Tarım hayat, memat meselesi!

Tarım, sadece Türkiye'nin değil tüm insanlığın meselesi. Her gün gıda yetersizliği sebebiyle 25 bin çocuğun hayatını kaybettiği dünyada tarıma ne kadar önem verilse az.

Söz konusu çerçevede âlemi ayağa kaldıran ve ekonomileri çökerten koronavirüs pandemisi sebebiyle tedbirlerini alarm seviyesine çıkaran ülkelerin tarımı, ekonominin rutin bir şubesi olarak görmeleri ne kadar yanlış bir politika değil mi?

Geçici bir salgın için tüm ekonomik varlığını seferber eden ülkelerin, ilelebet hayatını idame ettirecek tarımı göz ardı etmeleri ne kadar büyük talihsizlik…

Hatta bugün öyle bir anlayış gelişti ki tarım ekonomiden sayılmıyor. Ekonomi medyada bile borsa, döviz ve faizden öteye geçemiyor. Böylece üreten ekonomi üretimin değil, kâğıdın emrine veriliyor… Sonra olan oluyor… Gelsin yüksek enflasyonlar… Gelsin ithalatlar… Gelsin boy boy faizler…

Mevzu “rutin” penceresinden ele alınınca tabii tarımın motoru kooperatifçilik damdaki pabuç oluyor… Tarım lalettayin, aracılara bırakılıyor… Neticede üretici ürettiğine, tüketici tükettiğine bin pişman… Daha sonra da tarla ile tezgâh fiyatları arasındaki yüksek farklardan şikâyet ediliyor… Ne büyük çelişki, bugünkü dille ifade edersek ne ciddi tenakuz?

***

Tedarik zincirinde dağıtım, pazarlama ve satış nasıl birliktelik istiyorsa, üretimde de birlik eski dil ile “vahdet, tevhit” şart!

Tarım denilince Türkiye’de kooperatifçiliğin piri dediğimiz Panko Birlik Başkanı Recep Konuk’un sözlerini tablolar, afişler ve cadde panolarına taşısak yetersiz kalırız…

Konuk’un mezkur sözlerini; aktif olarak uygulamak, tarım politikalarının özü yapmak ve kanun maddelerine geçirmek aslında milli bir görev sayılmalı…

Kutladığımız Dünya Kooperatifçilik Günü, peki kimin günü? Üretenin mi, tüketenin mi?.. Yoksa tarıma yön verecek yönetimlerin mi, kimin?..

Cevabını Panko Başkanı Recep Konuk’tan dinleyelim…

“Şimdi tarım kooperatiflerini; üretirken maliyetleri düşürecek, ürünü satarken üreticiyi refaha taşıyacak, aracıları aradan çıkarıp tüketiciye de kazandıracak yani  iki işlevi eksiksiz yerine getirecek şekilde tüm ülke sathında ve her ürün grubunda yaygınlaştırmanın tam zamanı…”

Demek ki, bizde bile henüz tarım kooperatifçiliğinin önemi tam anlamıyla kavranamamış ki, “Kooperatifçiliğin Piri” tarım politikalarına göndermeler yapıyor… Sayın Konuk, tarımda bir şeylerin yanlış gittiğinden, üretici ve tüketiciyi canından bezdiren yanlış şeyleri düzeltmek için sebeplere dokunmanın gereğinden bahsediyor.

***

Kooperatifçiliğin özü “bireylerin tek başına yapamayacakları işleri planlı bir şekilde el ele vererek icra edebilmesi”… Kültürümüzün bizlere bıraktığı en önemli miraslardan… En küçüğü imece… En büyüğü Ahilik teşkilatı… Hem maddi, hem manevi…

O halde “Niçin ve nasıl kooperatifçilik” diye sorma vakti değil mi?

İşte Recep Konuk’un bu sorulara cevabı…

“3 milyonun üzerinde tarımsal işletmemizin ortalama arazi büyüklüğü 61 dekar. Yaklaşık 2 milyon çiftçi ailesinin çiftçi başı arazi büyüklüğü 50 dekar. Rekabet ettiğimiz Fransa’da çiftçi başına ortalama arazi büyüklüğü 521, Hollanda’da 249, Almanya’da 457, İngiltere’de 538 dekar. Keza, 2 milyon 145 bin ahır ve çiftlik olan ülkemizde yaklaşık 1,3 milyon ahırdaki büyükbaş sayısı 1 ila 4 arasında. Yani hem hayvan sayısına hem arazi büyüklüğüne bakıldığında tek tek yapılan üretim, ülkemizde ne alırken ne de satarken kazanmaya müsait. Tarımda istenen üretim ve katma değer için kooperatifçilik olmazsa olmaz…”

***

“Peki nasıl kooperatifçilik” yapılacak?

Recep Konuk’a göre tarımda dokunulması gereken yerler; başta toprak… Ardından tohum… Tarımsal nüfus ve işletmelerin büyütülmesi… Sözleşmeli de dahil planlı üretim…

Böylece her dekar topraktan modern işlemlerle daha iyi verim alınabilir… Daha iyi tohum ve tarım teknikleriyle mahsul artırılabilir… Ürün çeşitliliği sağlanabilir… Üretilen üründe koruma, paketleme, pazarlama ve lojistikte yeniden yapılanma gündeme getirilebilir… Tüketicinin ürüne ulaşması kolaylaştırılabilir… Maliyetler bugünkünün çok çok altına çekilebilir… Üreticinin finansman yükü hafifletilebilir… Yurt içi ihtiyaçlar giderilirken yurt dışı pazarlar genişletilebilir…

Açıkçası tedarik zinciri saat gibi çalışır…

Saydığım bu güzel işler nasıl olacak? Elbette etkin bir kooperatifçilik yönetimiyle… Bizler tarımda bahsedilen “etkin kooperatifçiliği” hayata geçirmediğimiz sürece tarımda sorunlar bitmeyecek, hatta artarak devam edecek.

Ancak… Söz konusu ameliyede; halis niyet, kesintisiz gayret ve birlik mutlaka gerekli… Kooperatifçilik bir seçenek, tercih değil ekonomi için bir mecburiyet…

Hayat, memat meselesi… Zira, diriye de ölüye de lâzım…

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar