Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Yunan Basiretsizliği

Yunanistan, 20. yüzyılın başında İngiltere'nin provokasyonuna gelip Anadolu işgalinde hezimete uğramıştı. Tarihten ders alamadığından olsa gerek tam bir asır sonra bu kez de Fransa'nın provokasyonuna geliyor, Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’nin haklarına tecavüz etmeye yelteniyor. Yunanlıların adeta basireti bağlanmış.. Umarım içlerinde aydın vardır ve onlar öne çıkıp koyuldukları bu yanlış politikadan vaz geçirir..

Yunanistan, Fransa ve Avrupa Birliği'ni arkasına aldığını sandığından Ege ve Doğu Akdeniz'deki gerilimleri birleştirip Türkiye'yi sıkıştırma çabasında. Bu yüzden Atina, her geçen gün Doğu Akdeniz'deki gerilimi biraz daha tırmandırıyor.

Yunanistan, Askeri tatbikatlar yetmezmiş gibi, Meis Adası'na asker yığıyor.. Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu bizzat gidip Meis Adası'ndan dünyaya ve Türkiye’ye mesaj veriyor.

Mısır'dan sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile de münhasır ekonomik bölge anlaşması yapmaya hazırlanıyor.

Hatta Ege'de karasularını 12 mile çıkarmayı konuşarak gerilimi büyütüyor.

Bu hamlelerin hepsi de kuşkusuz Yunan yayılmacılığının adımları..  Dolayısıyla her biri için "savaş sebebi" nitelemesi yapılıyor.

Dünya güçlerinin yazdığı senaryoya göre Türkiye sözde küçük tavşan, Yunanistan da iyi yetiştirilmiş avcı köpeği rolünden çıkmamalı.. Türkiye ile Yunanistan arasında zaman zaman tetiklenen çözülmemiş klasik sorunların (adaların silahlandırılması, karasularının 12 mile çıkarılma girişimi, Batı Trakya ve Kıbrıs) anlamı bu.

ABD bu dönemde daha çok başkanlık seçimlerine odaklandı. AB yetkilileri ise bir yandan 'diyalog' diyor öbür yandan da yaptırım sopasını gösteriyorlar. Macron'un provokasyonu ile Alman Şansölyesi Merkel'in Türkiye ile Yunanistan'a diyalog başlatma çağrısı, iyi polis kötü polis oyunundan başka bir şey değil..

Oysa Ankara başından itibaren Doğu Akdeniz'de diplomasi ile hakkaniyetli paylaşım tezini gündeme getiriyor. Yunanistan bu diyalog çağrısına kulaklarını tıkayıp sürekli tek taraflı hamlelerle Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne sıkıştırmaya çalışıyor. AB ülkeleri de açıktan buna destek veriyor.  

Çok sürmez Eylül sonundaki AB liderler toplantısında Türk Yunan dövüşünün yönü, hızı ve ısısı netleşir. Şükür ki AB birleşip kışkırttıkları Türk Yunan gerilimini Haçlı Savaşı’na dönüştürecek halde değil..

Ne var ki AB, stratejik bir körlükle Türkiye'nin yeni dünya düzeninde denkleme girmesini hazmedemiyor, yeni Türkiye’yi nasıl konumlandıracağını bilemiyor. AB’nin Çin ve Rusya'nın yanı sıra Avrupa'ya tehdit olan "üçüncü bir imparatorluk" şeklindeki Türkiye söylemi sözkonusu algı zorluğu çekmesini gösteriyor..

NATO da Fransa ve Yunanistan'ın provokasyonuyla müttefiki Türkiye'yi ötekileştirecek mi?

AB'nin dünya siyasetinde etkisizleştikçe provokasyonlara açık hale gelmesini ve yanlış politikalara yönelmesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "dünyada artık kimse AB'yi bir değerler ve ilkeler birliği olarak görmüyor." cümlesiyle özetledi.

Atina ve Lefkoşe, bugüne kadar Ankara'nın AB ile müzakere sürecini kilitlemeye çalışıyordu; artık AB ile Türkiye arasındaki gerilimden kazanç elde etmeyi hedefliyor.

Yunanistan’ın basireti bağlanmış; çünkü AB ile Türkiye'nin yollarının ayrılması Yunanistan'ı cephe ülkesi durumuna düşürecektir. Atina'nın kışkırtıcılıktan vazgeçerek Ankara ile komşuluk hukukunu hatırlaması, Ege ve Doğu Akdeniz'de adaletli paylaşım ve ortak sorumluluk/güvenlik politikası uzun vadede lehine olmaz mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.