Ya vergi kaldırılmalı ya üretim artırılmalı

İhracat yaparken ithal hammadde üzerinde kur riski dahil büyük sorunlar yaşadıklarını belirten züccaciye sektörü temsilcileri, ihracat teşviki, ilave gümrük vergilerinin kaldırılmasını, girdi maliyetlerinin hafifletilmesini ve hammaddede Türkiye'nin ithal ikameye ağırlık vermesini istiyor.

İhracat ekonominin kanı, canı mesabesinde. Ülkeye döviz girdisi sağlayan ihracat, aynı zamanda yurt içinde üretim, istihdam ve ticaretin önemli kalemi. İhracat, cari açığın panzehiri, bütçenin dayanağı, kurun ayarı, enflasyonun korunağı. Ancak ülke hammadde açığı sebebiyle ihracat için ithalat yapmak zorunda.

Pandemiye rağmen 2020 yılında da Türkiye’nin ihracatı artış eğiliminde. Kasım ayında bile 16 milyar dolar ihracat gerçekleşmiş. Aylık ithalat da 21,1 milyar dolar. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 76. Altın hariç Kasım ayı ihracatı 16,04 milyar dolar, ithalat 18,5 milyar dolar. Altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 86,3.

Ocak-Kasım 2020’de 151,6 milyar dolarlık ihracat, 197 milyar dolarlık ithalat yapılmış.

Cari açıkta son rakam Eylül 2020’ye ait. 2,3 milyar dolar açık, aylık. 12 aylık cari denge açığı da 27,5 milyar dolar. Yılsonu cari açık hedefi 24,4 milyar dolar.

Söz konusu ihracatçı birlik, dernek ve firmalar Türkiye ekonomisine daha fazla döviz katkısı sağlamak için gecesini gündüzüne katıyor. İhracatın kolaylaştırılıp ülkeye döviz akışının hızlanması için destek istiyor.

Pazar büyüklüğü 10 milyar dolar

Söz konusu sektörlerden biri de züccaciye… Türkiye’de züccaciye sektörünün toplam pazar büyüklüğü 10 milyar dolar. Böyle büyük pazar yılda ortalama 4 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyor. 2019 yılında içinde sofra ve mutfak eşyalarının da bulunduğu dünya züccaciye sektörünün yıllık ihracatı 234,6 milyar dolar. Çin 105 milyar dolar ve yüzde 45 ihracat büyüklüğü ile dünyada ilk sırada. ABD 14,8 milyar dolar ile ikinci sırada.

Sürekli genişleyen sektörün bu yıl küresel salgın sebebiyle daralması beklenmiyor, aksine daha da büyüyeceği tahmin ediliyor. Türkiye’de de sektör her yıl daha güçleniyor. Türkiye geçen yıl 4,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi ve dünya ihracatından yüzde 1,88 pay alarak 10’uncu sıraya yerleşti. Sektörün ithalatı da 880 milyon dolar.

2020 yılı Ocak – Şubat aylarında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5 artan sofra ve mutfak eşyaları ihracatı, Mart ayında diğer bir çok sektörde olduğu gibi, küresel salgının etkisi ile düşme eğilimi gösterdi. Pandemi etkilerinin en çok görülmeye başlandığı Nisan ayından bu güne kadar devam eden ekonomideki durgunluğa rağmen, züccaciye sektörü 2020 yılı Ocak – Ekim döneminde 3,61 milyar dolar ihracat yaptı.

Yıllık ihracat yüzde 14 arttı

Züccaciyede 2020 Ekim ayında ihracat, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14 artarken, bir önceki aya göre de yüzde 9 artış gerçekleştirdi. 2020 Ocak – Eylül döneminde bir önceki yıla göre toplam sektör ihracatı yüzde 9,2 azalmışken, Ocak-Ekim ihracatı toplamında azalma yüzde 6,7’ye geriledi. Aslında Ekim ayı, yıl toplamı ihracatındaki azalmada yüzde 2,5’luk bir iyileşme sağladı. Uluslararası standartlara uygun üretilen kaliteli ürünler, ihracatın artmasında önemli bir rol oynuyor. Sektörün ihracattaki büyümesinin temelinde, kaynakların doğru kullanımı, kaliteli üretim, makul fiyat ve zamanında teslimat yer alıyor.

Türkiye’de 2019 Ocak – Ekim döneminde sektörün ihracattaki kilogram başı birim fiyatı 3,45 dolar iken 2020 yılı aynı döneminde 3,35 dolara geriledi. Türkiye’de toplam ihracatın ortalama kilogram birim fiyatının 1,37 dolar olduğu düşünüldüğünde züccaciye sektörünün durumu iyi görünüyor. Sektör birim fiyatı 2 yıl içinde 4-5 doların üzerine çıkarmayı hedefliyor.

Söz konusu hedefte katma değeri yüksek ve yenilikçi ürünler, tüketicilerin satın alma davranışlarında etkili oluyor. Zirâ değişen yeni dünya düzeninde, tüketici tercihlerine göre farklı tasarım ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ile uluslararası rekabette söz sahibi olmak mümkün. Küresel olarak züccaciyede Türkiye’nin en büyük rakibi Çin olmasına rağmen, global talebin Türkiye’ye yönlenmesi, sektörün ihracat hacmine önemli katkı veriyor.

Gücümüzü dünyaya kabul ettirdik

Züccaciye; mobilya, tekstil, inşaat malzemeleri gibi dış ticaret fazlası veren bir sektör. 5 milyar dolara dayanan ihracata karşılık 880 milyon dolarlık ithalat zücaciyedeki yüksek gelir ve katma değeri gösteriyor. Ayrıca ihracatın yüzde 51’lik kısmının Avrupa Birliği’ne yapılması da Türk züccaciye ürünlerinin kalitesine işaret ediyor. Burada Türk imalat sektörünün başarısı, yenilikçi uluslararası tasarımları ve teknoloji öne çıkıyor.

Avrupa’nın Türk ürünlerini tercih etmedeki en büyük sebep kalite. Bu algı Avrupa ile birlikte tüm dünyaya yayılıyor.  Özellikle, pandemi sonrası, Çin ile çalışan birçok firma, Avrupa – Türkiye arasındaki kısa mesafe, kolay iletişim, saat farkı gibi avantajlar ile Türk pazarına yeniden tercih etmeye başladı. Sektör temsilcileri, “Ürün kalitesi, dünya standartları ve trendlerine bu kadar dikkat eden Avrupa topluluğuna yüzde 51 ihracat gerçekleştirebilmek büyük başarı diye düşünüyoruz. Sektörümüz dünyanın en önemli fuarlarına katılarak ürünlerini dünyaya ulaştırma gayretini gösteriyor. Fuarları ziyaret ederek de tüm trendleri yakından takip ediyor. Türkiye’de her yıl gerçekleştirilen Host İstanbul ve ZUCHEX fuarları ki ZUCHEX dünyanın 4’üncü Avrupa’nın 3’üncü büyük züccaciye fuarı… Söz konusu organizasyonlarla üretimde ne kadar güçlü olduğumuzu dünyaya gösteriyoruz” diyorlar.

Sektörden daha fazla teşvik talebi

Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Türkiye’ye döviz kazandırmak ve sektörü dünya arenasında daha yukarılara taşıma noktasında her yolu deniyor. ZÜCDER ihracatın artışına engel olan hususların ortadan kaldırılmasını beklerken sektöre tam destek istiyor. Cari açığın önlenmesinde ithalat kısıtlanmasından ziyade ihracatın artırılması için tedbirler alınması talebini her platformda seslendiren züccaciye sektörü, ihracatın daha fazla teşvik edilmesi, üreticinin enerji, finans ve işçilik gibi girdi maliyetlerinin hafifletilmesinden yana görüş belirtiyor.

Sektör temsilcileri ihtiyaç duyulan hammadde üretiminin artırılması veya ithal ikamesi için harekete geçilmesinden ya da yurt dışından ithal edilen hammadde üzerindeki vergilerin kaldırılmasına dair tavır koyuyor.

Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Öksüz, Analiz’e verdiği mülâkatta, sektörün yoğun olarak kullandığı ve sadece ihtiyacın 1/3’ünün Türkiye’de üretildiği ithal paslanmaz çelik üzerindeki yüzde 17’lik ek gümrük vergisi ile yüzde 85 oranında yurt dışından ithal edilen plastik hammaddesindeki yüzde 6,5’lik ek gümrük vergisi maliyetlerinin ihracatta rekabet güçlerini zayıflattığını söylüyor.

İhracatçıdan iki vazgeçilemez öneri

ZÜCDER Başkanı Öksüz, sektörün temsilcisi olarak ihracatın artırılması, sanayinin gelişmesi için ithalatın yasaklanması veya kısıtlanması değil, ihracatın daha fazla teşvik edilmesi, üretici sorunlarının giderilmesi, vergi, enerji, finans, işçilik maliyetlerinin düzeltilmesi ile üreticinin daha güçlü hale getirilmesi gerektiğini düşündüklerini söylüyor.

Gerçekleştirilen ihracatta ithal hammadde ağırlığının yüksekliğini, Türkiye’de ise söz konusu hammadde üretiminin yetersiz olduğunu belirten Mesut Öksüz, “Ülkemiz ihracat için mutlak gerekli olan ithal hammaddeler üzerindeki ek vergiyi kaldırmalı. Diğer yandan ihracatı taşıyan hammaddeler üretimine ülkemizde ağırlık verilirse, ithal ikameye geçilirse düşürülmesi istenen ithalat da geriler” diyor.  

2020 Ekim itibariyle 3,6 milyar dolar ihracat yapan sektörün daha fazla ihracat gerçekleştirmesi için hammadde, vergi ve yatırım desteği isteyen Mesut Öksüz, sektörün yurt içinde de güçlenmesi için KDV’nin yüzde 18’den 8’e indirilmesi, elektrikli ev aletlerindeki ÖTV’nin de tamamen kaldırılması gerektiğini söylüyor.

Salgınla sektöre ilgi artışı sürüyor

Küresel salgın ile birlikte daha çok insanın evde, hatta mutfakta zaman geçirdiğini, evde kalma süresinin artmasıyla insanların evlerindeki eksiklerinin farkına vardıklarını ve birçok eşyalarının da eskidiğini gördüklerini belirten ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, “Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada böyle. Dışarı çıkamayanlar, evlerinde daha şık sofralar kurar oldu. Sosyal medyada paylaşılan yeni tarifler ve mutfak meydan okumaları ile hiç mutfağa girmemişler dahil herkes, yeni lezzetlerin peşine düştü. Sofra ve mutfak eşyaları, her zamankinden fazla kullanıldığından çizilen, kırılan, dökülen ürünlerin yenilenme süreci de hızlandı. İşletmelerin sosyal medya reklamlarına ağırlık vermesinin yanında, ürünün internetten daha hızlı alınabildiğini deneyimleyen tüketici, satışların e-ticaret ve online satışlar ile hızlanmasında önemli bir rol üstlendi” şeklinde konuşuyor.

Türkiye’de de durumun farklı olmadığını iç piyasanın kuvvetlenmesinin yurt dışına da yansıdığını dile getiren Mesut Öksüz, gerek ihracat ve gerekse iç piyasa satışlarında 2020’yi geçen yılın aynı rakamlarıyla tamamlayacaklarını söylüyor.

 Pandemi hayat akışını değiştirdi

Pandeminin hayatları değiştirdiğinin altını çizen Öksüz, yiyecek ve içecek konusunda evine kapanan insanların her şeyi elleriyle işlenmiş gıda ürünü almadan kendilerinin yapmaya çalıştığını söylüyor. Mesut Öksüz, “Meselâ mutfakta kolay üretime imkân veren makinelerin satışı arttı. Ekmek yapma makineleri, pizza ve kek kalıpları, buna benzer mutfak eşyaları oldukça ilgi görüyor” diyor.

Diğer taraftan sadece mutfakta değil, saç kesme, baskül, epilasyon ve kişisel bakım ürünleri gibi elektrikli ve elektriksiz aletlerde satış rakamlarının arttığını ve satışları online kanalların yükselttiğini belirten Öksüz, “Dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu gören firmalar bu konudaki altyapılarını güçlendirdiler. Cadde ve AVM mağazacılığının pandemi döneminde sekteye uğraması neredeyse iç piyasadaki bütün satışları online’a çevirdi. Çünkü evde kal sürecinde tüketici eksiklerini farkedip yenilemelerini oturduğu yerden dijital platformlardan gerçekleştirdi” bilgisini veriyor.

Ev ve mutfağın da modası var

Sadece koronavirüs salgını değil, küreselleşen dünyada tüketici tercihlerinin sürekli değiştiğine vurgu yapan Öksüz, endüstriyel mutfak aletleri, elektrikli ev eşyaları, plastik, seramik gibi kendi içerisinde 8 alt sektörü içerisinde bulunduran züccaciyenin önemli bir büyüklüğe ulaşmasında Ar-Ge ve Ur-Ge çalışmalarının etkisinin olduğuna dikkat çekiyor.

Kendine özgü tasarını olan, farklı, ergonomik ve pratik ürünlerin artık çok fazla tercih edildiğini, sektörün ortaya çıkan trendleri iyi takip ederek yenilikçi düzene, tüketicinin beklentisine cevap veren ürünleri ortaya koyduğunu dile getiren Mesut Öksüz, bunda araştırma ve deneysel geliştirmenin (Ar-Ge) önemli bir görev üstlendiğini kaydediyor.

Farklılaşan ürünün, fiyat etkisinden bağımsız bir satın alma davranışını tetiklediğine dikkat çeken Mesut Öksüz, “Örneğin, bal kabağı şeklindeki tencerenin standart kapaklı tencereden farklı olduğunu bilen tüketici, fiyatı rahatlıkla göz ardı edebiliyor. Bu yüzden züccaciye sektörü Ar-Ge yatırımlarına önem veriyor. Züccaciyeciler dünya trendlerine uyum ve inovasyonun en çok bilincinde olan kesim.  Çünkü tekstilde nasıl moda varsa evlerimizin de modası var. Ev aletlerimizin sağlığa faydalı, enerji tasarrufu sağlayan, renkleri birbiriyle uyumlu olmasına tüketici kadar üreticilerimiz de dikkat ediyor” diyor.

Ur-Ge’nin müspet etkisi tartışılmaz

Uluslararası rekabetçiliğin geliştirilmesinin desteklenmesi olarak bilinen Ur-Ge’nin hükümet tarafından desteklendiğini hatırlatan Öksüz, Ur-Ge’nin aynı zamanda sektör içinde faaliyet gösteren üreticilerin tek çatı altında bir araya gelerek ihracatta doğru hedef pazarı seçmesi ve kendi sektörlerine özel uluslararası pazarlama stratejisi ile hedef pazara girme alt yapısını sağladığını kaydediyor.

Birçok destek bekleyen sektörün Ur-Ge projelerine önem vermesi gerektiğini anlatan ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, güç birliği ile uzun süreli, kalıcı işbirliklerini oluşturan ve işletmeler için hayati öneme sahip Ur-Ge projelerinin maliyetleri düşürdüğünü, daha kârlı, katma değerli işler yapmasına imkân verdiğini söylüyor.

Züccaciciye sektörünün de Ur-Ge’yi ciddi seviyede kullandığını ve elde edilen başarıda bunun görülebileceğini dile getiren Öksüz, “Ticaret Bakanlığı’mızın desteklediği Ur-Ge projeleri firmalarımızın dünyanın en uzak köşesindeki raflarda bile ürünlerinin satılmasına, dolayısıyla ihracatın artmasına katkı veriyor. Biz de ZÜCDER olarak İDDMİB ile birlikte 3’üncü Ur-Ge projemizi gerçekleştiriyoruz. Projemizin ihtiyaç analizleri bu yılki Baykuş ödüllerinin de sahibi oldu” ifadelerini kullanıyor.

Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Öksüz (sağda), Analiz’e verdiği mülâkatta, pandemi ve birçok olumsuzluklara rağmen gerek ihracat ve gerekse iç piyasa satışlarında 2020’yi geçen yılın aynı rakamlarıyla tamamlayacaklarını söylüyor.  

Züccaciye iç ve dış piyasada güçlü

Yılda 600 bin evliliğin yapıldığı Türkiye’de aynı zamanda boşananlar, öğrenci evleri, tek yaşayanların artması gibi konut ihtiyacını artıran her unsurlar tüm ürün gruplarının satışını olumlu etkiliyor. Gayrimenkul, mobilya, mefruşat ve özellikle mutfak sektörleri zücaciyenin büyümesinde önemli etken. Çünkü artık insanlar perde, halı, koltuk ve yemek masasının rengi, tarzı ile birlikte sofralardaki yemek takımları, elektrikli aletler ve dekoratif aksesuarlarla uyumlu olmalı, diye düşünüyor.

Satışları artıran teknoloji ve inovasyon

Züccaciye sektörü inovatif ürünlerde enerji tasarrufu, hayatı kolaylaştırma ve uygun fiyat açısından dikkat çekerken ileri teknolojili yeni nesil mutfak eşyaları da büyük ilgi görüyor. Züccaciye büyümede yeni nesil ürünleri kullanırken yazılım konusunda olmazları başarıyor. Bugün artık market ihtiyaçlarını listeleyen, birkaç yemeği aynı anda pişiren katlı ve otomatik tencereler, yemek yapmada yol gösteren yazılımlı aletler geliştirildi. Makineler közde Türk kahvesi keyfini dahi size rahatlıkla yaşatabiliyor.

Jeopolitik avantajlar en büyük destek

Türkiye, züccaciyede sektöründe de jeopolitik konum, saat farkı, kolay iletişim, hızlı teslimat, kalite ve uygun fiyat gibi avantajları ile uluslararası rekabette öne çıkıyor. Ayrıca ABD’nin Çin’e çeşitli ambargolar, vergi uygulamaları ve şu anda yaşanan pandemi, Türkiye züccaciye sektörünü, Çin’in daha büyük rakibi konumuna getirdi. Sektörün en büyük fuarı ZUCHEX Sourcing Week ile Host İstanbul, Türk ihraç ürünlerinin güçlülüğünü uluslararası pazarlara başarıyla taşıyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar