Tamamen spekülatör işi!

Baştan söyleyeyim… Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinde kayıp olarak iddia edilen dövizlerle ilgili herkes ileri geri bir şeyler söylüyor. Kimine göre 128 milyar dolar, kimine göre 130 milyar dolar, hatta kimilerine göre 160 milyar dolar olduğu ileri sürülen bankadaki kaybolan döviz miktarının arka planında yatan siyasi rantın ötesindeki mevcut tartışmaların hedefi; yüksek dövizle birlikte enflasyon, buna bağlı faizlerin düşüşünü önlemekten ve yurt dışı faiz kurumlarına Türkiye'yi teslim etmeye çalışmaktan başka bir eylem değil.

Türkiye’nin son 10 yıldaki TCMB döviz rezervlerine bakıldığında siyasi ve ekonomik bazı dalgalanmalara karşılık endişelenecek bir durum olmadığı görülüyor.

Toplam rezervler 2010 yılında 76,8 milyar dolardan 2013’te 134,6 milyar dolara yükseliyor… Yalnız bu dönemde ekonomide oldukça iyi yere gelen Türkiye’yi durdurmak için 2013 yılı “17-25 Aralık operasyonları”nı ve müteakiben “gezi olayları”nı bu noktada bir kenara yazmak gerekiyor.

2018’de 84,7 milyar dolar olan rezervler 2020 yılına gelindiğinde 91,8 milyar dolar seviyesine yükseliyor. Şubat 2021’de 95,3 milyar dolara ulaşan TCMB rezervleri Nisan itibariyle de 89,3 milyar dolar seviyesinde ölçülüyor.

***

Rakamlar ışığında gerçeği söylemek gerekirse; kaybolduğu ileri sürülen TCMB rezervlerine yönelik ithamlar tamamen bir spekülatör işi. Çabuk gaza geldiğimiz için cemi cümlemiz maalesef kısa sürede piyasa cambazlarının elinde oyuncak haline dönüşebiliyoruz. Bunun en büyük sebebi finansal okur-yazarlık konusunda çok gerilerde olmamız.

Dolayısıyla ekonomiye geniş çerçeveden bakmadan, TCMB’nin işleyişini tam olarak kavramadan, işin önünü arkasını tartmadan yurt dışı ve içi spekülasyon üflemeleriyle mal bulmuş mağribi gibi “Muhalefet olsun da ne olursa olsun” diyerek algı dehlizinde ikbâl arayanlar herhalde yaptıkları eylemin farkında değiller.

Bu kesimin gözleri o kadar dönmüş ki… Türk Lirası’na ne kadar zarar verdiklerini ve dolayısıyla geminin dibini deldiklerini dahi hesap edemiyorlar. 128 milyar doları algı haline getirenler aklını başına alsın… Besledikleri kur ve faizle onlarca 128 milyar doların Türkiye’yi uzun yıllar faiz ağında sömüren Uluslararası Para Fonu (IMF) bağlantılı spekülatörlerin ağına düşüreceğini ne zaman anlayacaklar?

***

Hatırlarsanız, TCMB rezervleriyle ilgili ilk algılar, içinde uluslararası yurt dışı kaynaklı ünlü bir yayın organının da etkisiyle bilhassa salgının başladığı 2020 yılında start almıştı. O tarihte rezervlerin eridiğine, bu durumun ülke risk primini yükselttiğine ve ekonominin istikrarsızlığa sürüklendiğine dair iddialarda bulunulmuş, polemiklerle piyasalarda fırtınalar estirilmeye çalışılmıştı.

Para ve maliye politikaları operasyonlarıyla savulan rezervlere yönelik bu saldırılar, 2021 yılında şekil değiştirerek başka bir hâl aldı. Şimdi malum kesimler, TCMB rezervlerinde kayıp diye iddia edilen dövizleri “Kimlere satıldı? Kime peşkeş çekildi?” diye dillerine doladılar ve organize halinde spekülasyon ateşine yüksek miktarda odun atmaya başladılar.

Ancak bazı vatanseverler siyasi olarak muhalefet tarafında olmasına rağmen haksız algıya set oldular. Bunlardan biri CHP’li ekonomist İlhan Kesici. “Devletin yaralanması çok ağrıma gidiyor” diyen Kesici, dünyada olduğu gibi TCMB bilançolarının şeffaf olduğunu, 128 milyar dolarla ilgili spekülasyonların algı operasyonu olduğuna dikkat çekti.

***

Kanun çerçevesinde kullanılan döviz rezervlerini bu kadar abartmayı görev haline getirenlerin tabii ki maksatları ortaya çıkıyor. Hâlâ tartışmayı sürdürmeye kararlı mezkûr kesimlerin zihinlerinin ve dillerinin gerisinde faizleri, döviz fiyatlarını ve enflasyonu daha yükseltmek, şu anda dünya rekorları kıran Türkiye’nin büyümesini ve sanayi üretimini engellemek, neticede Türkiye’yi yeniden IMF’nin kucağına atmak olduğunu unutmamak lâzım.

Mutlaka bilmek gerekir ki, pandemiye karşı dünya merkez bankalarının yaptığı gibi parasal genişlemeye giden TCMB, rezervleri kanunun müsaade ettiği şekilde kullanmış ve bunu da bilançosunda şeffaf şekilde göstermiştir. Açıkça dövizi satan belli, alan belli.

Söz konusu durumu piyasalarda algı ve dalga şekline dönüştürmek kötü niyetten başka nasıl tarif edilebilir? Rezervlerle ilgili yaygaralar ve boş boğazlıklar; spekülatörlerin, Türkiye’ye yatırım yapıp çıkmak isteyenlerin, piyasada dalga boyunu büyütüp nemalanma peşinde olanların, dolarizasyonu genişleterek TL’nin değeriyle oynama yolunu seçenlerin, ekonomik darboğazları ve yüksek işsizliği isteyenlerin ekmeğine yağ sürmez mi?

Ey bu vatanın ekmeğini yiyenler, ferasetli ve sağlıklı düşünün… Adımlarınızı ona göre atın, diyorum.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar