"Tüketerek babam da büyür" diyenlere!

Normalleşme kapsamında makro ekonomik ve finansal alanda iyileşmeler hız kesmiyor. Kimileri 'Vatandaş mağdurları oynuyor, ekonomi mi kaldı' dese de bu tür fikirler siyasi hezeyanlardan öteye geçemiyor. Zirâ mevcut şartlarda gelişmiş ülkeler dahil dünyanın neresine bakarsanız bakın, ekonomik vaziyetlerin çok ağır seyrettiği gözleniyor. Türkiye ise normalleşmede fevkin üzerinde…

Bir yıl öncesine gidelim…

Bütün dünya dökülürken Türkiye, 3’üncü çeyrekte yüzde 1 büyümüş… Öyle ki, ülkemiz 2018 yılı son çeyreğinde küresel daralma ile başlayan küçülmeye, 3 çeyrek sonra son vermiş. Yine 2019 yılı son çeyreğinde Türkiye ekonomisi ‘Yandık bittik, kül olduk’ diyenleri -utandırıp utandırmadığını tam bilemiyoruz ama- çok ciddi şekilde afallatmış yüzde 6,4’lük büyüme ile dosta sürûr, düşmana “derin hüzün” vermiş.

***

Tabii Türkiye ekonomisi karşı cepheyi üzmeye devam ediyor…

Koronavirüs yılı olarak tarihe geçecek 2020’nin ilk çeyreği de Türkiye’nin yüksek pozitif bir büyüme performansı gösterdiği dönem... Gerçi 3 maymunu oynayanlar veya kalpleri gerçeklere kapalı olanlar olayı kavrayamasalar da Türkiye yılın birinci çeyreğinde yüzde 4,5’luk büyüme ile hızını hiç kesmemiş. Tâ ikinci çeyreğe kadar…

Küresel virüs salgını sebebiyle süper güçlerin nal topladığı, yani yüzde 25’lerden aşağı küçülmediği dönemde Türkiye yüzde 9,9 daralmış ve dünyaya yine parmak ısırtmış…

İşte bu, küçülmede bile büyüyen bir Türkiye realitesi…

***

Piyasalarda pozitif olsa da düşük büyüme oranları havalarda uçuşurken hatta yılsonu sıfırın altı beklentilere imzalar atılırken 3’üncü çeyrek gelmiş çatmış…

Söz konusu dönemde yüzde 6,7’lik büyüme rakamı açıklanınca; hisleri akıllarından önde gidenlerin kalpleri haset ve fesattan yerinden fırlamış… Dilleri damakları kurumuş… Titreyen elleriyle bir yudum suyu bile ağızlarına götürememişler.

Elbette bu kesimler, “Olur mu böyle şey! Dünyanın yüzde 25’ten fazla daraldığı zamanda Türkiye yüzde 9,9 mu daralırmış?” menşeli imânı sabiteleriyle söz konusu iyi gerçekleşmeleri kabul edemeyecek! Zâten buna ne görüşleri ne fikirleri ne de bilgileri müsaade eder.

***

Şimdi durum şu: Türkiye’de büyüme rakamları, malûm beklentileri çöpe atarak hız ve yukarı yönlü ivme kazanıyor… Özetle, 3’üncü çeyrekte elde edilen oranlar yılsonu için pozitif mesajlar veriyor.

Diğer taraftan beklentileri aşarak ‘büyüme sevinci’ yaşayan Türk ekonomisi, elde ettiği 3’üncü çeyrek rakamlarıyla büyümede küresel zirveyi kaptırmayacağını bir kez daha gösteriyor.

Küresel ekonomiyi, gelişmiş ülkelerin durumunu, gelişenleri, Uzakdoğu, Avrupa Birliği ve OECD’yi bir analiz edin, söylediklerimin ne kadar doğru bir hat üzerinde olduğunu fark edeceksiniz.

Bilindiği üzere görünen köy kılavuz istemez. Dolayısıyla her şeye rağmen isteseler de istemeseler de… Çatlasalar da patlasalar da Türkiye büyüyor… Hem de canlı ekonomisiyle iktisadi faaliyetlerine değer kata kata büyüyor…

***

Bazılarının “Tüketerek babam da büyür!” demesine aldırış etmeyin…

Türkiye ilk 3 çeyrek toplamında yüzde 0,5, geçen yılın 3’üncü çeyreğinden itibaren yıllık yüzde 2’lik pozitif bir büyüme performansı sergiledi.

Yüzde 6,7’lik büyümenin temelinde tüketimden çok yatırım var. Hem de yüzde 22,5’luk artışla. Zirâ, yüzde 9,2’lik hane halkı ve yüzde 1,1’lik kamunun tüketim harcamaları bile toplamda yatırımın yarısına ulaşamıyor…

Küresel salgına rağmen sanayide yüzde 8 ve hizmetlerdeki yüzde 0,8’lik büyümenin yanında genel hesaplamayla dış talebin 9,1 puan aşağı çekmesine karşılık iç talepteki 5,4, yatırımlardaki 5,2 puanlık artış yüzde 6,7’lik pozitif GSYH’i ortaya koyuyor.

Büyüme karşıtlarının iddiaları da böylece boşa çıkmış oluyor…

***

Hizmet ve reel sektörün sıkıntılarını biliyoruz. Buna rağmen Eylül ayına göre 162,3 milyar dolar açık veren finans dışı kesimde de olumlu gelişmeler yok değil. Söz konusu şirketlerin toplam döviz varlıkları 7,5 milyar dolarlık bir artışla 130,8 milyar dolara yükselmiş. Bu artışta ihracatın payı elbette büyük.  

Nitekim dün açıklanan ihracat rakamları bunu gösteriyor. Kasım ihracatı koronavirüs salgınının olmadığı bir önceki yılın aynı ayına göre sadece yüzde 0,9 azalarak 16 milyar 88 milyon dolar olarak gerçekleşmesi sanayi, tarım, hizmetler açıkçası reel sektörün güçlülüğünün ispatı.

Genel bakıldığında bu kadar küresel daralmaya karşılık ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76 olurken, altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 86,3 değerine ulaşıyorsa söz konusu gelişmeyi azımsayamayız.

Yatırımların yanında ihracat da tüm ağırlığını koyarsa siz o zaman büyümeyi görün!

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar