Net Para Politikası Ana Sorunları Çözer

para-politikasi.jpg

Yüksek ihracatla cari açıktaki daralmaya ve bütçe dengesine rağmen para politikasında yönetimsel yaklaşımlar Türkiye'nin CDS'lerini yükseltirken ekonomide artan dolarizasyon bağımlılığı piyasalarda derin volatiliteye sebep oluyor. Çözüm para politikasında acilen netliğin oluşturulmasından geçiyor.

Sedat YILMAZ

Enflasyon Türkiye dahil tüm dünyada büyük bir sorun olmayı sürdürüyor. Küresel ekonominin aşılama ve pandemi sürecinde normalleşmesi, merkez bankaları ile devletlerin netameli de olsa gevşeme politikalarında devam kararı ülke enflasyonlarını yükseğe taşıyor.

ABD’de yüzde 5,5, Avrupa’da yüzde 3,5, Asya’da ortalama yüzde 10’ları geçen enflasyon Türkiye’de de yüzde 20’lere dayanmış durumda. Türkiye, 185 ülke arasında enflasyondaki yükseklik açısından ilk 15’te yer alıyor.

Türkiye’de yükselen enflasyon Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimi merkezli gevşeme ve sıkılaştırma potasındaki para politikası ve piyasanın izlenen politikaya bir anlam verememesi belirsizlik oluşturuyor.

Yüksek ihracatla cari açıktaki daralmaya ve bütçe dengesine rağmen para politikasında yönetimsel yaklaşımlar Türkiye’nin CDS’lerini yükseltirken ekonomide artan dolarizasyon bağımlılığı piyasalarda derin volatiliteye sebep oluyor. Birçok analist ve ekonomist oluşan sorunlara karşı çözümün para politikasında acilen netliğin oluşturulmasından geçtiğini belirtiyor.

Enflasyonda beklentiler yüksek

Prof. Dr. Asaf Savaş Akat’ın da içinde olduğu birçok ekonomist, yükselen üretici fiyatları, açılmalar, ertelenen harcamalar, artan enerji, gıda ve emtia fiyatlarındaki yükselişler sebebiyle enflasyonda bir gerilemenin olmayacağı görüşünü paylaşıyor. Ekonomistler mevcut şartlar dahilinde yılsonu enflasyonunu da Orta Vadeli Program veya piyasa beklentileriyle nispi olarak örtüşebileceği üzerinde duruyor.

Makro seviyede görünüm bozulmalarının, ekonomideki başarıları gölgelediğini işaret eden uzmanlar, son güven endekslerinde yaşanan gerilemenin mevcut durumu ortaya koyarken olumsuzluğun merkezinde para politikalarında izlenen uygulamaların göze çarptığına dikkat çekiyor.

Giderek artan enflasyon, küresel riskler ve zayıf TL’ye karşılık faiz indirimlerindeki amacın piyasa iletişimiyle iyice açıklanmasının gerekli olduğunu belirten analistler, yüksek büyüme için oluşturulan politikaların dengede yürütülmesiyle artan dolarizasyon eğilimine set çekebileceğini, gelişmiş merkez bankalarının henüz gevşek politika yürütse de kısa vadede yükselen enflasyona karşı faiz artırmaya başlayacaklarını ve tahvil alımlarını azaltacaklarını dile getiriyorlar.

Politikada riskli uygulamalar

Duayen ekonomist Mahfi Eğilmez sanki Türkiye’nin bugünlerine işaret eden 7 Kasım 2019 tarihli “Krizden çıkışın anahtarı” başlıklı yazısında 2008 küresel krizinden sonra ABD başta gelişmiş ekonomilerin niceliksel gevşeme adı altında genişletici para politikası uyguladığını, enflasyon üretmeyen bu politikanın devamı yönünde kararın sürdüğünü hatırlatıyor.

Aynı yazıda Türkiye’nin 2008 krizi sonrası 2009’dan itibaren yüksek enflasyon ortamında ekonomik küçülme (slumpflasyon) sürecine girdiğini belirten ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin bu olumsuz durumdan çıkabilmek için yarı sıkı para politikası -ki buna enflasyon hedeflemesi deniyor – uygularken diğer yandan düşen büyümeyi canlandırmak için gevşek maliye politikasını tercih ettiğini bildirdi ve şu ifadeleri kullanıyor:

“Sonuç da politikaların çelişmesi gibi çelişkili oldu. Cari açık düştü, bütçe açığı arttı, enflasyon düştü, büyüme de düştü. Özetle ekonomi canlılığını, yatırımcı da yatırım iştahını kaybetti. 2019 yılında enflasyonda başlayan ve geniş ölçüde baz etkisine dayalı düşüşün ardından para politikasının gevşetilmesine de geçildi ve tek hedef ekonomiyi büyütmek oldu. Ne var ki enflasyonun hala dünya ortalamasının çok üzerinde olduğu bir ekonomide bu genişletici politika uygulaması oldukça riskli bir uygulama.”

Beklentiler iyi yönetilmeli

Yüksek enflasyon ve durgunluk yaşayan bir ekonomide enflasyonu düşürmek ve büyümeyi yükseltmek için birbiriyle çelişen iki hedefe birlikte ulaşabilmenin tek yolunun beklentileri olumlu yönde değiştirmek olduğuna vurgu yapan ekonomist Mahfi Eğilmez aynı yazıda, “Bu beklentileri olumlu hale getirmeden birbiriyle çelişen makroekonomik hedefleri birlikte çözmek mümkün değildir. Japonya bunun tipik örneğidir… Beklentileri olumlu hale getirebilmenin yolu insanlara gelecekte neler olacağını, bütün ayrıntılarıyla anlatan programlar açıklamaktan geçiyor” yorumunu yapıyor.

Aynı konuya farklı bakışlarla dile getiren diğer ekonomistler de Türkiye’nin halen ithalata bağımlı bir ihracatı olduğuna ve pandemi ortamında turizm gelirlerine bel bağlamanın yanlışlığına değiniyor.

Ekonomistler, sıkı para politikası uyguladığını belirten Merkez Bankası’nın hem faiz indirip hem de kredi musluğunu açık bırakmasının piyasa tarafından anlaşılamadığını, enflasyonun en bariz tetikleyicilerinden ithalatın kurdaki yükseklik sebebiyle yeni fiyat artışlarına yol açacağını böyle bir ortamda piyasaların sakinleşmesi için faiz indirimlerinin sürüp sürmeyeceğine dair TCMB’nin nasıl hareket edeceğini belirginleştirmesi gerektiğini söylüyor. Ekonomistler, TCMB’yi dünyaya göre gevşeme çizgisinde zamanlama hatası yapmakla eleştiriyor.

Enflasyona baskılar artıyor

Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz rotasının enflasyonist riskler taşıdığına vurgu yapan Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan da faiz indirimini normalde zora sokabilecek etmenlerin düşmeyen enflasyon, ilave riskler ve zayıf lira ekseninde yoğunlaştığını belirterek, “Buna karşılık, hükümetin yüksek ekonomik büyüme sağlanması ve ticari kredi mekanizmasında gevşeme oluşması için faizlerin düşürülmesi yönündeki talebi devam ediyor” diyor.

Özellikle, TL’nin zayıf getiri pozisyonunun dolarizasyon ağırlığını artıracağını ve artan kurların da enflasyonun yükselişinde ciddi etkisi olan ithal maliyetler kaynaklı baskıyı yükselteceğini düşündüklerini dile getiren Enver Erkan, son 1 aylık dönemde oluşan kur oynaklığı artışı ve bozulan enflasyon beklentilerinin erken bir gevşeme döngüsü ne dahil olabileceğini gösterdiğini, TL’nin yatırım cazibesinin giderek azaldığını, gelişmiş merkez bankalarının faiz artırma veya tahvil alımında azaltıma geçeceği konuşulan bir ortamda TCMB’deki tamponların daha gevşek olduğuna dikkat çekiyor.

Enflasyonun yükselmesi ve TL’nin yeni dip seviyelerde fiyatlanmasının yerel açıdan en kritik meydan okuyucu faktörler olarak öne çıktığını belirten Enver Erkan, artan enerji ve emtia fiyatlarının Türkiye için bir dezavantaj teşkil ettiğini, dolayısıyla ülkede parasal gevşeme için gerekli ekonomik durumun sağlanmış olmadığını kaydediyor.

Mart ayından bu yana yüzde 20’lere yakın değer kaybeden TL’deki olumsuzluğu sadece küresel fiyatlama eğilimleriyle açıklamanın zor olduğunu, ayrıca tahvil piyasasında yükselen faizlerin borçlanma maliyetlerini düşürücü bir etki oluşturmaktan uzak olduğunu dile getiren Enver Erkan, “Söz konusu politika patikasının yaratabileceği finansal piyasa baskısı ve oynaklığının ise yeniden sıkılaşma gerekliliğini artırması çekincesini de belirtmek isteriz” değerlendirmesini yapıyor.

S&P uyardı ama notu da teyit etti

Türkiye’nin uyguladığı para ve maliye politikalarına yönelik analiz yapan uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), mevcut ekonomide kredi notunu teyit etti, görünümü değiştirmedi. S&P, halihazırda Türkiye'nin döviz cinsinden kredi notunu “B+”, yerel para birimi cinsinden kredi notunu “BB-“ ve kredi notu görünümünü ise “durağan” olarak belirledi.

Not değerlendirmesinde Türkiye ekonomisinde yaşanan son gelişmelere rağmen, para politikasının öngörülemez olduğunu açıklayan S&P, Türkiye'nin ödemeler dengesi pozisyonunu hâlâ zayıf olarak gördüklerini açıklıyor. S&P açıklamasında ayrıca, Türkiye’deki enflasyon oranının, kuruluşun derecelendirdiği 137 ülke arasında en yüksek enflasyon oranına sahip 8’inci ülke olduğu kaydedilirken, büyük ölçekli kredi teşvikinin ardından, zayıflayan aktif kalitesinin bankacılık sistemi üzerinde baskı oluşturabileceği ifade edilmesi dikkat çekiyor.

S&P raporunda kredi notunun yükselmesi için, “Türkiye’nin ödemeler dengesi pozisyonu, özellikle merkez bankasının net döviz rezervleri tahminlerimizin ötesinde güçlenirse, bir yükseltme düşünebiliriz. Kamu politikasının sürdürülebilir ve para politikasının etkinliğini gözlemlersek de notları yükseltebiliriz” cümleleri öne çıkıyor.

Türkiye’nin kredi notu ile not görünümünü teyit etmesine karşılık para politikasına dikkat çeken uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P son raporunda “Türkiye’nin ödemeler dengesi pozisyonu, özellikle TCMB’nin net döviz rezervleri tahminlerimizin ötesinde güçlenirse, not ve görünümde bir yükseltme düşünebiliriz. Maliye politikalarının sürdürülebilir ve para politikasının etkinliğini gözlemlersek notları yükseltebiliriz” ifadelerini kullanıyor.

TCMB piyasadaki belirsizliği kaldırmak zorunda

Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizleri beklentilerin üzerinde sürpriz şekilde 200 baz puan indirerek politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya çekmesi döviz ve altın piyasalarında yüksek dalgalanmalara sebep oldu.

Hafta içi akaryakıt ürünlerine yapılan zamlar ve hafta başından itibaren benzinin yeniden 44 kuruş zamlanacak olması da enflasyonun artışına önemli etkenler olarak gösteriliyor.

TCMB’nin son faiz kararı sonunda 9,66 liraya kadar çıkan dolar kuru sebebiyle birçok uluslararası banka ve finans kuruluşu yılsonu dolar kuru beklentilerini yükselttiği gözleniyor.

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun 28 Ekim’de sunumunu yapacağı yılın son enflasyon raporuyla piyasaları yatıştırıcı mesajlar vermesi ekleniyor.

Piyasa analistleri TCMB’nin faiz indirim kararını, önden yükseleme faiz indirimi olarak değerlendirirken uygulamada kur ve enflasyonun dışında başka bir şeyin düşünülebileceğini belirtiyor. Enflasyonun yılsonuna doğru baz etkisinin de kalkacağını, enflasyonu aşağı çekecek bir faktörün olmadığını gözlemlediklerini belirten analistler, faiz indirimlerine rağmen gelecek dönem için enflasyon görünümünde seyrin yükseliş olacağına vurgu yapıyor.

TCMB’nin PPK karar metninde sınırlı alan söylemiyle bir nebze belirsizliği ortadan kaldırsa da henüz para politikasının nasıl yürüyeceğine dair bilinmezliklerin devam ettiğini, TCMB’nin burada piyasayı aydınlatması ve ikna etmesi durumunda piyasaların sakinleşeceğini belirten analistler, buna rağmen enflasyon göstergeleriyle birlikte enflasyonun daha altında bir politika faizi ile karşı karşıya kalmış durumda olunacağını kaydediyor.

Söz konusu gelişmeler sonucu yurtiçi piyasalarda Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,99, altının gram satış fiyatı yüzde 6,28, dolar/TL yüzde 4,43, euro/TL yüzde 4,75 değer kazandı. Piyasalarda 1000 TL’lik bir yatırım borsada 1049,9 lira, dolarda 1044,3 lira, euroda 1047,5 lira ve altında 1062,8 lira oldu.

25-29 Ekim haftasında piyasalar, Türkiye’de kapasite kullanım, reel kesim güven endeksi, dış ticaret dengesi, Merkez Bankası (TCMB) yılın son enflasyon raporu takip edilecek. TCMB 4. Enflasyon raporuyla nasıl bir politika çizeceğinin bilgisini paylaşacak.

Yurtdışında Almanya’da işsizlik, TÜFE, GSYH, Euro Bölgesi’nde tüketici güveni, Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararı, TÜFE, GSYH, Amerika’da (ABD) işsizlik maaşı başvuruları, yıllıklandırılmış GSYH, GSYH fiyat endeksi, bekleyen konut satışları, PCE fiyat endeksi, Michigan tüketici güven endeksi piyasaların takibinde olacak.

Söz konusu gelişmeler dahilinde piyasalardaki durum şöyle oluştu:

BIST 100… Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi en düşük 1.407,87, en yüksek 1.484,89 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışına göre yüzde 4,99 artarak 1.479,93 puandan tamamladı. Borsanın yukarı yönlü hareketinde TCMB’nin 200 baz puanlık faiz indirimi etkili oldu. TCMB’nin faiz indirimlerini agresif olmasa da sürdüreceği tahminleri borsaya ilgiyi artırıyor. Zaman zaman kâr satışlarının oluşabileceği borsada 1450 puan pivot görevi yapıyor. Endeksin güçlü şekilde 1480’lerin üzerine çıkması 1500’lerin üzerini gündeme getirebilir. 1450 desteğinin altı ise yeniden 1410’lu seviyeleri oluşturabilir.

DOLAR/TL… Uluslararası dolar endeksi 93’lerde olmasına rağmen TCMB’nin faiz indirimi ABD parasını en yüksek 9,66 liralara kadar taşıdı. Kur 4,43 değer kazanarak haftayı 9,6020’den kapattı. TCMB’nin enflasyon raporuna kadar kurdaki salınıp bu seviyede devam edeceğe benziyor. Kurda 9,30 kuvvetli destek, 9,80 ise kuvvetli direnç olarak öne çıkıyor.

EURO/TL… Euro/dolar paritesinde Ekim ayı başından bu yana 1,15’lerin yüzde 1,16’la yükselmesi euro/TL’yi de olumsuz etkiledi. Ancak euro’daki asıl çıkış TCMB’nin 200 baz puanlık faiz indiriminden sonra geldi. Haftalık bazda yüzde 4,75 getiri sağlayan kur kapanışını 11,1780 liradan yaptı. 10,99’lar güçlü destek, 11,2’ler ise güçlü direnç konumunda olduğu gözleniyor.

ALTIN… TCMB’nin faiz indirimi en çok altına yaradı. Dolar destekli altın yurtiçinde yüksek seviyelere ulaştı. Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 6,28 kazançla 558,20 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 6,23 artışla 3.698,00 liraya yükseldi. Geçen hafta sonu 850,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı da 903,00 liraya çıktı. Altındaki seyir yurtdışı piyasalardan bağımsız dolara bağlı devam edeceği tahminleri yapılıyor. Ons altın 1792 dolar seviyesini korurken yurt içinde gram altında 900’lü işlemler korunacağa benziyor. Ons altında direnç 1805 dolar, destek ise 1785 dolarda. 566 liraya kadar gram altında 550 lira desteği ve 570 lira direnci takip edilebilir.

PETROL… Rusya ve Doğu Avrupa’da artan salgın vakalarıyla yeniden kapanmalar büyüme endişelerini beraberinde getirirken Çin’in kömür fiyatlarındaki sert yükselişi kontrol etmesi enerji piyasasında fiyatları aşağı çekse de 85,50 dolardan işlem gören brent petrolde güçlü yükseliş sürüyor. Batı Teksas Petrolü (WTI) de 83 dolar seviyesine dayandı. 84 dolar desteğinde hareket eden brent petrolde direnç 86 dolar, 82 dolar desteğindeki WTI’da ise diren 84 dolar.

KRİPTO PARA… Bitcoin kripto para pazarında lokomotifliğe devam ediyor. ProShares Bitcoin Strategy Borsa Yatırım Fonu’nun New York borsasında işlem görmeye başlamasının ardından Bitcoin, Perşembe günü 66 bin doları aşarken altın cinsinden değeri de 1 kilo 48 gram altına kadar ulaştı. Bitcoin’de 90 bin dolarlı rakamlar telaffuz edilmeye başlandı. Ancak Bitcoin’in 66 bin doları aşmasıyla satışlar geldi ve 61 dolara kadar geriledi. Bitcoin haftalık bazda yatırımcısına yüzde 0,29 kazandırdı. Bu hafta Ethereum yüzde 3,11 değer kazanırken piyasada en fazla değer kazanan yüzde 24,28 ile Solana oldu. Ripple ise sürpriz yaparak haftalık bazda yüzde 5,23 geriledi.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.