Tüm cephelerde enflasyon savaşı

Pandemi kaynaklı kredi genişlemesi, jeopolitik risklere bağlı kurdaki artış, yurt dışında emtia, gıda fiyatlarında yukarı yönlü hareket ve gecikmiş taleplerin artması enflasyonu beklentilerin üzerine taşıyor. Ekonomi yönetimi, yürürlüğe aldığı tedbirlerle fiyat ve finansal istikrarı sağlamaya çalışıyor.

Ekonomi yönetimi hedeflerin üzerinde seyreden enflasyonu kontrol altına almak, dezenflasyon sürecine yeniden girerek finansal ve fiyat istikrarını yeniden sağlama konusunda tedbirlerini daha artırma politikası izliyor. Pandemi sürecinde para ve maliye politikalarında üretim ve istihdamı desteklemede esnekliğin yanında finansal piyasalarda ise özellikle likidite bazlı sıkılaştırmayı öne alıyor.

Üretici fiyatları kaynaklı tüketici fiyatlarında yükselen trende yönelik Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında hareket alanını genişleten ekonomi yönetimi, enflasyonu yükselten yapısal sorunları acil çözme noktasında uygulamalara ağırlık veriyor.

Bu hafta 3 Kasım Salı günü açıklanacak Ekim ayı enflasyonu ve 19 Kasım’da yapılacak TCMB Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısı doğrultusunda enflasyona geniş bir savaş başlatacak olan ekonomi yönetimi, Finansal istikrar ve güvenliği esas alan esnek, etkili ve kapsamlı düzenleme altyapısının güçlendirilmesi sağlanarak ekonominin daha dirençli hale getirilmesi hedefleniyor.

Enflasyon her ay artıyor

Eylül’de aylık bazda tüketici fiyatları (TÜFE) yüzde 0,97, üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) yüzde 2,65, yıllık bazda TÜFE yüzde 11,75 ve Yİ-ÜFE yüzde 14,33 gerçekleşmesiyle birlikte yeni bir hareket alanı bulan enflasyona karşı her alanda mücadelenin başlatılması zorunlu hale geliyor.

Ekim ayı İstanbul Ticaret Odası (İTO) rakamlarına göre ekonominin merkezi İstanbul’da aylık bazda perakende fiyatların 2,45 ve toptan fiyatların yüzde 2,44, yıllık ücretliler geçinme endeksinin yüzde 12,40 ve toptan eşya fiyatları endeksinin yüzde 14,45 artış göstermesi de enflasyonla mücadelenin kaçınılmaz bir hal aldığını gösteriyor.

 Ekonomistler Ekim’de sınırlı bir yükseliş göstereceğini belirtse de enflasyonun Ekim’de 4 ayın zirvesine çıkmasını bekliyor. Aylık bazda tüketici enflasyonunun ortalama yüzde 2,1, yıllık yüzde 11,90 artmasını bekleyen ekonomistler, yılsonu TÜFE’nin de yüzde 12,30 gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Ekonomistlerin yılsonu en düşük TÜFE beklentisi yüzde 11, en yüksek TÜFE beklentisi de yüzde 13,5 olacağını belirtiliyor. Ekonomistler tüketici fiyatlarının yıllık bazda en yüksek artışı yüzde 12,6 ile Haziran ayında gördüğünü,  Haziran ayını takip eden 3 ayda da enflasyonun yatay seyrettiğini kaydediyor.

Ekonomi canlı tutulacak

Ekonomide yapısal dönüşüm açısından; dolarizasyon etkisinin azaltılması, ithalat talebinin ithal ikame yoluyla düşürülmesi, ithal girdi bağımlılığı için tedbirler alınması öncelik haline getiriliyor. Küresel salgının yeniden artış göstermesi üzerine ekonomi yönetimi, ihtiyatlı duruşunu sürdürürken her türlü senaryo konusunda hazır bekliyor. Pandemide etkilenen düşük gelirli kesimlere yapılan doğrudan transfer ödemelerinin artırılmasının yanında ekonominin canlı tutulması için her türlü imkan seferber ediliyor.

Makro ihtiyati tedbirler finansal istikrarı sağlayıcı şekilde yeniden gözden geçiriliyor. Türkiye rekabetçi kurla ithalata değil, ihracata yönelik bir politika izliyor. Altın ithalatıyla pandemiyle oluşan belirsizliğe karşı finansal tedbirler alınıyor. Altın ithalatıyla pandemiyle oluşan belirsizliğe karşı finansal tedbirler alınıyor. Politika faizi gerekirse enflasyon tahminlerinin üzerine çıkarılarak pozitif faize geçilme hazırlıkları yapılıyor. Politika adımlarının proaktif ve piyasayı ikna edecek şekilde, aynı zamanda reel faiz pozisyonunu kuvvetlendirici bir şekilde atılması için politika geliştiriliyor.

Niçin altın ithalatı yapılıyor

Ekonomistler özellikle altın ithalatıyla ilgili, “Eylül ayında altın ithalatında yine yüzde 221,2’lik yüksek bir artış görülüyor. 20,84 milyar dolarlık toplam Eylül ayı ithalatının 3,55 milyar doları altın ithalatından geliyor. Altın ithalatı yıl genelinde önceki yıllara göre büyük artış var. Bunda da en önemli etken pandemi ile oluşan belirsizlikte oluşan korunma talebinin global altın fiyatlarını yükseltici etkisi” yorum yapıyorlar.

Merkez Bankası (TCMB) fonlama maliyetini artırma amaçlı sıkılaşma adımlarını çeşitlendiriyor. Finansal piyasalarda stratejik reformlar yoluyla tasarrufların arttırılması hızlandırılıyor. Bu çerçevede katılım finans alanında uluslararası standartlara uygun katılım sigortacılığı yaygınlaştırılıyor. Kamu harcamaları daha disiplinli bir şekilde gerçekleştirilirken yeni vergi uygulamalarıyla üretim ve istihdam daha fazla destekleniyor.

Fonlama miktarı arttı

TCMB sıkılaştırma adımları çerçevesinde, BIST Repo-Ters Repo Pazarı’nda yüzde 11,75 olan gecelik borç verme faiz oranı üzerinden sınırlı tutarda sağladığı fon tutarını sıfırladı. Fonlama kompozisyonundaki bu değişimin etkisiyle ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinde bir önceki güne 32 baz puanlık artış yaşandı. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti bu yükselişle yüzde 13,40 oldu.

BIST repo piyasasında gecelik faizler geçen hafta yüzde 12,4-12,75 bandında idi. Adımların ardından ortalama gecelik faiz yüzde 14,75'e yükseldi. Geleneksel repo ihalesinde ise ortalama faiz yüzde 14,84 olarak gerçekleşti.

BIST repo piyasasında fonlama kısılırken, geç likidite penceresinden fonlama 36 milyar TL seviyesine çıktı. 28 Ekim tarihinde geç likidite penceresinden fonlama 10 milyar TL olarak gerçekleşmişti.

TCMB Başkanı Murat Uysal, yılın son enflasyon raporu sunumunda sıkılaşmanın göstergesi olarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinde değişiklikler yapılabileceğinin mesajını vermişti.

Tera Yatırım’dan Enver Erkan olayı, “Faiz koridoru ile piyasa fonlamasının arasının açılması  Merkez Bankası’nın ilk fırsatta kredi genişlemesine destek verme amaçlı hızlı gevşeme esnekliği sağlama isteğinden kaynaklı olabilir. Bu nedenle piyasalar buna negatif bir sürpriz tepkisi vermişti. Merkez Bankası, bir sonraki toplantısını 19 Kasım’da yapacak. Politika adımlarının proaktif ve piyasayı ikna edecek şekilde, aynı zamanda reel faiz pozisyonunu kuvvetlendirici bir şekilde atılması gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde değerlendiriyor.

Her türlü senaryoya hazır

Ekonomide yapısal dönüşüm açısından; dolarizasyon etkisinin azaltılması, ithalat talebinin ithal ikame yoluyla düşürülmesi, ithal girdi bağımlılığı için tedbirler alınması öncelik haline getiriliyor. Küresel salgının yeniden artış göstermesi üzerine ekonomi yönetimi, ihtiyatlı duruşunu sürdürürken her türlü senaryo konusunda hazır bekliyor.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar