F.B.K., sana söylüyorum; tüm siyasiler, siz anlayın!

img-1783.jpeg

F.B.K., sana söylüyorum; tüm siyasiler, siz anlayın!

İhaleye fesat karıştırmayı, beytülmali yağmalamayı ve bu usulsüzlüklerin üzerini örterek Ahiretteki hesaptan kaçabileceğini sana kim telkin etti? Birlikte nüfuz ticareti yaptığın suç ortaklarının, o Büyük Hesap Günü’nde seni kurtaramayacağını idrak edemiyor musun?

Nedir bu doymak bilmeyen dünyalık hırsı? Bugüne kadar elde ettiklerin yetmedi mi? Hangi meşru ihtiyacın eksik kaldı da kamu hakkına el uzattın?

Hangi siyasi veya bürokratik zırha bürünürsen bürün; bu dünyadaki dokunulmazlığın kabir kapısında bitecektir. O karanlıkta "Bu serveti nereden ve nasıl kazandın?" suali sorulduğunda seni hangi avukat savunacak; seni hangi siyasi güç veya statü kurtaracak?

Toplumun bir kesimi ki bunların çoğu sana inanan ve oy veren insanlardır, darlık ve yokluk çekerken, senin gayrimeşru yollarla servet artırman vicdanını hiç mi sızlatmadı? Başkalarının fakirliğine sebep olan bir düzenin aktörü olarak masumların ümidini ikbaline kurban ediyorsan, senin yozlaşmış yapılardan ne farkın kaldı?

Bu dünyada adaletle arınmayanlar, hırsızı ve arsızı himaye edenler…

Aynı sıraları paylaştığın ve hâlâ dürüstlüğünden taviz vermeyen yol arkadaşlarının yüzüne nasıl bakacaksın?

Sen ve senin gibiler, müminlerin hüsnüzanını ve itimadını boşa çıkarıyorsunuz. İnsanların dine ve dindar şahsiyetlere şüpheyle bakmasına sebep olarak en büyük vebali üstleniyorsunuz.

Bu dünyada adaletle arınmayanlar, hırsızı ve arsızı himaye edenler; Ahkemül-Hâkimîn olan Allah’ın huzurunda yapayalnız, çaresiz ve müflis bir halde hesap vereceklerdir.

"Bizi aldatan bizden değildir"

Hz. Peygamber (s.a.v.), bir avuç ıslak ürünü gizleyip halkı aldatan tüccara "Bizi aldatan bizden değildir" buyurmuşken; kul hakkını ihlal ederek bütün bir toplumun güvenini ve geleceğini çalanlar kimin izinden gitmektedir ve kimlerdendir?

Nedir bu bitmek tükenmek bilmeyen makam, ikbal, ihale, kat ve yat sevdası?! Birilerinin sırtına basarak tırmandığınız o zirvelerden bakarken samimi ve adanmış insanların fedakârlıklarından hiç mi utanmıyorsunuz?

Siyaset, ticaret, cemiyet, cemaat hayatında nerede duracaksanız şahsiyetinizle durun; fakat bu kirli işlerinizi Müslüman görüntüsü arkasına saklamayın!

Ve sakın ola ki "Şimdi bunu yazmanın zamanı değildi" demeyin.

Yarası olmayanlar gocunmasın; hatta sesimize, sözümüze, çağrımıza destek versin.

Her yapılanın yanına kâr kalması, "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışı yetsin artık; kimse kimseye rol yapmasın, samimi ve dürüst olsun.

Dost acı değil, doğru olanı söyler.

Aksi takdirde ne siz ne de biz, Hûd Suresi 112. ayeti ve kendisini bu ayetin ihtiyarlattığını ifade eden Peygamber’i anlamış oluruz.

Bu Bir Başlangıç Olmalıdır!

Gelişen süreçte, kendi partisinden insanların yaşanan yanlışa ve usulsüzlüğe sahip çıkmak yerine bunu açıkça kınaması, sorgulanmasını ve yargılanmasını talep etmesi son derece doğru ve memnuniyet verici bir adımdır. Ancak bu duruş sadece tek bir adımla kalmamalı; bir milat, bir başlangıç olmalıdır. Aynı hataya, aynı yanlışa düşen başka kimler varsa; makamı ve mevkisi ne olursa olsun hepsine tek tek gereği yapılmalıdır.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken hayati bir husus vardır: Bir tarafın yanlışı, diğer tarafın ahlaksızlığının ve yolsuzluğunun üzerini örtmek için mazeret olamaz! Tavır kesinlikle samimi olmalı, asla ikircikli olmamalıdır.

Rakip partide veya karşı tarafta olunca hemen "Bakın hırsızlar!" diye feryat edenler; diğer yanda biri eşi, dördü de mahrem ilişkiler kurduğu farklı kadınlar olmak üzere "beşi bir yerde" düzen kurup kamu malını çarçur edenleri görmezden gelmektedir. Ancak gözlerini kapayanlar sadece kendileri görmemiş olur; kamuoyu her şeyi görmektedir!

"Yol arkadaşları yargılansın"

Bir yanda hakkındaki iddialar karşısında istifa eden bir siyasetçi ve "Yol arkadaşları yargılansın" diyenler varken; diğer yanda yolsuzluk iddiasıyla tutuklanıp yargılandığı halde bırakın istifayı gözü çok daha yükseklerde olan yüzsüz bir adam bulunuyor!

Bize gereken, amansız ve tarafsız bir "Temiz Eller" operasyonudur!

Çıkıp "Ben cumhurbaşkanı adayıyım" diyor. Rahmetli Ömer Lütfi Mete ne kadar doğru söylemiş: "Ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltmez. Ahlakımız düzelmedikçe, ahlak siyasete egemen olmadıkça memleket de düzelmez asla!"

Gelinen noktada; ucu kime dokunursa dokunsun partisine, ideolojisine veya unvanına bakılmaksızın usulsüzlük ve yolsuzluk kim tarafından yapılmışsa hesabı istisnasız sorulmalıdır. Bize gereken, amansız ve tarafsız bir "Temiz Eller" operasyonudur!

İşletilen bu süreç sadece belirli belediye başkanları ile sınırlı kalmamalı; dokunulmazlıklar kaldırılmalı ve hangi siyasi partiden olursa olsun her sorumlunun üzerine kararlılıkla gidilmelidir.

Yetki sahipleri adalet mekanizmasını tarafsızca işletmeli ve sorumlulardan hesap sormalıdır!

İçinde Allah korkusu olan her idareci kıyam etmeli; kamu kaynağını haksızca zimmetine geçiren, usulsüz kazanç sağlayan kim varsa, gasp edilen tüm imkânlar halka iade edilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Eraslan Arşivi