yapılaşmadan geçiyor.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar